Google arama pdf

Derin Devletin Tarihi

2020.10.03 11:00 sum-poopins Derin Devletin Tarihi

Derin Devletin Tarihi
Çoğunuz bunu bilmiyordur ama derin devlet teriminin ortaya çıkışı ilk olarak Türkiye'de, Susurluk Skandalı'yla olmuştur. Daha sonra Türkçeden diğer dillere geçmiştir. Bu açıdan tarihi bir önemimiz var. Peki Türkiye'de derin devlet dediğimiz şey tam olarak nasıl gelişmiştir? İşte bu sorunun cevabının bir özetini çıkardım. Çok kapsamlı ve detaylı bir konu olduğu için sadece önemli gördüğüm olaylar ve dönüm noktaları var. Gözümden kaçan şeyler olduysa affola.
---
- ABD, 2. Dünya Savaşı sonrasında, Truman Doktrini kapsamında kimi ülkelerde anti-komünist güçler oluşturuyor.
- Bu program dahilinde, Alparslan Türkeş'in aralarında bulunduğu 16 Türk askeri 1948'de ABD'ye eğitim için yollanıyor.​ Orada özel harp eğitimi alıyorlar ve kimi iddialara göre CIA onları kendi bünyesine katıyor.
- NATO ve Western Union tarafından oluşturulan Gladyo Operasyonu kapsamında, Türkiye'de 27 Eylül 1952'de Seferberlik Tetkik Kurulu (STK) kuruluyor. Bu organizasyonun amacı "kontr-gerilla" faaliyetleri gerçekleştirmek. Bir başka deyişle, SSCB'ye karşı direniş oluşturmak. STK'nın çekirdeğini bu 16 asker oluşturuyor.
STK'nın yapısı hücresel bir şekilde kurulmuş. Her hücre, yani her birim, emir geldiğinde kendi başına hareket edebiliyor. Eğitim verilenlerin bir kısmı ordunun içinde, bir kısmı sivil hayatta devam ediyor.
"Bana bunu​ Genelkurmay İstihbaratında çalışmış olan Amiral Sezai Orkunt söyledi. Abdi, bazı sivillere Kontrgerilla eğitimi verildiğini öğrenmiş ve Ankara'ya gidip bunu CIA Ankara İstasyon şefi ile konuşmuş," diyor, Çetin Altan.
Kontrgerilla eğitimi alanlara, silah, ödenek veya doğrudan bir görev verilmiyor. Bir emir gelene kadar normal hayatlarını sürdürüyorlar fakat emir geldiğinde bu uyuyan hücreler harekete geçiyor.
Bu kuvvetler doğuda yoğunlaşmış durumda çünkü istilanın o taraftan gelmesi bekleniyor.
- 1950'de Komünizmle Mücadele Derneği'nin ilki kuruluyor​ (1950’de Zonguldak’ta, 1956’da İstanbul’da ve 1963’te İzmir’de kurulmuşlardır. Aynı zamanda 1962-1963 sırasında Erzurum'da da bir dernek kurulmuştur ve Fetullah Gülen kurucuları arasındadır​).
Bu dernekler, aşırı milliyetçi hareketin merkezini oluşturuyordu ve 'komando kamplarının' kurulmasına önderlik ettiler​. 1960'ların sonuna kadar, cinayetlere, provakasyonlara ve katliamlara karışmış pek çok kişi bu kamplarda yetiştirildi.
- 1955'teki ünlü 6-7 Eylül olaylarını, yani İstanbul'da azınlıkların kitlesel bir şekilde saldırıya uğramasını ve yağmalanmasını, STK planlıyor ve gerçekleştiriyor.
Genelkurmay İstihbarat başkanlığı ve Milli Güvenlik Kurulu'nda üst düzey görevlerde bulunmuş Sabri Yirmibeşoğlu, bunu "muhteşem bir örgütlenme"​ olarak anıyor.
- 1965'te STK kapanıyor ve onun yerini Özel Harp Dairesi (ÖHD) alıyor. ÖHD'nin çekirdeğini, Türkeş'in de aralarında bulunduğu, ABD'de özel eğitim almış 16 asker oluşturuyor.
Özel Harp Dairesi'nin merkezi, Amerikan Askeri Yardım Heyeti'yle aynı binada bulunuyor.
- 1966'da Türkeş tarafından Ülkü Ocakları kuruluyor.
- 1969'da Türkeş, Milliyetçi Hareket Partisi'ni kuruyor.
MHP ve onun uzantısı Ülkü Ocakları'ndan çıkan kişiler, pek çok derin devlet operasyonuna katılıyor.
- 1971 darbesinde gazeteci Uğur Mumcu tutuklanıyor ve işkenceye uğruyor. Mumcu, işkencecilerinin "Biz kontrgerillayız. Bu devletin cumhurbaşkanı bile bize dokunamaz," dediğini yazmıştır.
- 1971 darbesinde işkenceye uğrayan Murat Belge, daha sonra ÖHD'nin devamı olan JİTEM'i kuracak olan Veli Küçük'ün kendisine işkence ettiğini söylemiştir.
- 1974'te, dönemin başbakanı olan Bülent Ecevit, kontrgerillaların varlığını Türkiye'ye duyuruyor. Bu olay şöyle gerçekleşiyor.
Dönemin Orgenerali Kemal Yamak' göre "ABD [ÖHD'ye] her yıl 1 milyon dolar gönderiyormuş. Anlaşmazlık çıkınca ihtiyacın örtülü ödenekten karşılanmasına karar verilmiş. 1974'te Ecevit'e brifing vermek zorunda kalmışlar." 'O güne kadar bu daireden Başbakan'ın bile haberi yoktu' diyor Yamak... Yani ÖHD, tam 22 yıl sivil otoriteden gizli tutulmuş."
- Ecevit, bu yapılanmanın soruşturulması için ısrarlarda bulunuyor ve bunun sonucu olarak 1977'de İzmir'deki hava alanında suikast girişimine uğruyor. Bu olaylarla ilgili şunları söylüyor.
"Ben, böyle bir örgütün varlığını ilk açıklamış bir politikacıyım ve bunun bedeli olarak da, ben ve eşim birkaç suikast girişimiyle karşılaşmıştık; ama, onları göze aldık, almak gerekiyordu. Bugün, bu soruna daha rahatlıkla çözüm getirilebilir; yeter ki, siyasî iradeyi elimizde bulunduralım ve o iradeyi gösterelim."
Gazeteci Faruk Mercan bu olaylarla ilgili şunları söylüyor.
"Ecevit'in sözünü ettiği suikast girişimi 1977 seçimleri öncesinde İzmir'de havaalanında meydana geldi. Ecevit, Çiğli Havaalanı'nda uçaktan inince, İzmir Emniyeti'nde görevli bir polis memurunun silahından çıkan kurşun yanındaki Ahmet İsvan'ın dizine isabet etti. Polis memuru kaza sonucunda yaralamaya sebebiyet suçundan üç ay hapis yattıktan sonra görevine iade edildi, ama iddialara göre mermi bir suikast mermisiydi ve silah Özel Harp Dairesi'ne kayıtlıydı."
- 1977'de, Ankara Cumhuriyet savcısı Doğan Öz, Bülent Ecevit hükümetine Türkiye tarihindeki ilk kontrgerilla raporunu sunuyor. Raporda bazı gizli örgütleri, asker yönetiminin ülkeyi ele geçirmesi için kaos ortamı hazırlamakla suçluyor. Rapordan bası kesitler.
"Gerçek olan şudur: Ülkemizde tek seçenek olarak kurulan Ecevit hükümetine ve onun demokrasiye bütün gerekleri işlerlik kazandıracağına olan umutları kitlelerde yok etmektir. Bu duyguların yerine, baskıcı (faşizan) düzeni gündeme getirmek ve bütün unsurlarıyla yürürlüğe koymaktır. Böylece, ABD ve çok uluslu ortaklılıklar, Ortadoğu sorununu büyük ölçüde çözmek amacını gütmektedirler.
Bize göre, bu sonuca ulaşmada CIA, AID, İran ve İsrail gizli haber alma örgütleri, kontrgerilla gibi gizli örgütler yönlendirmekte olup; bu örgütler, 1. ve 2. MC ile devlet aygıtını geniş ölçüde kendi amaçlarına uygun bir biçimde dönüştürerek, demokrasi düşmanı akımları iktidar etmeyi öngörmüşlerdir.
Kontr-gerilla, Genel Kurmay Harp Dairesine bağlıdır.
Kontr-gerilla, il ve ilçelerde seferberlik işlemini yürüten kurum olarak, askerlik şubelerince yönetilmektedir. Bu konuda en çok, aşamalı eğitimden geçen astsubaylar kullanılmaktadır.
Sivil güvenlik güçleri içinde de MİT elemanları ve 1. Şube görevlileri kullanılmaktadır.
Her iki kesimde ortak çalışma olarak;
  1. Gerillaya karşı eğitim, (O inanç vardır ki, goşist sol hareketleri de bunlar yönlendirmekte ve sonra da bu örgütlere karşı savaşım vererek, tabanı kazanmakta, böylece demokrasiye karşı olan eğilimleri geliştirip örgütlemektedir.)
  2. İdeolojik eğitim,
  3. Halk içinde gelişme ve halktan kadrolar oluşturma eğitimi vermektedir.
Bütün bu çalışmalar, siyasal planda MHP ve onun kadrolarınca yönetilmektedir."
Raporun kimi kısımlarına daha ulaşmak için buraya tıklayın.
- 24 Mart 1978'de savcı Doğan Öz, soruşturmasını tamamlayamadan, derin devlet adına çalışan ülkücü Haluk Kırcı tarafından öldürülüyor​ (Doğan Öz'ün yazdığı rapor şu an kayıp).
- 1978'de, derin devlet adına çalışan, savcı Doğan Öz'ün katili ülkücü Haluk Kırcı ve ülkücü lideri Abdullah Çatlı'nın da içinde bulunduğu MHP'li bir grup, Bahçelievler'de 7 solcu öğrenciyi boğarak öldürüyor. Bu olay aynı zamanda Bahçelievler Katliamı olarak da bilinmektedir (Haluk Kırcı, 7 kez idama mahkum edilmiş ama cezası gerçekleştirilmemiştir. 2015 yılında tahliye edildi).
- 1979'da, CHP milletvekili Süleyman Genç, ÖHD'nin etkisinin orduya zarar verdiğini ve ÖHD'nin derin devletin merkezi olduğunu söylüyor. Konunun soruşturulması için meclise ısrar ediyor fakat dönemin başbakanı Bülent Ecevit konuyu daha fazla üstelememesini söylüyor. 5 Ocak 1979'da, Genç'in evi bombalanıyor.
- 1 Şubat 1979'da, gazeteci Abdi İpekçi, ülkücü ve derin devlet suikastçısı Mehmet Ali Ağca tarafından öldürülüyor.
- 12 Eylül 1980'de, savcı Doğan Öz'ün öngördüğü gibi, askeri darbe gerçekleşiyor.
1970-1980 arasındaki çatışma sürecinde, 5000​ ile 6000​ arasında vatandaş öldürülüyor. Bu sayılarda solcuların payı da olsa, çoğunu ülkücüler öldürüyor.
- 9 Ekim 1980'de, Abdi İpekçi cinayetinden dolayı içeride yatan Mehmet Ali Ağca, cezasını geçirdiği hapishaneden, Abdullah Çatlı'nın da yardımıyla​, derin devlet tarafından kaçırılıyor ve papaya suikast girişiminde bulunuyor (Mehmet Ali Ağca, 2010'da tahliye edildi). Suikast girişiminin gerçekleştirilmesinde Çatlı'nın rolü olduğu da söyleniyor​.
- 1987'de, mafya patronu Alaattin Çakıcı, MİT'e katılıyor.
Dönemin MİT yöneticisi Mehmet Eymür "Çakıcı’yı belki de kullanan ilk insan benim," diyor.
MİT’in operasyon görevlisi Yavuz Ataç ise şunları söylüyor.
“Mayıs 1987’de Silahlı Kuvvetler’den ayrılıp Milli İstihbarat Teşkilatı’nda Güvenlik Dairesi Şube Müdürü olarak göreve başladım. İki ay sonra amir makamlar beni Çakıcı ile tanıştırdı. Bu kişi ile yaptığımız çalışmalar yurt dışı görevine ilişkindir...1987 tarihinde ben Alaattin Çakıcı ile tanıştırıldığımda bu kişi zaten 6—7 suçtan dolayı aranan birisiymiş o sırada.”
(Devlet Bahçeli, 2010'lu yıllarda Çakıcı'yı hapishanede ziyaret etmiş ve salınmasını istemiştir​)
- 18 Haziran 1988'de, dönemin başbakanı Turgut Özal, derin devlete çalışan ülkücü Kartal Demirağ​ tarafından suikast girişimine uğruyor. Özal, suikast öncesi dönemde derin devlet hakkında kamuya demeçler veriyordu​. Ecevit'ten beri bunu açıkça yapan ilk başbakandı.
İddialara göre, suikast emrini ülkücü general Sabri Yirmibeşoğlu veriyor. Daha sonra MGK üyesi olan Yirmibeşoğlu, iddiaları öğrenen Özal tarafından emekliliğe zorlanıyor.
- 1992'de ÖHD kapanıyor ve onun yerini, zaten bir süredir aktif olan Jandarma İstihbarat ve Terörle Mücadele Teşkilatı (JİTEM) alıyor (JİTEM'in varlığı 2005'e kadar resmi olarak reddedilmiş fakat 2005'te JİT isminde resmi olarak da kurulmuştur).
- Uğur Mumcu, TSK'nın sahibi olduğu 100.000 ateşli silahın nasıl olup da Kuzey Irak'taki Kürt Lideri Celal Talabani'nin eline geçtiğini araştırmaya koyuluyor (Talabani 2005-2014 arasında Irak cumhurbaşkanlığını yapmıştır). Mumcu, 8 Ocak 1993'teki Ültimaton isimli yazısında​, "Kürt milliyetçileri ile istihbarat ajanları arasındaki ilişkilere ışık tutacak ilginç belgeler açıklayacağını" söyledikten 16 gün sonra, 24 Ocak 1993'te öldürülüyor.
- 1993'te, Kürt sorununu barışçıl ve siyasi bir şekilde çözmeye çalışmak için, dönemin cumhurbaşkanı Turgut Özal, MGK üyesi general Eşref Bitlis ve Özal'ın danışmanı eski bakan Adnan Kahveci, Kürt sorununa yönelik bir reform paketi hazırlıyor.
- 5 Şubat 1993'te, Adnan Kahveci bir trafik kazasında ölüyor.
- 17 Şubat 1993'te, Eşref Bitlis, uçağının düşmesi sonucu ölüyor. Bunun buzlanma sonucu olduğu iddia edilse de, ODTÜ'nün de, İTÜ'nün de hazırladığı raporlarda buzlanmaya dair delil bulunmuyor.​ Sabotaj ihtimaline değiniliyor.
- 17 Mart 1993'te, Özal hükümeti PKK ile bir ateşkes anlaşmasına varıyor ve barış konuşmaları başlıyor.
- 17 Nisan 1993'te, Turgut Özal kalp krizi sonucu ölüyor. Yakınlarının ifadeleri zehirlenme ihtimaline işaret ediyor. Yıllar sonra Özal'ın cesedi çıkarılarak yapılan incelemelerde, ölüm sebebi kesin belirlenemese de, zehirli maddeler olan kadmiyum ve DDT'ye rastlanıyor.
Özal'ın da ölümüyle beraber barış konuşmaları sekteye uğruyor.
- 24 Mayıs 1993'teki PKK pususuyla beraber barış süreci tamamen sona eriyor. Devlet yetkililerinin açıklamalarına rağmen, pusuyu PKK üstlenmiyor.
Bu noktadan sonra savaş daha da şiddetleniyor.
- 25 Haziran 1993'te Tansu Çiller başbakan oluyor.
Cumhurbaşkanı Demirel ve Başbakan Çiller'in yönetiminde, Özal'ın karşı çıkmış olduğu Kale Planı devreye sokuluyor. Bu plan dahilinde, PKK ile savaş için "her türlü yola" başvuruluyor​.
- 4 Ekim 1993'te Çiller şu açıklamayı yapıyor.
"Elimizde PKK'ya yardım eden iş adamı ve sanatçıların listesi var. Bunları daha önce de uyardım. Hala aklını başına almayanlar var. Herkesin önünde açık açık söylüyorum. Eli kanlı terör örgütüne maddi ve manevi destek verenler ya ayağını denk alsın ya da hadlerini bildireceğiz. Terör ya bitecek, ya bitecek!"
Bu olay Çiller'in Listesi olarak biliniyor.
Açıklamayı takip eden ayda, yaklaşık yüz kişi, üniformalı komandolar tarafından polis arabalarıyla kaçırılıyor ve öldürülüyor.
Derin devletin adamı, ülkücü lider Abdullah Çatlı, listedeki isimlere şantaj yapıyor ve para karşılığı isimlerini silmeyi teklif ediyor. Kurbanlardan birisi Behçet Cantürk, Çatlı'ya 10 milyon dolar ödüyor. Bir başkası, 'Kumarhaneler Kralı' Ömer Lütfü Topal 17 milyon dolar ödüyor. Ancak parayı alan Çatlı bu kişileri kaçırtıyor ve öldürtüyor, kimi zaman önceden işkence de ettiriyor.
- Bu dönemde, Hizbullah, polis desteği ve askeri eğitimle, PKK'ya karşı destekleniyor.
- 4 Kasım 1993'te, JİTEM'in kurucularından birisi olan ve emekli olmuş Cem Ersever suikastle öldürülüyor. Ersever, emekli olduktan sonra basına JİTEM'deki aktiviteleri hakkında konuşmaya başlamıştı.
1993 yılında gazeteciler, cumhurbaşkanı da dahil yüksek derecede devlet yetkilileri ve diğer önemli kişilerin uğradığı suikastler ve şüpheli ölümler, daha sonraki soruşturmalarda bir "gizli 1993 darbesi" söylemini oluşturmuştur.
- 3 Kasım 1996'da Susurluk Kazası veya başka bir isimle Susurluk Skandalı meydana geliyor.
Interpol tarafından kırmızı bültenle aranan ülkücü lider ve suikastçı olan Abdullah Çatlı, İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı olan Hüseyin Kocadağ ve Çatlı'nın kız arkadaşı ölüyor. DYP milletvekili Sedat Edip Bucak yaralı olarak kurtuluyor. Kazada 'devlet, siyaset ve mafya' ilişkileriyle beraber derin devletin suçları ortaya çıkıyor.
Kaza sonucu açılan soruşturmalardan çıkan kimi bilgiler şunlardır.
a) Devlet, uyuşturucu ticaretinin içine oldukça fazla girmiş bulunmaktadır. Türkiye'deki uyuşturucu ve özellikle o dönemde önemli olan eroin ticaretini büyük oranda kontrol etmektedir. Devlet yetkilileri bu ticaretten kazandıkları milyarlarca doları cebe atmışlardır​.
Uyuşturucu ticaretinin boyutunun anlaşılması için şu sayılardan bahsetmek yararlı olacaktır​: O zamanlarda Türkiye'deki eroin ticaretinin ederi 50 milyar dolardı. Öte yandan devletin yıllık bütçesi 48 milyar dolardı.
b) Kaza aslında bir "kaza" değil fakat derin devlet içindeki güç çekişmesi sebebiyle gerçekleşen bir suikasttır. Bunun bir parçası da, derin devlet adına çalışan o zamanın Adalet Bakanı Mehmet Ağar'dır. Kaza olmadan önce, Ağar, arabadaki kişilerle bir otelde buluşmuş ve konuşmuştur. Ancak suikastın gerçekleşeceğini bildiği için arabaya binmemiştir​.
Derin devletteki rolü hakkında soruşturulan Ağar, şu ünlü sözleri sarf etmiştir: "Devlet isterse konuşurum."
(Mehmet Ağar, yıllar sonra, sadece 2 sene hapis yatıp çıkmıştır)
c) PKK'ya karşı savaşmaları için mafyalar devlet tarafından silahlandırılmış ve devlet bünyesine alınmışlardır. Kocaeli Çetesi, Söylemez Çetesi ve Yüksekova Çetesi bu mafyalardan en önemli üç tanesidir. Bu çeteler ile devletin arasındaki sınırlar erimiştir ve çeteler aynı zamanda birbirleriyle yarışmaktadır. Bucak ve Söylemez çeteleri kendi aralarında bölge savaşı gerçekleştirmektedir.
d) Tansu Çiller, 1995 senesinde, Azerbaycan'da darbe yapılması için bakan Ayvaz Gökdemir'e, o sırada Emniyet Genel Müdürü olan Mehmet Ağar'a, daha sonra Hrant Dink cinayetinde de rolü olacak olan İbrahim Şahin'e ve Korkut Eren'e emir vermiştir.
Aliyev'in yerine geçirilmesi planlanan Elçibey, Türkeş'le ideolojik ortaklık içinde olan bir turancıdır.​ Bu yakınlık ve olay, Türkiye ve Azerbaycan ilişkilerinde gerginliğe yol açmıştır.
Cumhurbaşkanı Demirel'in, Azerbaycan başkanı Aliyev'i durumdan haber etmesi sonucu darbe önlenmiştir.
e) Jandarmanın istihbarat birimi olan JİTEM, derin devletin merkezini oluşturmaktadır.
f) Başbakan Tansu Çiller'in de derin devletle ilişkileri ortaya çıkmıştır fakat ifade vermeyi reddetmiştir. İfade vermesi için zorlandığında, koalisyon hükümetini bozmakla tehdit ederek ifade vermekten kurtulmuştur (Çiller, derin devletteki rolü sebebiyle asla yargılanmadı).
g) Derin devlet pek çok sayıda sivili, faili meçhul cinayetler ve suikastlerle öldürmüştür.
Bu maddedeki bilgiler, farklı kaynaklar tarafından da desteklenmektedir.
https://preview.redd.it/qmtduvu6t9t51.png?width=1056&format=png&auto=webp&s=5811795a1cddc2676659dc98ddd4baf8757f9335
Yukarıdaki grafik, Türkiye İnsan Hakları Vakfı'nın yıllık raporlarından​ hazırlanmıştır. Aşağıda, bu verilerin daha detaylı halleri vardır.
https://preview.redd.it/ii4lxuk8t9t51.png?width=1024&format=png&auto=webp&s=e06361880f48e10367f4d9616dd194158073ab85
1991-2000 arasında toplamda 1071 yargısız infaz, 1737 faili meçhul cinayet ve 613 kayboluş vardır. Bunların toplamı 3421 kişiye denk gelmektedir. Bu cinayetlerin en yoğun olduğu dönem 1991-1995 arasına denk gelmektedir.
Mehmet Hatman'ın yaptığı bir belgesele göre, 1991-2000 arasındaki bu öldürmelerin sayısı 4653'tür. Bu sayıya nasıl ulaştıklarını şöyle açıklamıştır.
"Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne giden davalara baktık. Bölge barolarının yaptıkları çalışmaları inceledik. İnsan Hakları Derneği’nin merkez ve Diyarbakır şubelerinin çalışmalarına baktık. Yakınlarını Kaybedenler Derneği’nin istatistiklerinden de yola çıkarak bu rakama ulaştık."
CHP genel başkan yardımcılığını da yapmış olan hukukçu ve siyasetçi Sezgin Tanrıkulu, JİTEM'in "öldürdüğü veya öldürdükten sonra kaybettiği" kişi sayısının 4000-5000 civarında olduğunu söylemiştir.​ 2009'da verdiği bu röportajda, JİTEM'in hala dağıtılmadığını da eklemiştir.
- Abdullah Çatlı'nın cenazesine Muhsin Yazıcıoğlu gitmiştir ve Çatlı ile arkadaşlıklarının, ülkü ocaklarındaki zamanlara dayandığını ve 18 yıl geriye kadar gittiğini söylemiştir.
- 26 Kasım 1996'da yaptığı bir DYP konuşmasında, Çiller "Bu millet uğruna, ülke uğruna, devlet uğruna kurşun atan da yiyen de her zaman bizim için saygıyla anılır. Onlar şereflidirler," diyerek derin devletin cinayetlerini onaylamıştır.
- 1997'de, Tansu Çiller, "Susurluk'a sahip çıkıyoruz," demiştir.
- Halkın bu skandala karşı sessizliği ve tepkisizliği, bazı yorumcular tarafından onay olarak yorumlanmıştır.
- Susurluk Skandalı'nı soruşturmakla görevli yetkililerden önemli isimler, şüpheli araba kazalarında ölmüşlerdir.
a) 29 Ağustos 1997'de, MİT görevlisi Ertuğrul Berkman araba kazasında ölmüştür.
b) 8 Aralık 1997'de, Hakim Akman Akyürek araba kazasında ölmüştür.
c) 21 Kasım 1999'da, Meclis Susurluk Komisyonu sözcüsü olan milletvekili Bedri İncetahtacı, araba kazasında ölmüştür.
- 2009'da, Şırnak'ın Cizre ilçesindeki "ölüm kuyuları" hakkında bir dava açılmıştır. 1990larda aktif olan bu ölüm kuyuları asitle doldurulmuşlardı ve JİTEM'in kaçırdığı kişileri veya bu kişilerin cesetlerini bu asit kuyularına attıkları düşünülüyor.
Davanın kilit tanığı olan Mehmet Nuri Binzet'e, ifadesini çekmesi için rüşvet teklif edildiği doğrulanmıştır.​ Binzet aynı zamanda tehdit edilmiş ve daha sonra ifadesini çekmiştir.
---
Derin devlet konusunda daha oldukça fazla bilgi var. AKP döneminde yapılan Ergenekon ve Balyoz soruşturmalarını incelemediğim ve güvenilirliklerinde kimi şüpheler olması sebebiyle dahil etmedim. Buna rağmen, şu ana kadar olan bilgilerden çok fazla sonuç çıkıyor. Bunlarla sınırlı olmamakla beraber, bazıları şöyle:
- MHP'nin ve ülkü ocaklarının derin devlete suikastçı yetiştirmek ve onun ideolojisini yaymak için kurulması. Önemli suikastlarda ismi geçen katillerin hepsinin ülkücü olması
- Derin devlet, MHP ve ülkü ocaklarının Türkiye'yi destabilize etmesi ve 1980 darbesine yol açan kaos ortamını hazırlaması. Bu planlarını açığa çıkaran savcıyı öldürmeleri
- MHP'nin ve ülkü ocaklarının kurulmasında, Türkeş aracılığıyla ABD'nin rolü
- Devletin, kendi vatandaşlarından binlercesini, yasaları çiğneyerek öldürmesi ve bunun hesabını vermemesi
- Derin devletin uyuşturucu ticaretini kontrol etmesi
- Derin devletin çetelerle işbirliği yapması ve bu yüzden çetelerin devlet içine sızması
- Derin devletin parçası olan hiçbir önemli ismin hesap vermemesi
- Derin devleti soruşturan yetkililerin sürekli olarak, farklı dönemlerde öldürülmesi
- Derin devleti soruşturan aydınların öldürülmesi
- Başbakana ve diğer yüksek konumlardaki yetkililere suikast girişimleri
- Cumhurbaşkanı, onun danışmanı ve bir MGK üyesi generalin öldürülmesi
- Derin devletin Kürtçü ekstremistlerle ilişkisi olması ve Türk-Kürt çatışmasının devam etmesini istemesi. Bu uğurda, bir general ve cumhurbaşkanını bile öldürmesi
- Başbakanlık yapmış Tansu Çiller'in derin devletle bağlantılı olması ve bu konuda hesap vermemesi
- Türkiye halkının, bu konuda sessiz kalarak derin devletin yaptığı bütün bu hukuksuzlukları, cinayetleri, katliamları ve darbeleri veya darbe girişimlerini onaylaması
- Derin devletle bir hesaplaşma yaşanmadığı ve en azından kısmen varlığını sürdürmesi
submitted by sum-poopins to ilericilik [link] [comments]


2020.07.26 00:07 Mrkebabb BİZİ İZLİYORLAR! / THEY WATCHİNG US!

Arkadaşlar hepiniz az çok devletlerin kendi vatandaşlarının aramalarını, maillerini ve mesajlarını kontrol ettiğini ve takip ettiğini biliyorsunuzdur, ancak bugün bahsedeceğim şey daha derin bir yöntem, "FinSpy" adlı yazılım (FinFisher'da deniyor) GAMMA tarafından yapılmış ve almanya merkezli bir yazılım, pek çok devlete (daha çok baskı rejimlerine) satılıyor bu yazılım, bu yazılım türkiyede de var. "Ee ne olmuş yani, zaten bunu biliyoruz" diyebilirsiniz, ama mesele burada bitmiyor, çünkü bu yazılım öyle sıradan mesaj,arama,mail üçlüsü takibi ile sınırlı değil, şimdi bu uygulamanın nasıl işlediğini ve konu hakkındaki bazı yazıları aktaracağım (yazının sonunda bonus kısmı var) başlıyorum;
1-Bu yazılım eğer otelde iseniz bağlı olduğunuz internetin içerisine sızıp sizin indirdiğiniz dosyalara bulaşarak indirilen dosyaları bir tür taşıyıcı olarak kullanabilir, karşınıza sahte bir güncelleme yollayarak ta kendisini size yüklettirebilir (Adobe Flash Player, Java, Google bunların başında geliyor)
2-Bilgisayarınıza takılan USB bellek veya telefonunuza takılan bir hafıza kartı ile bütün sisteminize bulaşabilir, hatta bütün bilgilerinizi takıldığı andan itibaren USB/hafıza kartı na aktarabilir.
3- Bir konuşmada olmasanız bile sizi dinleyebilir ve izleyebilir.

4- Günlük olarak girdiğiniz yada güvendiğiniz herhangi bir sitenin uzantısını kullanarak sahte bir site açabilir ve siz orijinal olan siteye girdiğinizi sanarken aslında o virüsün açmış olduğu sahte sitede dolaşır ve virüsü sisteminize kendi elinizle enjekte etmiş olursunuz. (örn; wikipedia.org adında bir site açabilir ve bu site üzerinden size bulaşabilir)
5- Mail ve mesaj yolu ile bulaşabilir.
6- Konumunuzu tespit edebilir.
7- Herhangi bir RAT programının bütün özellikleri var.
Daha pek çok örnek var ancak vereceğim bağlantılar kesinlikle daha fazla şey anlatacaktır, asıl konu bunun gerekli olup olmadığı.
Aslına bakılırsa böyle bir şey sadece mahremiyete zarar veriyor, devletin güvenliğine hizmet ettiği yok, karşıt fikirdeki insanların takip edilip cezalandırılması için var, bu yazılımlar. Fark ettiyseniz 200.000 küsür silah ortalıkta yok, 90.000 kişilik bir cihatçı ordusunun eğitildiğine dair iddialar var (her ne kadar az bahsedilse bile), ÖSO herhangi bir cidatçı karşıtı hamlede türkiyedeki halka saldıracağını söylüyor (bazı ÖSO liderlerinin ve militanlarının dedikleri bunlar), ülke içerisindeki siyasal islamcılar savaş hazırlığındalarmış gibi bir üslup kullanıyor ve her nedense sürekli olarak biz neyin ne olduğunu biliyoruz diyorlar.
Biraz zorlama olduğunu düşündüğünüzü biliyorum ancak bana kalırsa bu FinFisher yazılımı ile karşıt görüşlerdekileri tespit edip listeliyorlar, ve seçim zamanına bir şeyler planlıyorlar.
bu yazılım Arap baharında mısır tarafından da kullanılmıştır, vereceğim kaynaklardan bütün herşeyi görebilirsiniz ve belki gözünüzden kaçar diye indirmiş olduğum 38 Gb lik dosyanın içerisinde bulduğum video ve pdf lerin bazılarını da arşivleyip alta bırakacağım.
Kendimizi buna karşı korumamızın tek yolu maalesef susmak veya antivirüs yazılımları indirmek değil, karşı çıkıp bizi bir avuç sabit görüşlünün kontrol edemeyeceğini, mahremiyetimize karışmanın kimsenin haddi olmadığını söylemek ve gerekirse buna karşı olan duruşumuzu bir karşı durma ile belirtmektir.
kaynaklar; https://wikileaks.org/spyfiles4/ (burada FinFisher'ın alıcılarının indirdiği dosyalara erişebilirsiniz, içerisinde pek çok dosya var ve hatta alıcıların da bir listesi var fakat sadece bir kaç tanesi tespit edilebilmiş)
https://open.spotify.com/episode/5Fy4SovTk150kxfCaYNPq7?si=3U40Z1ssRHCdR2MyP_Xn5g (Can Dündarın FinFisher hakkındaki konuşması)
http://www.mediafire.com/file/zk9df2bk1121fwb/Example_videos_from_FinFisher.rafile (bunlar benim eklediğim videolar ve pdf'ler, isterseniz direkt olarak wikileakstan bakabilirsiniz, aynı zamanda tüm dosyaları benim yaptığım gibi indirebilirsiniz ama önermem 4 gün sürdü.)
Arkadaşlar benden şimdilik bu kadar, zaman zaman bu konu hakkında yazacağım çünkü çok önemli bir konu, bir eksik görürseniz belirtin lütfen.
For english please read the other post. Thank you!
Bonus; aramalarınızın ve mesajlasmalarinizin hepsi depolaniyor, ve her an dinlenmesine gerek yok isteyen polis veya devletin çeşitli güvenlik birimlerinde çalışan insanlar bu konuşmalara erişebiliyor, hemen hemen pek çok karakolda kripto kırıcı var yani kriptolu aramalar bile bir işe yaramıyor, bu sistem ile Whatsapp tan konuşsanız dahi kayıt altına alınabiliyordu ancak sadece turkiyenin doğusunda ağırlıklıydı, son zamanlarda ise metropollerdede uygulanmaya başladı (testler yaptım, normal aramalar dinlenirken yankı yapar ve ısınır, ancak whatsappta aynı sorun yoktu eskiden, ama şimdi başladı ve 9 günü aşkındır yoğun bir dinleme trafiği var) her şeyi geçtim zamanında pek çok kere 3. Kişilere bu kayıtlar satıldı, herşeyimiz apaçık ortaya dökülüyor. Bu arada geliştirilen bir algoritma ile tüm konuşmalarınızı dinleme zahmetinden kurtuluyorlar, örnek; "akp, mhp, cihat" kelimelerini algoritmanın tanımasını sağlıyorlar, ve bu kelimelerden birisi geçtiği zaman sisteme düşüp uyarı vermesini sağlıyorlar, böylelikle o konuşmanın hepsi dinleniyor ve gerekli görünürse (her zaman gerekli görülür, milyonlarca ajanı olan tek ülke) o kişinin tüm görüşmeleri kayıt altına alınıyor ve sıkı bir takip başlıyor.
submitted by Mrkebabb to 4betterfuture [link] [comments]


2020.07.10 00:51 Anon_1_ A Hunt for Ancient Origin Cannabis and Their Different Effects from Different Global Geographical Places on Earth.

As I was reading an article on Entheogenic use of cannabis, I realized that in each culture and more importantly the geographical area in which Cannabis was used, also reflected the type of effect or the cannabinoids that each cannabis species produced in the area that it was religiously used in. Each part of the world produced unique characteristics in the cannabis species, giving different physiological and physical effects from.
The range from the use of hemp to hallucinations from over consumption, depending on what area and species of cannabis was being used and what it was being used for.
For example some species of cannabis does not have any or very little effects no mater how much you ingest, lest it be a headache from smoke inhalation or just over ate to much and feel bloated.
The problem with today's cannabis is that it's been grown for profits. Faster, fatter buds has been the driving force behind most black and commercial markets for decades. Any cannabis that takes to long to veg or flower have been discarded by breeders in place of speed and weigh.
IMO, All THC is NOT the same, not all THC has any or very little effects what so ever , THC delta 1-8 has very low psychoactive effects. Only THC delta 9 , THCV that has been detected has any psychoactive effects.
That being said when the THC is listed it list the TOTAL THC content in the cannabis plant not the individual THC cannabinoids that it produces. When you see a 20% THC cannabis Product it may only contain 5% THC delta 9, 15% THC delta 8, so your only getting affected by the 5% THC delta 9 in the product. Without detailed testing to tell us all exactly the percentage of THC delta9 , the percentage listed is nothing more then marketing schemes and placebo cannabis THC %.
Chemistry and Analysis of Phytocannabinoids and Other Cannabis Constituents [PDF]
https://www.google.com/url?sa=t&rct=j&q=&esrc=s&source=web&cd=&cad=rja&uact=8&ved=2ahUKEwiGy9zDn8HqAhXKtp4KHR2tD8IQFjADegQIAhAB&url=https%3A%2F%2Fwww.medicinalgenomics.com%2Fwp-content%2Fuploads%2F2011%2F12%2FChemical-constituents-of-cannabis.pdf&usg=AOvVaw3ZBEUHbJ_58FMI7-beBmeD
Entheogenic use of cannabis, Contents Area and Effect of the Cannabis Grown in that Region
https://en.wikipedia.org/wiki/Entheogenic_use_of_cannabis
1 Indian subcontinent,
The earliest known reports regarding the sacred status of cannabis in the Indian subcontinent come from the Atharva Veda estimated to have been written sometime around 2000–1400 BCE,[6] which mentions cannabis as one of the "five sacred plants... which release us from anxiety" and that a guardian angel resides in its leaves. The Vedas also refer to it as a "source of happiness," "joy-giver" and "liberator," and in the Raja Valabba, the gods send hemp to the human race so that they might attain delight, lose fear and have sexual desires. Many households in India own and grow a cannabis plant to be able to offer cannabis to a passing sadhu (ascetic holy men), and during some evening devotional services it is not uncommon for cannabis to be smoked by everyone present.[7]
2 Ancient China, The sinologist and historian Joseph Needham concluded "the hallucinogenic properties of hemp were common knowledge in Chinese medical and Taoist circles for two millennia or more",[8] and other scholars associated Chinese wu (shamans) with the entheogenic use of cannabis in Central Asian shamanism.[9]
3 Ancient Central Asia The (ca. 440 BCE) Greek Histories of Herodotus record the early Scythians using cannabis steam baths
4 Historical Africa According to Alfred Dunhill (1924), Africans have had a long tradition of smoking hemp in gourd pipes, asserting that by 1884 the King of the Baluka tribe of the Congo had established a "riamba" or hemp-smoking cult in place of fetish-worship. Enormous gourd pipes were used.[25] Cannabis was used in Africa to restore appetite and relieve pain of hemorrhoids. It was also used as an antiseptic. In a number of countries, it was used to treat tetanus, hydrophobia, delirium tremens, infantile convulsions, neuralgia and other nervous disorders, cholera, menorrhagia, rheumatism, hay fever, asthma, skin diseases, and protracted labor during childbirth.[26]
5 Germanic paganism In ancient Germanic paganism, cannabis was associated with the Norse love goddess, Freya.[29][30] The harvesting of the plant was connected with an erotic high festival.[29] It was believed that Freya lived as a fertile force in the plant's feminine flowers and by ingesting them one became influenced by this divine force.[31] Linguistics offers further evidence of prehistoric use of cannabis by Germanic peoples: The word hemp derives from Old English hænep, from Proto-Germanic *hanapiz, from the same Scythian word that cannabis derives from.[32] The etymology of this word follows Grimm's Law by which Proto-Indo-European initial *k- becomes *h- in Germanic. The shift of *k→h indicates it was a loanword into the Germanic parent language at a time depth no later than the separation of Common Germanic from Proto-Indo-European, about 500 BC.
The Celts may have also used cannabis, as evidence of hashish traces were found in Hallstatt, birthplace of Celtic culture.[33] Also, the Dacians and the Scythians had a tradition where a fire was made in an enclosed space and cannabis seeds were burnt and the resulting smoke ingested.
6 Middle East There exist reports that cannabis was ritually consumed by a Sufi sect called Melamis, and also in the cult of Hassan Sabbah, or the Hashshashin.[2]
The Assyrians, Egyptians, and Hebrews, among other Semitic cultures of the Middle East, mostly acquired cannabis from Aryan cultures and have burned it as an incense as early as 1000 BC.
In Egypt, cannabis pollen was recovered from the tomb of Ramses II, who governed for sixty‐seven years during the 19th dynasty, and several mummies contain trace cannabinoids.
Cannabis oil was likely used throughout the Middle East for centuries before and after the birth of Christ. [4] It is mentioned in the original Hebrew Old Testament and in its Aramaic translations as both incense and as intoxicant. [7] Cannabis, as an incense, was used in the temples of Assyria and Babylon because "its aroma was pleasing to the Gods."
In Exodus 30:23 of the Bible, God directed Moses to make a holy oil composed of “myrrh, sweet cinnamon, kaneh bosm and kassia”. The root kan has two meanings in many Ancient languages; hemp and reed. In numerous translations of the original Hebrew Bible, kaneh bosm has been erroneously translated as “calamus” or “aromatic reed,” when the actual translation is closer to hemp. This error appears in translations as early as the third century B.C in Septuagint, the oldest Greek translation of the Hebrew Bible, and also appears in following translations such as Martin Luther's. [34]
submitted by Anon_1_ to cannabiscultivation [link] [comments]


2020.06.11 14:36 emrecann150 Site Dışı SEO Çalışması Nasıl Yapılır

[caption id="attachment_1773" align="alignnone" width="608"]📷 site dışı seo nedir[/caption]
[toc]

Site Dışı Seo Nedir

Site Dışı SEO, bir web sitesinin Google, Yandex ve Bing gibi büyük arama motorlarının daha iyi sıralanmasını sağlamak için kullanıcı odaklı profesyonel markalama çabalarını ifade eder. Sektör müşterilerinin web sitesini web sitesi dışındaki çeşitli kaynaklardan ziyaret etmeleri için oluşturulan anahtar kelime geri bağlantıları arasında URL'leri açık bırakmak, yorumlar, sektör makaleleri hakkında bilgi ve tüm ticari tanıtım faaliyetleri. Amacıyla; İnternet yayıncılığı hizmet blogları, sosyal medya kanalları, forumlar, sözlükler, haber web siteleri, video platformları, PDF belgeleri eklemek ve paylaşmak için web siteleri ve şirket adları, ürünlerle ilgili tüm medya / hizmetler, anahtar kelimeler ve tüm kanallardaki sloganlar. TV, radyo, gazete ve reklam panoları oluşturuldu. Reklam ve tanıtım çalışmaları site dışı SEO olarak bilinir.

Site Dışı Seo nasıl yapılır?

[caption id="attachment_1774" align="alignnone" width="532"]📷 site dışı seo nasıl yapılır[/caption]
Site Dışı Seo Arama motorlarında web sitenizi sıralamada rolü çok önemlidir. Site dışı SEO'nun bir web sitesindeki başarılı SEO çalışmasının yarısından fazlasını temsil ettiğini belirtmek bile ilginçtir. Ancak dış referanslama için gerekli araçlar ve araçlar nelerdir?
• Rekabetçi ve sektöre özgü web siteleri. • Farklı arama motorları ve reklamlar. • Sosyal medya platformları ve kanalları. • Dijital sayfa ve grup platformları • Bilgi, reklam ve yarışma siteleri. • Sözlük ve yorum sayfaları • Video, makale ve PDF dosyası eklemek için web siteleri • Şirket dizini ve sayfaları ekleme • Kişisel web siteleri, forumlar ve bloglar. • Harita konumuna adres konumları ekleme
Ana site dışı SEO çalışma araçları sosyal Medya platformları reklam kanalları ve sosyal etiketlerdir. Ayrıca, SEO dışında nasıl yapılacağı sorusunun cevabı, geri bağlantılarda ve bağlantı bağlantıları şeklinde gizlidir. Hatta geri bağlantıların harici SEO'nun temeli olduğunu söylemek doğru olurdu.

Site Dışı Seo ne işe yarar, avantajları nelerdir?

Site Dışı Seo , web sitenizin diğer web sitelerinin ve İnternet'in bahsettiği basit mantığıdır. Sonra marka bilinirliği. İnternette gezinerek Googlebot, web sitenizin diğer web sitelerinden bağlantılar aldığını, web sitenizin diğer web sitelerinde belirtildiğini ve bu bağlantıları analiz ettiğini tanır. Bu, Google'ın gözünde önemli bir web sitesi olduğunuzu vurgular.
Gerçek hayattan basit bir örnek verirsek, geri bağlantı almak ünlü olmak gibidir. Normal bir insansanız, birçok insanın aniden veya zaman içinde görüştüğü veya buluştuğu bir kişi olduğunuzu düşünebilirsiniz. Bu örnek yeni açılan konumlar için idealdir. Yeni açılan bir site, İnternet'teki diğer tüm basit ve yeni siteler gibi, dikkat etmeyen, trafiği olmayan ve ilk arama sonuçlarında görünmeyen sitelerden biridir. Diğer web sitelerinin bu web sitesini (backlink) hemen veya belirli zaman aralıklarında belirtmesi, bu web sitesini zaman içinde ünlü kılar. Marka bilinirliği arttıkça, site trafik alan bir site haline gelir.
Dış SEO çalışmalarının amacı da açıktır: İnternette herkesin bildiği ünlü bir web sitesi olmak ve marka bilinirliği oluşturmak. Bu nedenle, dış SEO çalışmaları kullanılır ve bu konuda optimizasyonlar yapılır.
Site Dışı Seo ve backlink
backlinkler bugün arama motoru optimizasyonunda önemli bir sıralama faktörüdür. Güncel, orijinal, yüksek kaliteli içerik oluşturan ve insanların ziyaret ettiği web sitelerinden geri bağlantı alan bir web sitesi, rakiplerine göre her zaman bir avantajdır. Peki backlink çalışmalarıyla nasıl başa çıkabiliriz?
Backlink çalışmalarında dikkatli olunması önerilir. Doğal backlink öğrenin, ancak doğal bir backlink almak için harici bir SEO işi olan ilk şey, özellikle Türkiye'de, oldukça zor. Bu nedenle, web sitesi sahipleri ücretli bağlantılar talep eder ve para için diğer web sitelerine bağlantılar satın alarak geri bağlantı alırlar.
Google, backlinklere yönelik ücretli bağlantıları kesinlikle reddeder ve çok katı bir politikası vardır. Google, ücretli bağlantılar satın alarak veya bir ücret karşılığında geri bağlantı satarak bir geri bağlantı satın aldığınızı tespit ederse, ciddi şekilde cezalandırılırsınız ve web siteniz arama sonuçlarından tamamen kaldırılır. Cezalar, yalnızca bu iade edilen bağlantıları kaldırdıktan sonra kaldırılacaktır.
Site Dışı Seo Backlink Kaynakları
[caption id="attachment_1775" align="alignnone" width="526"]📷 site dışı seo[/caption]
Backlink elde etmek için farklı kaynak bulunmaktadır. Site Dışı Seo Çalışmanızda dikkat gerektiren başka bir konu da bağlantıdır. çeşitliliğidir. SEO çalışmalarında doğal görünmeye çalışmalı ve olabildiğince bunun bir ücretli linkini göstermelisiniz. SEO sayfa dışı çalışmalarında bağlantı edinebileceğiniz web sitesi kategorileri şu şekilde listelenebilir.

Site Dışı Seo Çalışması Nasıl Yapılır

[caption id="attachment_1776" align="alignnone" width="637"]📷 site dışı seo[/caption]
Her şeyi üretin Sayfanızın düzenli olarak güncellenmesi gerekiyor. Üç ay içinde güncellenmemiş bir web sitesini en üst düzeyde tutmak neredeyse imkansızdır. Bu güncellemeleri sağlamanın en mantıklı ve mantıklı yolu, sayfada gerçekten bilgilendirici içerik barındıran bir blog alanı eklemektir.
İlginç ve bilgilendirici içerik zaten destekleniyorsa, bunu sosyal medyada kendiliğinden paylaşmak için bir neden bulabilirler. Buna ek olarak, içeriğin altına yorum yazmak sayfayı zenginleştirir ve güncellenmiş içeriğe sahip güncellenmiş arama motoru robotlarına sahiptir ve bu da sıralama üzerinde olumlu bir etkiye sahiptir.
Tam sosyal Bu noktada, tüm ana sosyal ağlarda bir hesap açmak veya kullanmakta olduğunuz hesapların açılış sayfasını dürüstçe paylaşmak ve başkalarının bu hesapla etkileşime girmesine izin vermek önemlidir. Tabii ki, samimi sosyal medya etkileşimi sadece nitelikli içerikle gerçekleşebilir. Bu noktada, sayfanızın içeriğine gerçekten dikkat etmeniz gerektiğini söylemeliyim. Hazırlık ve çalışma insanların hemen hissettikleri bir gerçektir. Arama motorları bu sorunu asla göz ardı etmez.
Forum tartışmalarına katılın Birçok ziyaretçiyle forumlarda sektörle ilgili konularda tartışmalara katılın, sorunlara çözümler sağlayın ve mümkünse sayfanıza anahtar kelime ile köprü metni olarak bağlantı verin. Ayrıca, makalenizi bu forumlarda yayınlamak, formdaki bir sorunun cevabı olan makalenize başvurarak sayfanıza da hizmet eder.
Yan bloklar Blogger, araç vb. Platformlarda bazı hesaplar açtıktan sonra Ve profesyonel bilgi sağlamak, sayfanıza bağlantı vermek geri bağlantı almak için başka bir yoludur.
Mikro siteler En değerli backlinkler rakip web sitelerinden bağlantılar. Bir rakipten tavsiye almak zordur, ancak yüksek bütçeli şirketler sanal rakipler oluşturabilir ve SEO şirketleri aracılığıyla bu web sitelerinden geri alabilirler. Bu teknik etkili fakat pahalı bir yöntemdir. Hedef alanın yakınında düzinelerce alan satın alınır, web siteleri gerçekten yapılandırılır ve hedef web sitesine geri bağlantılar sağlanır. Gerçekten bitti :)
Link değişimi Sektörünüzle alakalı içerik oluşturan bir siteden geri bağlantılar alabilir ve bunun için geri bağlantılar sağlayabilirsiniz. Veya mümkünse doğrudan satın alabilirsiniz.
Rakip web sitesinin analizi. Kendinizi rekabete karşı sıralamada öne sürmek, önce ondan daha iyi içerik oluşturmak ve mümkünse teklifleri nereden alacağınıza karar vermek önemlidir (backlink). Bir backlink denetleyicisi olarak arama yaparsanız, backlink'in nereden bir sayfa aldığını gösteren uygulamaları bulabilirsiniz. Rakiplerinizin geri bağlantılarının bulunduğu sayfalardan geri bağlantı almak iyidir.
Diger Makalelere ulaşmak için buraya tıklayınız
submitted by emrecann150 to blogs [link] [comments]


2020.06.11 14:34 emrecann150 Site Dışı SEO Çalışması Nasıl Yapılır

[caption id="attachment_1773" align="alignnone" width="608"]📷 site dışı seo nedir[/caption]
[toc]

Site Dışı Seo Nedir

Site Dışı SEO, bir web sitesinin Google, Yandex ve Bing gibi büyük arama motorlarının daha iyi sıralanmasını sağlamak için kullanıcı odaklı profesyonel markalama çabalarını ifade eder. Sektör müşterilerinin web sitesini web sitesi dışındaki çeşitli kaynaklardan ziyaret etmeleri için oluşturulan anahtar kelime geri bağlantıları arasında URL'leri açık bırakmak, yorumlar, sektör makaleleri hakkında bilgi ve tüm ticari tanıtım faaliyetleri. Amacıyla; İnternet yayıncılığı hizmet blogları, sosyal medya kanalları, forumlar, sözlükler, haber web siteleri, video platformları, PDF belgeleri eklemek ve paylaşmak için web siteleri ve şirket adları, ürünlerle ilgili tüm medya / hizmetler, anahtar kelimeler ve tüm kanallardaki sloganlar. TV, radyo, gazete ve reklam panoları oluşturuldu. Reklam ve tanıtım çalışmaları site dışı SEO olarak bilinir.

Site Dışı Seo nasıl yapılır?

[caption id="attachment_1774" align="alignnone" width="532"]📷 site dışı seo nasıl yapılır[/caption]
Site Dışı Seo Arama motorlarında web sitenizi sıralamada rolü çok önemlidir. Site dışı SEO'nun bir web sitesindeki başarılı SEO çalışmasının yarısından fazlasını temsil ettiğini belirtmek bile ilginçtir. Ancak dış referanslama için gerekli araçlar ve araçlar nelerdir?
• Rekabetçi ve sektöre özgü web siteleri. • Farklı arama motorları ve reklamlar. • Sosyal medya platformları ve kanalları. • Dijital sayfa ve grup platformları • Bilgi, reklam ve yarışma siteleri. • Sözlük ve yorum sayfaları • Video, makale ve PDF dosyası eklemek için web siteleri • Şirket dizini ve sayfaları ekleme • Kişisel web siteleri, forumlar ve bloglar. • Harita konumuna adres konumları ekleme
Ana site dışı SEO çalışma araçları sosyal Medya platformları reklam kanalları ve sosyal etiketlerdir. Ayrıca, SEO dışında nasıl yapılacağı sorusunun cevabı, geri bağlantılarda ve bağlantı bağlantıları şeklinde gizlidir. Hatta geri bağlantıların harici SEO'nun temeli olduğunu söylemek doğru olurdu.

Site Dışı Seo ne işe yarar, avantajları nelerdir?

Site Dışı Seo , web sitenizin diğer web sitelerinin ve İnternet'in bahsettiği basit mantığıdır. Sonra marka bilinirliği. İnternette gezinerek Googlebot, web sitenizin diğer web sitelerinden bağlantılar aldığını, web sitenizin diğer web sitelerinde belirtildiğini ve bu bağlantıları analiz ettiğini tanır. Bu, Google'ın gözünde önemli bir web sitesi olduğunuzu vurgular.
Gerçek hayattan basit bir örnek verirsek, geri bağlantı almak ünlü olmak gibidir. Normal bir insansanız, birçok insanın aniden veya zaman içinde görüştüğü veya buluştuğu bir kişi olduğunuzu düşünebilirsiniz. Bu örnek yeni açılan konumlar için idealdir. Yeni açılan bir site, İnternet'teki diğer tüm basit ve yeni siteler gibi, dikkat etmeyen, trafiği olmayan ve ilk arama sonuçlarında görünmeyen sitelerden biridir. Diğer web sitelerinin bu web sitesini (backlink) hemen veya belirli zaman aralıklarında belirtmesi, bu web sitesini zaman içinde ünlü kılar. Marka bilinirliği arttıkça, site trafik alan bir site haline gelir.
Dış SEO çalışmalarının amacı da açıktır: İnternette herkesin bildiği ünlü bir web sitesi olmak ve marka bilinirliği oluşturmak. Bu nedenle, dış SEO çalışmaları kullanılır ve bu konuda optimizasyonlar yapılır.
Site Dışı Seo ve backlink
backlinkler bugün arama motoru optimizasyonunda önemli bir sıralama faktörüdür. Güncel, orijinal, yüksek kaliteli içerik oluşturan ve insanların ziyaret ettiği web sitelerinden geri bağlantı alan bir web sitesi, rakiplerine göre her zaman bir avantajdır. Peki backlink çalışmalarıyla nasıl başa çıkabiliriz?
Backlink çalışmalarında dikkatli olunması önerilir. Doğal backlink öğrenin, ancak doğal bir backlink almak için harici bir SEO işi olan ilk şey, özellikle Türkiye'de, oldukça zor. Bu nedenle, web sitesi sahipleri ücretli bağlantılar talep eder ve para için diğer web sitelerine bağlantılar satın alarak geri bağlantı alırlar.
Google, backlinklere yönelik ücretli bağlantıları kesinlikle reddeder ve çok katı bir politikası vardır. Google, ücretli bağlantılar satın alarak veya bir ücret karşılığında geri bağlantı satarak bir geri bağlantı satın aldığınızı tespit ederse, ciddi şekilde cezalandırılırsınız ve web siteniz arama sonuçlarından tamamen kaldırılır. Cezalar, yalnızca bu iade edilen bağlantıları kaldırdıktan sonra kaldırılacaktır.
Site Dışı Seo Backlink Kaynakları
[caption id="attachment_1775" align="alignnone" width="526"]📷 site dışı seo[/caption]
Backlink elde etmek için farklı kaynak bulunmaktadır. Site Dışı Seo Çalışmanızda dikkat gerektiren başka bir konu da bağlantıdır. çeşitliliğidir. SEO çalışmalarında doğal görünmeye çalışmalı ve olabildiğince bunun bir ücretli linkini göstermelisiniz. SEO sayfa dışı çalışmalarında bağlantı edinebileceğiniz web sitesi kategorileri şu şekilde listelenebilir.

Site Dışı Seo Çalışması Nasıl Yapılır

[caption id="attachment_1776" align="alignnone" width="637"]📷 site dışı seo[/caption]
Her şeyi üretin Sayfanızın düzenli olarak güncellenmesi gerekiyor. Üç ay içinde güncellenmemiş bir web sitesini en üst düzeyde tutmak neredeyse imkansızdır. Bu güncellemeleri sağlamanın en mantıklı ve mantıklı yolu, sayfada gerçekten bilgilendirici içerik barındıran bir blog alanı eklemektir.
İlginç ve bilgilendirici içerik zaten destekleniyorsa, bunu sosyal medyada kendiliğinden paylaşmak için bir neden bulabilirler. Buna ek olarak, içeriğin altına yorum yazmak sayfayı zenginleştirir ve güncellenmiş içeriğe sahip güncellenmiş arama motoru robotlarına sahiptir ve bu da sıralama üzerinde olumlu bir etkiye sahiptir.
Tam sosyal Bu noktada, tüm ana sosyal ağlarda bir hesap açmak veya kullanmakta olduğunuz hesapların açılış sayfasını dürüstçe paylaşmak ve başkalarının bu hesapla etkileşime girmesine izin vermek önemlidir. Tabii ki, samimi sosyal medya etkileşimi sadece nitelikli içerikle gerçekleşebilir. Bu noktada, sayfanızın içeriğine gerçekten dikkat etmeniz gerektiğini söylemeliyim. Hazırlık ve çalışma insanların hemen hissettikleri bir gerçektir. Arama motorları bu sorunu asla göz ardı etmez.
Forum tartışmalarına katılın Birçok ziyaretçiyle forumlarda sektörle ilgili konularda tartışmalara katılın, sorunlara çözümler sağlayın ve mümkünse sayfanıza anahtar kelime ile köprü metni olarak bağlantı verin. Ayrıca, makalenizi bu forumlarda yayınlamak, formdaki bir sorunun cevabı olan makalenize başvurarak sayfanıza da hizmet eder.
Yan bloklar Blogger, araç vb. Platformlarda bazı hesaplar açtıktan sonra Ve profesyonel bilgi sağlamak, sayfanıza bağlantı vermek geri bağlantı almak için başka bir yoludur.
Mikro siteler En değerli backlinkler rakip web sitelerinden bağlantılar. Bir rakipten tavsiye almak zordur, ancak yüksek bütçeli şirketler sanal rakipler oluşturabilir ve SEO şirketleri aracılığıyla bu web sitelerinden geri alabilirler. Bu teknik etkili fakat pahalı bir yöntemdir. Hedef alanın yakınında düzinelerce alan satın alınır, web siteleri gerçekten yapılandırılır ve hedef web sitesine geri bağlantılar sağlanır. Gerçekten bitti :)
Link değişimi Sektörünüzle alakalı içerik oluşturan bir siteden geri bağlantılar alabilir ve bunun için geri bağlantılar sağlayabilirsiniz. Veya mümkünse doğrudan satın alabilirsiniz.
Rakip web sitesinin analizi. Kendinizi rekabete karşı sıralamada öne sürmek, önce ondan daha iyi içerik oluşturmak ve mümkünse teklifleri nereden alacağınıza karar vermek önemlidir (backlink). Bir backlink denetleyicisi olarak arama yaparsanız, backlink'in nereden bir sayfa aldığını gösteren uygulamaları bulabilirsiniz. Rakiplerinizin geri bağlantılarının bulunduğu sayfalardan geri bağlantı almak iyidir.
Diger Makalelere ulaşmak için buraya tıklayınız
submitted by emrecann150 to u/emrecann150 [link] [comments]


2020.05.24 12:38 Bohrbrain The Gospel of Mark: Evidence of Petrine Origins

Mark is formally anonymous. Nowhere does the author indicate that he is an eyewitness, nor is this a claim made by the early church. The question now turns to Mark's sources.
Internal evidence: Peter in Mark
Given its essentially smaller extent, the Gospel of Mark mentions Simon Peter more frequently than the other Synoptic Gospels and also more frequently than John, if we leave out the chapter which is critical of Peter in the supplement, John 21. Simon Peter is mentioned 25 times in all. Simon is the first disciple to be mentioned, in 1:16, directly after the proposition in 1:14, 15, and quite unusually his brother Andrew is described as ‘the brother of Simon’ (on this cf. 15:21). At the beginning of Jesus’ ministry, after the call of the first four disciples and the first exorcism in the synagogue of Capernaum, Jesus visits the house of the brothers—a report in the Gospel which falls outside its framework and seems very personal—and heals Simon’s mother-in-law (1:29). In 1:36, unusually, the first group of disciples is described as Σίμων καὶ οἱ μετʼ αὐτοῦ. Subsequently he stands at the head of all the lists of disciples, the Twelve and also the three and the four. All this cannot simply be explained as mere convention; there must be profound historical reasons behind it. As the spokesmen of the Twelve Peter not only acknowledges the messiahship of Jesus but is also sharply rejected by him (8:29, 32f.); he is an embodiment of the disciples’ lack of understanding and their failure. He is the last disciple whom Jesus addresses personally in Gethsemane (14:37), the last who accompanies Jesus as far as the courtyard of the high priest’s palace (14:37), indeed, even more, the last to be mentioned in the Gospel. The extraordinary formulation of 16:7, the angel’s command to the women, ‘Go and say to his disciples and to Peter …’ (τοῖς μαθηταῖς αὐτοῦ καὶ τῷ Πέτρῳ) puts the name of the disciple who appears first in the Gospel at the end as well: this is an inclusion, through which the evangelist deliberately wants to stress this one disciple in a quite special way. It can hardly be doubted that Mark is clearly stressing the unique significance of Peter, though without disguising his failure. Might this not be connected with the special origin of his tradition?
Certainly Simon Peter does not appear as a living individual, but as a type; however, this is part of the kerygamtic style of the narrator generally and affects all the people in the Gospel including Jesus himself
(Hengel, Studies in the Gospel of Mark, p. 50-51)

" Peter is a round character in Mark’s Gospel in that he acts as antagonist and protagonist in the plot. " -Michael Bird
Inclusio
Mark 1:16-18:
16 Passing alongside the Sea of Galilee, he saw Simon and Andrew the brother of Simon casting a net into the sea, for they were fishermen. 17 And Jesus said to them, “Follow me, and I will make you become fishers of men.”[f] 18 And immediately they left their nets and followed him.
There is a particular emphasis here on Simon’s name. Mark could have written “Simon and his brother Andrew,” just as in the following verse he refers to “James the son of Zebedee and his brother John” (1:19). Elsewhere Mark does indeed say, “James and John the brother of James” (5:37; cf. 3:17), and so the repetition of the first brother’s name seems to be an aspect of Markan style. But he does not always follow this practice, and in 1:16 it helps to give particular prominence to Simon.
In Mark’s narrative all the male disciples desert Jesus in Gethsemane, and Peter, of course, goes on to deny Jesus. None of the Twelve therefore witness the events of Mark’s story after Jesus is taken to Pilate, but nevertheless Peter is named again right at the end of the Gospel, when the women at the empty tomb are told to tell Jesus’ “disciples and Peter that he is going ahead of you to Galilee: there you will see him” (16:7). The rather surprisingly specific mention of Peter (who after all was one of the disciples) surely points ahead to the resurrection appearance of Jesus to Peter individually. Both Paul (1 Cor 15:5) and Luke (Luke 24:34) refer to such an appearance, so that its presence very early in the traditions is certain, but oddly it is nowhere narrated. Mark’s reference to it, in the penultimate verse of his Gospel, pointing beyond the end of his own narrative, is designed to place Peter as prominently at the end of the story as at the beginning. The two references form an inclusio around the whole story, suggesting that Peter is the witness whose testimony includes the whole. This is striking confirmation of the much disputed testimony of Papias to the effect that Peter was the source of the Gospel traditions in Mark’s Gospel.
This is the peculiarity of Mark 16:7 that is of note, where Peter is made district from the rest of the apostles and is the last name in the Gospel.
7 But go, tell his disciples and Peter that he is going ahead of you to Galilee; there you will see him, just as he told you.”
Bauckham thinks this forms what is known as an inclusio, whereby the author indicates through placing Peter as the first and last named disciple in the narrative that Peter is the source. This is supported by the peculiarities.

Aramaisms
Papias claims that Peter presented his material in anecdotes. Maurice Casey, though thinking Papias drastically overplays his hand, still thinks Mark "heard Peter"( Jesus of Nazareth, p. 77, 97). He also calls into attention some anecdotes that appear to derive from an Aramaic source. This is exemplified in the anecdote of Mark 1:40-45
Maurice Casey (Jesus of Nazareth, p. 63):
Mk 1.40-45 tells the story of how Jesus healed a man who suffered from a skin disease. There is a notorious crux at Mk 1.41, where the original text of Mark appears to say that Jesus was angry when the man approached him. Matthew and Luke both left out ‘being angry’ (orgistheis) because it is obviously unsuitable. Christian copyists of Mark’s Gospel did not like it either, so they altered it, with the result that most manuscripts of Mark read ‘having compassion’ (splanchnistheis), which fits our image of Jesus much better. We must however follow the more difficult reading, because we can understand it only if it is original, and it explains why both Matthew and Luke independently left the same word out. Moreover, here as so often, Mark’s Greek is perfectly comprehensible as a literal and unrevised translation of an Aramaic source which gave a perfectly accurate albeit very brief account of an incident which really took place. The Aramaic source will have read regaz. This word often does mean ‘be angry’, which is why Mark translated it with orgistheis. But the Aramaic regaz has a wider range of meaning than ‘be angry’, including ‘tremble’ and ‘be deeply moved’. Accordingly, Mark did not mean that Jesus was angry. He was suffering from interference, the influence of one of his languages on another. All bilinguals suffer from interference, especially when they are translating, because the word which causes the interference is in the text which they are translating. In Mark’s mind, the Greek word for being angry (orgistheis) also meant ‘tremble’ or ‘be deeply moved’, because this was the range of meaning of the normally equivalent Aramaic word in front of him.
Other Aramaisms are of note. Hengel writes (Studies, p. 46):
I do not know any other work in Greek which has as many Aramaic or Hebrew words and formulae in so narrow a space as does the second Gospel. They are too numerous and too exact to be explained as the conventional barbarisms (ῥῆσις βαρβαρική) of the miracle worker and magician. This fact of itself makes it very improbable that the Gospel is to be derived from ‘Gentile Christianity’ (cf. Mark 3:17–19; 5:41; 7:11; 8:34; 10:46; 11:9f.; 14:1, 32, 36, 45; 15:22, 34). Most of these foreign-sounding words are omitted by Matthew and Luke.

Joel Marcus therefore is quite wrong when he says that were it not for Papias, one would not suspect that the Second Gospel were particularly Petrine
____________________________________________________________________________________________
External Evidence:
1 Peter 5:13 (majority of scholars: post apostolic)
13 Your sister church[f] in Babylon, chosen together with you, sends you greetings; and so does my son Mark.
(Adela Yarbro Collins, Mark: A commentary on the Gospel of Mark, Hermeneia, p. 4) notes
1 Peter was probably written in Rome between 80 and 100 ce. Although most scholars today conclude that the letter was not written by Peter himself, the consensus is that it is an expression of the Christian tradition at Rome that was associated with Peter. According to Eusebius, Papias knew this letter. The relevant verse (1 Pet 5:13*) has the alleged author of the letter, Peter, refer to “my son Mark” (Μᾶρκος ὁ υἱός μου). The consensus is that the term “son” is meant metaphorically, as other familial terms, such as “sister” and “brother” were used in the early communities of the followers of Jesus...Given the common, and probably independent, association of the man with Peter, it is likely that Papias and 1Peter refer to the same person named Mark.

Matthew & Luke (75-90CE)
Hengel writes on page 48:
There are yet other reasons for supposing that Petrine authority stands behind the Gospel of Mark.
(1) Mark’s work was used by the historian Luke and also by Matthew, so self-consciously a Christian scribe, in a quite natural way as a guideline. The fidelity with which Matthew reproduces the whole of his Marcan model is particularly striking.
(2) The best explanation of the fact that Mark lived on in the church, although Matthew had taken over about ninety per cent of the material in it, is that the work of Mark was from the beginning bound up with the authority of the name of Peter.

John (90-100CE)
Hengel (Studies, p. 48):
The only Gospel which deviates from the Marcan order fundamentally is the Fourth; in it the mysterious beloved disciple (said to be the author, 21:24) is always closer to Jesus than Peter, the guarantor of the Marcan-Synoptic tradition.

Papias of Hierapolis (95-109CE) & and the Presbyter John (70/80-100CE)
To start us off, Davies and Allison in their Commentary on Matthew (ICC) questions the dismissal of Papias:
By τὰ λόγια Papias, in Kürzinger’s view, understood not a collection of sayings of the Lord but the gospel of Matthew. Papias regarded Mark’s gospel as λόγια (τῶν κυριακῶν … λογίων) concerning the words and deeds of the Lord τὰ ὑπὸ τοῦ κυρίου ἢ γεχθέντα ἢ πραχθέντα). τὰ λόγια in the note about Matthew was then a reference to the λόγια already mentioned in the comments on Mark. Matthew was not a translation. It was originally composed in Greek—but in the Jewish pattern or style. Kürzinger claims to find in Irenaeus support for this understanding of Papias’ words. Irenaeus, so it is claimed, understood Papias as does Kürzinger. Confusion came only later, when Eusebius and other church Fathers misunderstood the Bishop of Hierapolis. They took him to refer to the Semitic language of the primitive Matthew and then added error on top of error by confusing this nonexistent Semitic Matthew with the Gospel of the Hebrews (on which see esp. P. Vielhauer, in Hennecke 1, pp. 117–65).As with Kennedy, Kürzinger has not convinced. Is his translation of πρὸς τὰς χρείας, on which his case rests so heavily, justified as over against the more customary one of ‘towards the needs (of his audience)’? Can διαλέκτῳ bear the weight put upon it? And does Irenaeus really reproduce Kürzinger’s reading of Papias? Whatever the answers, for our purpose, which is the search for authorship, one thing has become clear. In the light of the general considerations adduced and of the work of Kennedy and Kürzinger, the simplistic understanding of Papias which dismisses him out of hand must be questioned if not abandoned. We should also observe, given our concerns, that while Kennedy posits an original Matthew in Aramaic or Hebrew, Kürzinger posits an author familiar with the Hebrew or Semitic style of writing. In neither case are we likely to be dealing with a Gentile.
(Davies and Allison, Matthew, ICC, pp. 16)
So let's question, shall we?
Papias' statements about Mark seems to fit Mark as we have it today. The Gospel of Mark does not appear particularly well-ordered too many critical readers, until the last week at least, and, since that author essentially invented the genre of Christian gospel, a description of "narrative" and "the sayings of the Lord" does seem to describe the genre pretty well. Furthermore, if it was Peter's death (and thus his unavailability) that spurred Mark into writing down his gospel, then the timing works out. (Tradition has Peter dying in 64, and that's utterly plausible within the typical 65-75CE dating Mark is given).
The link to Papias' Mark and our Mark is perhaps clearer in another translation:
Mark, who had indeed been Peter's interpreter, accurately wrote as much as he remembered, yet not in order, about that which was either said or did by the Lord. For he neither heard the Lord nor followed him, but later, as I said, Peter, who would make the teachings anecdotally but not exactly an arrangement of the Lord's reports, so that Mark did not fail by writing certain things as he recalled.
In other words, Papias is saying that Mark produced a document, but not one in chronological order, because he got the stories in snips and pieces from Peter and had to arrange them himself (apparently without Peter's oversight; "writings some things he remembered them").
E.P Sanders & Margaret Davies, Studying the Synoptic Gospels, p. 20 sums it up this point nicely:
The material (in Mark) consists of a series of episodes which concentrates on teaching, disputes and miracles. Only the last week of Jesus’ life appears anything like a connected narrative
and Raymond Brown, Introduction to the New New Testament
"Papias indicates that Mark was not an eyewitness, that he depended on preaching, and that he had imposed his own order on what he wrote - all that could match the internal evidence of the Gospel about the evangelist".
as well as (E.P Sanders & Margaret Davies, Studying the Synoptic Gospels, p. 9):
Papias, to be sure, said that Mark ‘made no mistakes’ and neither omitted anything nor inserted incorrect material... Behind the defense one perceives criticisms of the Gospel’s order and completeness. Since Papias’ statement about Matthew does not refer to our gospel, does his statement about Mark refer to Mark as we now have it? Probably it does. Luke, who seems to have used Mark, states that he had followed all things ‘accurately’ and that he would write an ‘orderly account’ (Luke 1.3), thus implicitly criticizing his sources.
and Adela Yarbro Collins, Mark, Hermeneia, p. 3-4:
Although Papias gives no label to Mark’s work, the fact that he says that Mark wrote down the things said and done by the Lord suggests that it was a narrative work that included teaching, that is, something similar to the Gospel of Mark as we know it.
and finally, Davies and Allison, Matthew, ICC, p. 14
____________________________________________________________________________________________
Papias says:
For I imagined that what was to be got from books was not so profitable to me as what came from the living and abiding voice.
Quintilian claims:
“For however many models of imitation he may give them from the authors they are reading, it will still be found that fuller nourishment is provided by the living voice.” (Quintilian, Inst. 2.2.8)
Pliny says:
Moreover, as the proverb goes, the spoken word is invariably much more impressive than the written one; for however lively what you read may be, it does not sink so deeply into the mind as what is pressed home by the accent, the expression, and the whole bearing and action of a speaker.” (Pliny: Epistle 2.3)

That Papias claims to have conducted inquiries in the manner of a historian may also be suggested by his use of the verb anakrinein for his inquiries about the words of the elders, which he made when disciples of the elders visited Hierapolis
(“I inquired [anekrinon] about the words of the elders”).
...The verb anakrinein also occurs in the advice given by Lucian of Samosata in his book about writing history:
As to the facts themselves, [the historian] should not assemble them at random, but only after much laborious and painstaking investigation (peri tōn autōn anakrinanta). He should for preference be an eyewitness (paronta kai ephorōnta), but, if not, listen to those who tell the more impartial story . . . (Hist. Conscr. 47).
(Richard Bauckham, Jesus and the Eyewitnesses, page 25)


"Wrote down accurately whatsoever he remembered".
Where is Peter's supervision establishing a complete 2nd hand apostolic connection? Papias later on also says:
" Wherefore Mark made no mistake in thus writing some things as he remembered them
, further severing the direct 2nd hand connection.
It's interesting to note that the two instances where Papias adds a positive note about Mark's gospel ("wrote down accurately" and "made no mistake") he also mentions how Mark had to "remember".

"It was not, however, in exact order"
The remark that it is “not in order” implies that it does not measure up to Papias’ standard of what a Gospel should be; nevertheless, he defends it (Adela Y. Collins. Mark, Hermeneia, p. 4)

"For he neither heard the Lord nor accompanied Him."
Here he is saying Mark is not an eyewitness. It makes little sense to stress such a thing if Papias wasnt interested in genuine tradition. This is more weighty than it appears though, because as Joel Marcus points our on page 18 of his Anchor Yale Bible commentary, Mark 1-8:
Acts 13:13 relates that Mark abandoned Paul for some unknown reason in the middle of a missionary journey, and 15:36-41 describes this desertion as the cause of a subsequent quarrel between Paul and Barnabas, who may have been Mark’s cousin (cf. Col 4:10). Barnabas wanted to take Mark along with them on a later mission, but Paul, because of the earlier experience, refused, and the two missionaries therefore parted acrimoniously.
With this considered, it would not only be appropriate to explicitly say Peter Okay'd Mark's work, but it would also be most appropriate to just name the gospel after Peter himself.
Martin Hengel sums this up (Martin Hengel, Studies, page 49):
(a) He did not put the words and actions of the Lord in the right order, whether chronologically or in terms of subject matter (οὐ μέντοι τάξει); this basic criticism certainly goes back to the presbyter’s tradition.
(b) He was not an immediate disciple of the Lord, but only of Peter; in other words his sources are only second hand. [In other words. he was not an eyewitness.]
[c] The undertone of the criticism can also be seen in the explanations which follow: the lack of order in his work which is the object of criticism goes back to Peter’s actions in shaping his oral teaching—understandably—to the needs of the hearers; in other words he presented the Jesus tradition in a disordered way by literary and historical standards and was uninterested in a collection (σύνταξις) of ‘words of the Lord’ with a good literary or chronological arrangement. Mark was not in error in writing down only some (ἔνια, as they had remained in his memory (ὡς ἀπεμνημόνευσεν).The undertone of the criticism can also be seen in the explanations which follow: the lack of order in his work which is the object of criticism goes back to Peter’s actions in shaping his oral teaching—understandably—to the needs of the hearers; in other words he presented the Jesus tradition in a disordered way by literary and historical standards and was uninterested in a collection (σύνταξις) of ‘words of the Lord’ with a good literary or chronological arrangement.
We should also note the modesty that is applied to the next document spoken of.
[This is what is related by Papias regarding Mark; but with regard to Matthew he has made the following statements]: Matthew put together the oracles [of the Lord] in the Hebrew language, and each one interpreted them as best he could.
What is most striking is both the brevity of the passage and the underlying criticism which Papias applies to this document. Martin Hengel observes (Studies in the Gospel of Mark, page 47) that Papias' second note about Matthew in fact downplays the authority of this document, as well as whatever the product of the translating was. It renders the product of the translating/interpreting based off of Matthew's oracles as not the original work of the apostle, but a secondary rendering of a basic Hebrew(or Aramaic) document via those who translated or interpreted them "as best as they could".

If, then, any one who had attended on the elders came, I asked minutely after their sayings,--what Andrew or Peter said, or what was said by Philip, or by Thomas, or by James, or by John, or by Matthew, or by any other of the Lord's disciples: which things Aristion and the presbyter John, the disciples of the Lord, say. For I imagined that what was to be got from books was not so profitable to me as what came from the living and abiding voice.*
Notice the difference between the the members of the 12 said, and what the Elder John and Aristion, disciples of the Lord, still say.
This John is the source for Mark and Matthew, as Eusebius says:
He moreover hands down, in his own writing, other narratives given by the previously mentioned Aristion of the Lord's sayings, and the traditions of the presbyter John... For information on these points, we can merely refer our readers to the books themselves; but now, to the extracts already made, we shall add, as being a matter of primary importance, a tradition regarding Mark who wrote the Gospel, which he [Papias] has given in the following words]: And the presbyter said this.
E.P Sanders was agnostic on the reliability of Papias (though he leaned unreliable; Studying the Synoptic Gospels, p. 12), but than says the doubt derives from the fact that he thought that Papias dates to nearly 140CE (page 12). Yet, this date is now regarded as spurious, and a date of 95-109CE is far more likely
For some more on Papias' reliability, see here
____________________________________________________________________________________________
Consistent with the role of Mark as mere translator of Peter is Papias’s claim that Mark “made it his one concern not to omit anything he had heard or to falsify anything.” This is a version of the common stock formula by which an author claims to have neither omitted nor added anything. The formula was a cliché especially of historiography. It could describe the character of the most reliable eyewitness testimony (e.g., Lucian, Hist. Conscr. 47), a historian’s fidelity to his sources (e.g., Dionysius of Halicarnassus, De Veterum Censura 5) or his care to recount everything important in the course of events and add nothing redundant. But it is important to note that the formula could also be used of the work of a translator.
For example, Philo, describing the work of the translators of the Greek (Septuagint) version of the Pentateuch, says that they were very conscious that they must “not add or omit or transfer anything, but must keep the original form and shape” (Philo, De Vita Mosis 2.34).16 A Latin writer (writing under the pseudonym of Cornelius Nepos) claims:
When I was busying myself with many things at Athens, I discovered the history of Dares Phrygius written in his own hand. I loved it greatly and translated it line for line. I thought nothing should be added or omitted lest the history be changed and appear to be my own.17
Here is a translator who wants to assure readers that they can rely on his reproduction of his source. Had he exceeded the task of translating, he would have interposed another layer of possible distortion between the events and the readers.
This is exactly Papias’s concern: Mark’s approach is praiseworthy because he puts readers into direct touch with Peter’s oral teaching. By doing more than translate Mark puts readers in touch with a primary source, Peter’s eyewitness testimony, instead of constituting a secondary source that distances readers further from the events.
(Richard Bauckham, Jesus and the Eyewitnesses, p. 208)
The claim not to omit anything or to falsity anything is also typical in ancient historians. For example:
“not add or omit or transfer anything, but must keep the original form and shape” (Philo, De Vita Mosis 2.34).
____________________________________________________________________________________________
Summary: Mark used Peter his main but not only source for the material in the gospel. This contention is supported by internal evidence (Peter in Mark and the inclusio) as well as early external evidence (Matthew & Luke copying Mark, Mark surviving despite being mostly reproduced in Matthew and Luke, the author of gJohn seems to be in competition with Peter, the Presbyter John, 1 Peter, and of course, Papias).
____________________________________________________________________________________________
Some objections sometimes used against Petrine influence:
Objection #1: Papias conjured up the tradition about Peter and Mark from 1 Peter (since he uses it)
If Papias was looking for a way to connect the second gospel with Peter, Silvanus would have been a more logical choice than Mark, (Adela Collins, Mark, p. 4). He was a reliable scribe for Paul, seemingly worked under Peter by sending his letter, and was never recorded failing like Mark does. Acts 13:13 relates that Mark abandoned Paul for some unknown reason in the middle of a missionary journey, and 15:36-41 describes this desertion as the cause of a subsequent quarrel between Paul and Barnabas, who may have been Mark’s cousin (cf. Col 4:10). Barnabas wanted to take Mark along with them on a later mission, but Paul, because of the earlier experience, refused, and the two missionaries therefore parted acrimoniously. (Marcus: 18)

Objection #2: Geographical errors
Some of Mark's errors may have resulted from the fact that he was trying to fit localized pre-Markan traditions into his own geographical framework; this is obvious in the conflict between the intended goal of one journey, Bethsaida (6:45), and its actual terminus, Gennesaret (6:53).
And the most problematic Markan case, the illogical journey described in 7:31, may reflect not geographical ignorance but a Markan desire to construct a tour of non-Jewish areas, in line with the Gentile theme of this section of the Gospel (see the NOTE on “came out again” in 7:31).
(Joel Marcus, Mark 1-8, AYBC, p. 21)
Also, Ancient peoples had no accurate maps to go off of. This is far from a weighty objection.

Objection #3: Mark displays poor knowledge of Jewish laws and customs
(a) Mark 3:1-6
James Crossley in his book Dating Mark writes:
More specifically, the Sabbath dispute in Mk 3:1–6 can hardly be seen as abrogating or rejecting the biblical Torah as healing on the Sabbath is not prohibited in biblical law. The portrayal of Jesus shows that Jesus does not believe that he is questioning the Sabbath, because he does not question the validity of the Sabbath as an institution but rather the emphasis is on what can and cannot be done on the Sabbath: ‘Is it lawful to do good or to do harm on the Sabbath, to save life or to kill?’ (3:4). It has been rightly argued that Jesus is extending the dictum that saving life overrules the Sabbath (m. Yoma 8.6; cf. 1 Macc. 2:32–41; 2 Macc. 6:11) to include his healing ministry in Mk 3:4. The word used for ‘life’ in m. Yoma 8.6 is נפש. נפש is usually translated in lxx with ψυχή, precisely the word used in Mk 3:4. Jesus’ opponents do not accept this halakic ruling and conspire with the Herodians to kill him, which, when combined with Mk 2:23–28, echoes a view of a warning followed by prosecution for breaking Sabbath (m. Sanh. 7.8; y. Sanh. 7:11), and indicating that from the perspective of the Pharisees Jesus breaks the Sabbath commandment.
(b) Mark 2:23-28 violates the sabbath law
Mark takes it for granted that his audience will know that the disciples must have been poor people taking Peah, the grain left for poor people at the edges of every field, in accordance with Lev. 23.22, and that if anyone at a church meeting did not know this, the reader would be able to explain it. (Casey, Jesus of Nazareth, pp. 72)
22 When you reap the harvest of your land, you shall not reap to the very edges of your field, or gather the gleanings of your harvest; you shall leave them for the poor and for the alien: I am the Lord your God. (Lev. 23:22)
(c) Mark 7:3-4 is wrong
For the Pharisees and all the Jews, unless they wash their hands with a fistful [of water] do not eat, adhering to the tradition of the elders, and [when they come] from the market-place, they do not eat without immersing, and there are many other [traditions] which they have received to adhere to, immersions of cups and pots and bronze kettles and dining couches. (Mk 7.3-4)
With respect to “the Pharisees, and all the Jews” in 7:3, the phrase places the major emphasis on the Pharisees. Although the “all” is something of an exaggeration, it is the sort of exaggeration that ancient Jews themselves made; there is a close parallel in a Jewish document, Epistle of Aristeas (305. Nor is the exaggeration totally unjustified; Deines (Steingefässe) has recently argued on the basis of archaeological evidence that Pharisaic purity rules were widely observed by first-century Palestinian Jews.
(Joel Marcus, Mark 1-8, AYBC, page 19-20)

Objection #4: Mark is positive towards gentiles but hostile towards Jews
The fact that the Markan Jesus relates frequently and positively with Gentiles, especially in 7:24–8:10, but often disputes with Jewish leaders, does not necessarily mean that Mark himself was a Gentile and thus could not have been the Jewish Christian John Mark. Paul, after all, was a Jewish Christian too, and perhaps one educated in Jerusalem (see Acts 22:3), and he related positively to Gentiles and sometimes had critical things to say concerning those of his fellow Jews who rejected Jesus (see e.g. 1 Thess 2:14–16 and Romans 9–11 passim). The Markan Jesus, moreover, is not one-sidedly anti-Jewish and pro-Gentile; he relates positively to Jews, especially to Jewish crowds, throughout the Gospel (e.g. 1:21–28, 32–39; 2:1–2, 12–13; 3:7–12; 10:17–22; 12:28–34), whereas one of his two experiences with a Gentile crowd is a negative one—he is summarily asked to leave the predominantly Gentile Decapolis region after healing the Gerasene demoniac (5:17). And even in Mark’s special “Gentile” section we find his Jesus expressing a typically Jewish denigration of Gentiles, referring to them as “dogs” (7:27).
With respect to 14:12 and 15:42, Mark may be adapting the Jewish time scheme to his predominantly Gentile readers (cf. Hengel, Mark, 147–48 n. 50), or he may simply be inexact. As Brown (Death, 2.1211 n. 13) points out in his comment on 15:42, “evening” seems to be an imprecise term for Mark, and in two other instances in which he uses it, 1:32 and 14:17, he finds it necessary to clarify it by a supplemental time indication. In the Old Testament and Jewish literature, moreover, the predominant evening-evening method of reckoning days sometimes coexists with a morning-morning pattern (see e.g. Lev 7:15–16; Judg 19:4–9; 1 Sam 19:11; 28:19; Bel and the Dragon 15–17; Joseph and Aseneth 20:5–21:1; Josephus Ant. 6.336 [cf. 1 Sam 28:8, 19]; cf. VanderKam, “Calendar,” 814).
Mark, therefore, is doing nothing extraordinary or un-Jewish by combining the two schemes.Neither is the Markan combination of affirmation of the Law with looseness toward its details a decisive indication of Markan non-Jewishness. One finds this same combination in Paul, who both declares that he upholds the Law (Rom 3:31; cf. 1 Cor 7:19b) and pronounces null and void some specific Torah observances (e.g. 1 Cor 7:19a; Gal 5:6), including food laws (Rom 14:14). Indeed, this is exactly the sort of combination one would expect from a Jew who had had the necessity of Law-observance drummed into him from his youth up, but who had latterly become an apostle of the Law-free Christian mission to Gentiles. And as for the attributions in 1:2 and 2:26, these may not be mistakes but deliberate theological exegeses (see the COMMENT on 1:2–3 and the NOTE on “in the time of Abiathar the high priest” in 2:26), and even if they are mistakes, they are the sort of error that ancient Jews as well as non-Jews frequently committed.
(Joel Marcus, Mark 1-8, page 19-20)
Objection #5: Eusebius calls Papias a man of low intelligence
Davies and Allison writes in their commentary of Matthew (ICC) page 13:
A further minor point: scholars have made too much of Eusebius’ castigation of Papias as a man of little intelligence. Eusebius’ use of sources suggests that he himself did not always exercise the soundest of critical judgement, and his negative assessment of Papias was in all likelihood dictated simply by a distrust of chiliasm. But all this apart, in Judaism (and the same may have been true outside it) intelligence was not taken to be the mark of a reliable transmitter of tradition. Quite the opposite. The less intelligent the tannaʾ the more reliable he was deemed (see Gerhardsson, Memory, pp. 93–112). The intelligent tend to modify and alter what they pass on, unintentionally and otherwise. In a context of the transmission of tradition, Papias’ alleged lack of intelligence (we have no proof of it) would not have been a disqualification. Beyond this, if the church Fathers, as is usually claimed, did all follow Papias’ testimony, they could hardly have regarded him with great disdain. In any case, none seems to have disputed him. There was, as far as we know, no challenge in early Christian times to the Matthean authorship of the First Gospel.

Bibliography

Hengel, Martin. Studies in the Gospel of Mark. Wipf and Stock Publishers, 2003.
Bauckham, Richard. Jesus and the Eyewitnesses: the Gospels as Eyewitness Testimony. William B. Eerdmans Publishing Company, 2017.
Casey, Maurice. Jesus of Nazareth: an Independent Historian's Account of His Life and Teaching. T & T Clark, 2011.
Collins, Adela Yarbro, and Harold W. Attridge. Mark: a Commentary. Fortress Press, Hermeneia, 2008.
Bruner, Frederick Dale. Matthew: a Commentary. W.B. Eerdmans Pub. Co., ICC, 2004.
Sanders, E. P., and Margaret Davies. Studying the Synoptic Gospels. SCM, 1996.
Brown, Raymond E., and Marion L. Soards. An Introduction to the New Testament: the Abridged Edition. Yale University Press, 2016.
Marcus, Joel. Mark 1-8: a New Translation with Introduction and Commentary. Yale University Press, 2010.
Crossley, James G. The Date of Mark's Gospel: Insight from the Law in Earliest Christianity. T & T Clark International, 2004.
submitted by Bohrbrain to AcademicBiblical [link] [comments]


2020.05.10 14:46 koine_lingua Some academic notes on the Biblical idiom "forever and ever" (or "the age of the ages"?)

Over the years, I've come across a lot of universalists who object to the idea of a Biblical phrase that could be translated/understood as "forever and ever," on the basis that this would be logically incoherent, as if it suggests that there could be something beyond an endless expanse of time. They use this mainly as a way to disarm some of the verses in Revelation (and elsewhere) which might suggest some sort of eternal punishment.
I know that not all univeralists have such a.... myopic view; but I just wanted to add some scholarly notes about the idiom that underlies this phrase, in the context of similar phenomena and phrases in related early Semitic languages.
On another forum, after I was trying to come up with a contemporaneous example that was similar to the Hebrew phrase we find in Micah 4:5, comparing this to the "Buzz Lightyear-esque 'to infinity and beyond,'" someone claimed that this was "self contradictory nonsense." In response, I said that "well-known idiomatic language doesn’t adhere to rigid logic, mathematical or otherwise"; and in further response, they wrote
In this case A.E. Knoch calls it idio[ma]tic:
“Idiomatic or Idiotic?
ORIGINAL…ENGLISHED…STULTIFIED
[The Bible is the]…book of books…book and book
[The Lord’s Coming is the]…day of days…day and day
shir eshirim…song of songs…song and song
qdsh equdshim…holy of holies…holy and holy
kurios kuridn…Lord of lords…Lord and lord
oasileus basileon…King of kings…King and king
aionos tdn aidnon… eon of eons…ever and ever (R.V.) throughout all ages, world without end. (A.V.)”
https://s3.amazonaws.com/unsearchablerich/booksonwebsite/%C2%A9CPC+Eternal+Torment+or+Universal+Reconciliation.pdf
As it is said:
There is an old maxim for Bible translation, “If the plain senses makes good sense, then it is nonsense to look for any other sense.”
It was a little hard to parse exactly what they were saying here, but in the relevant section of the book they linked (apparently written by the translator of the Concordant Version), it explained
Scholars have tried to insist that "the eon of the eons" is not "idiomatic". They stake their reputations on the assertion that "ever and ever" is an idiomatic rendering of the Greek. The facts are that "eon of the eons", like "holy of holies" is just as good English as it is Greek. It is unusual, not unidiomatic. "Ever and ever" is not translation at all. It is a self-contradictory interpretation, without any support in fact, depending entirely on prejudice and superstition for its acceptance. It is idiotic, not idiomatic.
The translations forever, everlasting, eternal, for ever and ever, are contrary to the idiomatic usage of the Hebrew and Greek. There the holy of holies, is the holiest of all, not a holy place of infinite extent. It is sheer interpretation, and it ignores the idiom of the original. If the holy of holies does not include all space neither does the eon of the eons include all time. They ought to call in the holy place of holy places, "for universe and universe". That is just as idio[ma]tic as "for ever and ever".
When it notes that "[s]cholars have tried to insist that 'the eon of the eons' is not 'idiomatic,'" etc., I take this to mean that these other scholars were objecting to an overly literal understanding of "the eon of the eons" — objecting on the basis that this seems to take this in an anachronistically eschatological/cosmological sense, and not in the original idiomatic sense of the underlying Hebrew and Greek phrase ("forever and ever"). With this in mind, this was the detailed comment I made in response:
So as you may have already surmised, doubling in Biblical Hebrew (and other languages) expresses intensification in any number of senses. There's the well-known use of the intensifying infinitive absolute, for example, such as in Genesis 2:17's מֹ֥ות תָּמֽוּת, "you will certainly die." This exact same phenomenon is actually seen in Ugaritic, too — a language very closely related to Hebrew; and the end of that section in the book I just linked cites Akkadian examples as well. (For an even more detailed look at this, see the various studies cited in Scott Callaham's monograph on the infinitive absolute in Hebrew.)
When it comes to doubled noun formations, in the examples you just cited, we see the doubling in the construct state (genitive); and here this usually functions as a superlative: the most holy; the greatest king, etc.
Understanding that doubling expresses intensification or the superlative in any number of different senses/facets should already clear up the confusion in the source you cited:
The translations forever, everlasting, eternal, for ever and ever, are contrary to the idiomatic usage of the Hebrew and Greek. There the holy of holies, is the holiest of all, not a holy place of infinite extent. It is sheer interpretation, and it ignores the idiom of the original. If the holy of holies does not include all space neither does the eon of the eons include all time.
(Who on earth would think that the doubling in "holy of holies" suggests "a holy place of infinite extent" or "all space"?)
When we're talking about doubling involving Hebrew ‘olam... well, first off, as far as I'm aware we don't find anything like לעולמי עולמים in the canonical Hebrew Bible at all. We do, however, find this doubling of the Aramaic cognate of ‘olam, in Daniel 7: עַד עָלַם עָלְמַיָּֽא. More importantly, we find similar constructions in the Hebrew of the OT involving other temporal terms. For example, we find phrases like לְדֹר דֹּֽר and לְדֹור דֹּורִֽים pretty frequently; and we also see things like לְנֵצַח נְצָחִים (Isaiah 34:10). These examples illustrate an identical pattern: they're all adverbial clauses that begin with a preposition, followed by a temporal term + doubled construct. And interestingly, we find the exact same thing in Akkadian, too — another Semitic language that's even older than Hebrew: for example (ana) dūr dār: https://i.imgur.com/VgiDRNZ.png. (Apparently it's found in Ugaritic, too: https://i.imgur.com/5A8zdD6.png.)
In addition to what I've already mentioned in Daniel, constructions with this doubled/construct (Aramaic) ʻalam or (Hebrew) ‘olam are found frequently throughout the Dead Sea Scrolls and other non-canonical Jewish literature. And obviously all of this translates over to the identical Greek εἰς τὸν αἰῶνα (τοῦ) αἰῶνος and εἰς αἰῶνας (τῶν) αἰώνων, too.
Bringing this all together, when we're talking about intensifying doubling applied to the temporal dimension, with all the examples I've mentioned, what this is expresses is a superlative in terms of the greatest or longest amount of time possible. Again, this is almost always colloquially translated as "forever and ever"; though of course we also have to bear in mind that "greatest or longest amount of time possible" can be conditioned by the thing or phenomenon we're talking about. This is why permanence can be a very useful concept/term to talk about here, too: we all know that talk of things like "permanent IDs" is meant to cover the longest amount of time that could possibly transpire here — even though in that example we're obviously talking about the human dimension, conditioned by mortality.
submitted by koine_lingua to ChristianUniversalism [link] [comments]


2020.04.20 15:56 Bohrbrain Papias. An Argument for Reliability.

Papias of Hierapolis is supposedly our first source for two of the gospels, namely Mark and Matthew. Many scholars have concluded that Papias is a spurious, unreliable, apologetic piece of evidence for Mark and Matthew. A large portion of scholars believe otherwise however, and for good reason, as I will try to demonstrate here.

Date:

The first stumbling block some scholars have for Papias is his date of writing. Numerous studies and examinations on Papias in various literature all throughout the 1900s have largely regarded Papias's writing as dating during the reign of Hadrian (J.B Lightfoot 130CE; Raymond Brown 125 CE; Death 41; Introduction 334) and (E.P Sanders "about 140CE"; Studying the Synoptic Gospels , p. 8; BW Bacon 140CE) for example. This late dating made by some has caused some to incorrectly deem his material as already starting off on dubious grounds just by that assumption a priori. New studies however have revealed that this later date is untenable, and a more likely date around 95-110CE, preferably before the death of Ignatius.
The claim made by the early-fifth-century writer Philip of Side that Papias said those who were raised from the dead by Jesus survived to the reign of Hadrian (117-38 CE) has led many to date Papias to this late point. This statement should probably not be trusted though since Eusebius attributes a statement of this kind to another second-century Christian writer, Quadratus (Hist. Eccl. 4.3.2-3), and Philip of Side’s statement may well be no more than a mistaken reminiscence of this. (William Schoedel comments that Philip of Side “is a bungler and cannot be trusted.”) Further indicators that point to an earlier date for Papias' work consists of:
  1. Eusebius classes Papias with young Polycarp, Igantius, and Clement, and no where in his third book does he discuss matter later that the reign of Trajan. In fact, his fourth book opens with the twelfth year of Trajan (109CE). See Yarbrough
  2. Irenaeus names Papias has an “ancient man” and a “most primitive” witness to the faith (see Yarbrough)
  3. Neither Irenaeus or Eusebius adduce Papias as an anti-Gnostic witness.
Dating sources: (Norelli, Enrico (2005). Papia di Hierapolis, Esposizione degli Oracoli del Signore: I frammenti. pp. 38–54)
(Yarbrough, Robert W. (Jun 1983). "[The Date of Papias: A Reassessment" (PDF)(https://www.etsjets.org/files/JETS-PDFs/26/26-2/26-2-pp181-191_JETS.pdf): 181–191)
(Joel Marcus: Mark 1-8. Anchor Yale Bible, p. 21)
(Gundry, Robert (2000). Mark: A Commentary on His Apology for the Cross. Wm. B. Eerdmans Publishing.)
(Richard Bauckham, Jesus and the Eyewitnesses , page 13)

Location:

We should also note the relevance of his geographical location in Hierapolis. Vernon Bartlet explains:
Hierapolis, of which he became “bishop” or chief local pastor, stood at the meeting-point of two great roads: one running east and west, between Antioch in Syria and Ephesus, the chief city of “Asia,” the other south-east to Attalia in Pamphylia and north-west to Smyrna. There Papias was almost uniquely placed for collecting traditions coming direct from the original home of the Gospel both before his own day and during it, as well as from Palestinian \[Christian\] leaders settled in Asia (a great centre of the Jewish Dispersion).
(V. Bartlet, “‘Papias’ ‘Exposition’: it’s date and contents, p. 16-17: 20-22)

Papias' Tradition Source:

I shall not hesitate also to put into properly ordered form for you [singular] everything I learned carefully in the past from the elders and noted down well, for the truth of which I vouch.16 For unlike most people I did not enjoy those who have a great deal to say, but those who teach the truth. Nor did I enjoy those who recall someone else’s commandments, but those who remember the commandments given by the Lord to the faith and proceeding from the truth itself. And if by chance anyone who had been in attendance on (parēkolouthēkōs tis) the elders should come my way, I inquired about the words of the elders — [that is,] what [according to the elders] Andrew or Peter said (eipen), or Philip, or Thomas or James, or John or Matthew or any other of the Lord’s disciples, and whatever Aristion and the elder John, the Lord’s disciples, were saying (legousin). For I did not think that information from books would profit me as much as information from a living and surviving voice (Eusebius, Hist. Eccl. 3.39.3-4).
In order to understand this passage correctly, we must first sort out the four categories of people Papias mentions:(1) those who “had been in attendance on the elders,” i.e. people who had been present at their teaching; (2) the elders themselves; (3) the Lord’s disciples, consisting of Andrew, Peter, Philip, Thomas, James, John, Matthew, and others; (4) Aristion and John the Elder, who are also called “the Lord’s disciples.” In the first place, category (1), those who “had been in attendance on the elders,” are not to be understood as another generation following that of the elders. Some have supposed that Papias refers to three generations: the disciples of Jesus, the elders, and the elders’ disciples, and that he locates himself therefore in the third generation. That the disciples of the elders “had been in attendance on” (often, rather misleadingly translated “had been a follower of”) the elders does not mean that the elders were, at the time about which Papias was writing, dead. *It simply means that these people, before their travels took them through* Hierapolis, had sat at the feet of the elders, attending to their teaching. The elders themselves were still alive, still teaching, when Papias spoke to these people who had recently heard them and could report their teaching to him.
As well as the debatable relationship between categories (2) and (3), interpreters have puzzled over Category 4 (Aristion and the Elder)... As many scholars have recognized, the key to Papias’s distinction between-categories (3) and (4) lies in the distinction between the aorist verb eipen (“said”) and the present tense verb legousin (“were saying”). At the time of which Papias is speaking, those in category (3) were already dead and Papias could learn only what they had said, reported by the elders, whereas Aristion and John the Elder were still teaching — somewhere other than Hierapolis — and Papias could learn from their disciples what they were (still) saying.
Since Aristion and John the Elder were disciples of the Lord who were still alive at the time about which Papias is writing, as well as relatively close to him geographically (probably in Smyrna and Ephesus respectively) and easily accessible on major routes, he was able to collect their sayings mediated by only one transmitter — any of their disciples who visited Hierapolis.
(Richard Bauckham, Jesus and the Eyewitnesses%E2%80%AFthose%20who%20%E2%80%9Chad%20been%20in%20attendance%20on%20the%20elders%2C%E2%80%9D%20i.e.%20people%20who%20had%20been%20present%20at%20their%20teaching%3B%20(2)%E2%80%AFthe%20elders%20themselves%3B%20(3)%E2%80%AFthe%20Lord%E2%80%99s%20disciples%2C%20consisting%20of%20Andrew%2C%20Peter%2C%20Philip&f=false))

Matthew:

[This is what is related by Papias regarding Mark; but with regard to Matthew he has made the following statements]: Matthew put together the oracles [of the Lord] in the Hebrew language, and each one interpreted them as best he could.
What is most striking is both the brevity of the passage and the underlying criticism which Papias applies to this document. Martin Hengel observes (Studies in the Gospel of Mark, page 47) that Papias' second note about Matthew in fact downplays the authority of this document, as well as whatever the product of the translating was. It renders a supposedly finished document (the product of the translating/interpreting) based off of Matthew's oracles as not the original work of the apostle, but a secondary rendering of a basic Hebrew(or Aramaic) document via those who translated or interpreted them "as best as they could".
Papias seems to have no interest in committing apologetics here. Why should we suppose he does so for Mark?
Most critical scholars recognize that Papias probably is not talking about the Gospel of Matthew as we have it today when he refers to Matthew's Logia, but does this reduce his credibility? Later church fathers such as Irenaeus (~180CE) seem to have mistakenly conflated Matthew's logia with the Gospel of Matthew, which already had it's title by his time (see Claudius Apollinaris; ~170CE):
for ignorance is no subject for blame-it rather needs further instruction), and say that on the fourteenth day the Lord ate the lamb with the disciples, and that on the great day of the feast of unleavened bread He Himself suffered; and they quote Matthew as speaking in accordance with their view.
Whatever the product of the interpreting and translating is unknown... because Papias never specifies, which is an interesting observation in this whole argument regarding Papias committing biased apologetics. Some scholars have devalued Papias' testimony about Mark because Papias supposedly gets the description of the Gospel of Matthew incorrect, but what is important to remember is that Papias never explicitly calls whatever he is speaking of a gospel. He claims Matthew wrote Logia (or oracles) in his own dialect. This document Matthew writes sounds much more like the Gospel of Thomas or Q, not a gospel with a narrative.
Maurice Casey subscribes to a chaotic model of Q, and thinks Papias' statements affirm this model (Maurice Casey, Jesus of Nazereth, page 86)
I point out, however, that Papias originally referred to the transmission of Gospel traditions in general, and that his comments support a chaotic model of the ‘Q’ material. Papias attributed the collection of some Gospel traditions to the apostle Matthew, one of the Twelve, who wrote them down in Aramaic and everyone ‘translated/interpreted (hērmēneusen)’ them as well as they were able. There is every reason to believe this. It explains the high proportion of literally accurate traditions, mostly of sayings of Jesus, in the ‘Q’ material and in material unique to the Gospel of Matthew. It also explains the lack of common order, as well as the inadequate translations of some passages into Greek.
and Maurice Casey, Jesus of Nazareth, p. 98
The so-called ‘Q’ material is equally important for our knowledge of Jesus’ teaching, and for some of his deeds. This material, however, was of several different kinds. Some of it was originally written down during or after the ministry of Jesus by the apostle and tax collector Matthew, who was already well accustomed to writing on wax tablets and the like. Various pieces were subsequently translated by different people....

Papias' "Living Voice"

In order to understand Papias’s preference for the “living voice” over written sources we must first recognize that it was an ancient topos or commonplace. Loveday Alexander has pointed out the close parallel in the prologue to one of the works of the medical writer Galen, where he quotes a “saying current among most craftsmen” to the effect that “gathering information out of a book is not the same thing, nor even comparable to learning from the living voice.” The phrase “from the living voice” (para zōēs phōnēs) here is precisely that used by Papias, though Papias adds “and surviving” (kai menousēs). Two other known sources refer to the assertion that “the living voice” (in these Latin texts: viva vox) is preferable to writing as a common saying (Quintilian, Inst. 2.2.8; Pliny, Ep. 2.3). So it seems certain that Papias is alluding to a proverb. In the context of scientific and technical treatises such as Galen’s, this proverb expresses the easily understandable attitude that learning a craft by oral instruction from a practitioner was preferable to learning from a book. But even if it originated in the craft traditions, the saying was certainly not confined to them. Seneca applied it to philosophy, meaning that personal experience of a teacher made for much more effective teaching than writing: “you will gain more from the living voice (viva vox) and sharing someone’s daily life than from any treatise” (Ep. 6.5).40 In all such cases, what is preferable to writing is not a lengthy chain of oral tradition, but direct personal experience of a teacher.
(Richard Bauckham, Jesus and the Eyewitnesses, page 21)
Alexander sums up her study of this topos:
We have seen that the “living voice” had a wide currency as a proverb of general import, but also that it is possible to identify three cultural worlds in which it has a more specific application. In rhetoric, it reinforces the centrality of live performance. Among craftsmen, it expresses the widely-felt difficulty of learning practical skills without live demonstration. And in the schools generally it serves as a reminder of the primacy of person-to-person oral instruction over the study (or the production) of manuals and handbooks. In all these cases, the proverb refers to firsthand experience of a speaker, whether an instructor or an orator, not to transmission of tradition through a chain of traditioners across generations. In the context of the schools, it seems sometimes to have been brought into connection with oral tradition, but even in this usage the “living voice” of the proverb does not refer to oral tradition, but to the actual voice of the teacher from whose oral instruction one learns directly. It follows that in the case of Papias’s use of the proverb, as Harry Gamble points out, “it is not oral tradition as such that Papias esteemed, but first-hand information. To the extent that he was able to get information directly, he did so and preferred to do so.” (Alexander, "The Living Voice", p. 242)
That Papias claims to have conducted inquiries in the manner of a good historian may be suggested by his use of the verb anakrinein for his inquiries about the words of the elders, which he made when disciples of the elders visited Hierapolis
(“I inquired [anekrinon] about the words of the elders”).
This verb and its cognate noun anakrisis were most often used in judicial contexts to refer to the examination of magistrates and parties. But we have noticed that Polybius uses the noun for the historian’s interrogation of eyewitnesses. At another point in his criticism of Timaeus, Polybius calls anakriseis the most important part of history. The way he continues indicates that again he is thinking of the interrogation of eyewitnesses (i.e., direct observers both of events and of places):
For since many events occur at the same time in different places, and one man cannot be in several places at one time, nor is it possible for a single man to have seen with his own eyes every place in the world and all the peculiar features of different places, the only thing left for a historian is to inquire from as many people as possible, to believe those worthy of belief and to be an adequate critic of the reports that reach him.
The verb anakrinein also occurs in the advice given by Lucian of Samosata in his book about writing history. The context is similar:
As to the facts themselves, [the historian] should not assemble them at random, but only after much laborious and painstaking investigation (peri tōn autōn anakrinanta). He should for preference be an eyewitness (paronta kai ephorōnta), but, if not, listen to those who tell the more impartial story . . . (Hist. Conscr. 47).
This suggestion that Papias deliberately uses the terminology of historiographic practice can be further supported from the first sentence of the passage from his Prologue that we are studying. This has conventionally been translated in this way:
I will not hesitate to set down for you, along with my interpretations (synkatataxai tais hermēneiais), everything I carefully learned from the elders and carefully remembered (emnēmoneusa), guaranteeing their truth.
(above; Richard Bauckham, Jesus and the Eyewitnesses, page 25)
Despite his bias, Papias seems to be interested in genuine history. These three enlarged textual points above in this post make a coherent case for the charge of hearsay to carry far less weight.

Mark

Before I go further, Here is Papias' passage:
And the presbyter said this: Mark having become the interpreter of Peter, wrote down accurately whatsoever he remembered. It was not, however, in exact order that he related the sayings or deeds of Christ. 'For' he neither heard the Lord nor accompanied Him. But afterwards, as I said, he accompanied Peter, who accommodated his instructions to the necessities [of his hearers], but with no intention of giving a regular narrative of the Lord's sayings. Wherefore Mark made no mistake in thus writing some things as he remembered them. For of one thing he took especial care, not to omit anything he had heard, and not to put anything fictitious into the statements.

Many scholars, however, think that the Elder supplied only the first sentence (Mark wrote accurately but not in order), while the rest is Papias’ own commentary (the explanation that Mark had not heard the Lord, and especially the statement that he left nothing out that he had heard)… Ancient documents do not have quotation marks or inverted commas, but it was natural to begins one’s own interpretation with ‘for’, and thus we would assign to the Elder only the first sentence.

The gospel of Mark does not seem particularly well-ordered too many critical readers, and, since that author essentially invented the genre of Christian gospel, a description of "narrative" and "the sayings of the Lord" does seem to describe the genre pretty well. Furthermore, if it was Peter's death (and thus his unavailability) that spurred Mark into writing down his gospel, then the timing works out. (Tradition has Peter dying in 64, and that's utterly plausible within the typical 65-73CE dating Mark is given).
Papias here is not saying that it was Mark who was not making a "regular narrative," but rather that Peter (who Mark got his information from) was the one not laying out a "regular narrative" when he was teaching. This is perhaps clearer in another translation:
Mark, who had indeed been Peter's interpreter, accurately wrote as much as he remembered, yet not in order, about that which was either said or did by the Lord. For he neither heard the Lord nor followed him, but later, as I said, Peter, who would make the teachings anecdotally but not exactly an arrangement of the Lord's reports, so that Mark did not fail by writing certain things as he recalled.
In other words, Papias is saying that Mark produced a document, but not one in chronological order, because he got the stories in snips and pieces from Peter and had to arrange them himself (apparently without Peter's oversight; "writings some things he remembered them").
E.P Sanders & Margaret Davies, Studying the Synoptic Gospels, p. 20 sums it up this point nicely:
The material (in Mark) consists of a series of episodes which concentrates on teaching, disputes and miracles. Only the last week of Jesus’ life appears anything like a connected narrative
as does Robert Guelich in his Commentary on Mark
Papias’s statement also indicates that Peter presented his material in anecdotes (χρείαι) rather than as a completed work (τάξις) and that Mark’s notes (cf. ἐμνημόνευσεν, ἀπεμνημόνευσεν cf. Justin, Dial. 106.3) of this preaching became the source for his Gospel (see Kürzinger, BZ 21 [1977] 251–52; Schoedel, Fathers, 106–7).
and Raymond Brown, Introduction to the New New Testament
"Papias indicates that Mark was not an eyewitness, that he depended on preaching, and that he had imposed his own order on what he wrote - all that could match the internal evidence of the Gospel about the evangelist".
as well as (E.P Sanders & Margaret Davies, Studying the Synoptic Gospels, p. 9):
The Elder whom Papias quotes is apparently responsible only for the first sentence, ‘Mark...wrote down accurately all that he remembered....but not....in order’. Papias then elaborates in effect the grants that Mark was bound to make mistakes, since he used the preaching of Peter, who did not give an orderly account but who adapted his preaching to the circumstances. Papias, to be sure, said that Mark ‘made no mistakes’ and neither omitted anything nor inserted incorrect material... Behind the defense one perceives criticisms of the Gospel’s order and completeness. Since Papias’ statement about Matthew does not refer to our gospel, does his statement about Mark refer to Mark as we now have it? Probably it does. Luke, who seems to have used Mark, states that he had followed all things ‘accurately’ and that he would write an ‘orderly account’ (Luke 1.3), thus implicitly criticizing his sources.
E.P Sanders still holds caution on Papias in regards to mark, but this caution is mostly due to the fact that E.P Sanders at the time of writing this book thought Papias dated to about 140CE, as he writes:
The key fact to recall is that the tradition about Mark does not surface until approximately 140, which on balance must make us doubt that Papias had an old and reliable tradition
Most scholars today however see Papias’ writing around the years 95-110. See above.
and finally, Adela Yarbro Collins, Mark: A commentary on the Gospel of Mark, p. 3-4:
Although Papias gives no label to Mark’s work, the fact that he says that Mark wrote down the things said and done by the Lord suggests that it was a narrative work that included teaching, that is, something similar to the Gospel of Mark as we know it.
_____________________________________________________________________________________
Maurice Casey, Jesus of Nazereth, p. 66-67:
Some aspects of this tradition must be true, but not all of them. First, the author was certainly Mark. Our name Mark is the Greek Markos without its ending, and this is the Greek form of the Latin Marcus, one of the commonest names in the Roman Empire. Secondly, Papias must be right in supposing that Marcus ‘neither heard nor followed the Lord’. The early church would not have attributed its first gospel to someone simply called marcus, who was not a follower of Jesus , unless both points are known facts
Joel Marcus, Mark 1-8, p. 17-18:
Despite the probability that our Gospel was originally anonymous, it is likely that it was actually written by someone named Mark, because it is hard to believe that anyone would adopt this name as a pseudonym. Mark was one of the commonest names in the Roman Empire, as well-known personages such as the emperor Marcus Aurelius or the general Marcus Antony(“Mark Antony”) attest. Despite this popularity of the name, there is only one Mark known to us from early church history, a rather minor associate of Paul who is mentioned in Acts and the Pauline correspondence. The relative insignificance of this person is one reason for thinking that the Gospel was actually written by a Mark; if, lacking a sure tradition of authorship, a scribe had wished to ascribe an anonymous Gospel fictionally to a church hero, he would have chosen more illustrious name, probably that of one of Jesus’ twelve disciples (see Streeter, Four Gospels, 560-62; Brown, “Rome”, 195)... To further this case of why Mark is an unlikely second century invention,, Acts 13:13 relates that Mark abandoned Paul for some unknown reason in the middle of a missionary journey, and 15:36-41 describes this desertion as the cause of a subsequent quarrel between Paul and Barnabas, who may have been Mark’s cousin (cf. Col 4:10). Barnabas wanted to take Mark along with them on a later mission, but Paul, because of the earlier experience, refused, and the two missionaries therefore parted acrimoniously.
Why would any church figure, or the church in general, want to ascribe Mark as the author in the light of this, especially considering that later church inventors could have just ascribed the gospel to Peter himself? Moreover, if one wants to appeal to Papias reading 1 Peter and connecting that tradition, the same criticism shown above regarding Mark's abandonment of Paul and him being a catalyst for Paul and Barnabas' splitting applies. Furthermore, If Papias was looking for a way to connect the second gospel with Peter, Silvanus would have been a more logical choice than Mark, (Adela Collins Mark, p. 4). He was a reliable scribe for Paul, seemingly worked under Peter by sending his letter, and was never recorded failing as much as Mark does.
____________________________________________________________________________________________________
"The very vehemence of Papias' insistence upon the connection with Peter creates suspicion. The language is obviously what scholar call "apologetic"- not in the sense of being contrite, but in the sense of being defensive... since it seems designed to ward off objections by vindicating Mark's trustworthiness: he "wrote accurately"; "he did nothing wrong"; his aim was "to leave out nothing of what he had heard and to make no false statements"
This ignores many things however. The critical statement makes this entire passage taken at its whole rather modest or even neutral in its presentation. This also ignores the historiographical tendencies Papias shows. While I think Papias ultimately vouches, or "defends" Mark, I don't think he does so not in a apologetic sense
  1. he "wrote accurately". It's interesting he starts us off with saying this, because if he didnt, more than half of Papias' passage to start us off would be almost dismissive.
Perhaps it would be better to read Papias' statement without figure 1 to give us some perspective:
And the presbyter said this: Mark having become the interpreter of Peter, wrote down [...] whatsoever he remembered. It was not, however, in exact order that he related the sayings or deeds of Christ. For he neither heard the Lord nor accompanied Him. But afterwards, as I said, he accompanied Peter, who accommodated his instructions to the necessities [of his hearers], but with no intention of giving a regular narrative of the Lord's sayings. Wherefore Mark made no mistake in thus writing some things as he remembered them. For of one thing he took especial care, not to omit anything he had heard, and not to put anything fictitious into the statements.
When you remove figure 1, more than half of Papias' passage has no positive indicators to it in regards to Mark's literary work alone.
"Wrote down [...] whatsoever he remembered".
Where is Peter's supervision establishing a complete connection?
"It was not, however, in exact order"
The remark that it is “not in order” implies that it does not measure up to Papias’ standard of what a Gospel should be; nevertheless, he defends it (Adela Y. Collins. Mark, p. 4)
"For he neither heard the Lord nor accompanied Him."
Here he is saying Mark is not an eyewitness. It makes little sense to stress such a thing if Papias wasnt interested in genuine tradition. This is more weighty than it appears though, because as Joel Marcus himself pointed out, Mark departed from Paul's missionary journey and likely was the cause of Barnabas and Paul splitting, and combining that with his common name, means that it would not only be appropriate to explicitly say Peter Okay'd Mark's work, but it would be most appropriate to just name the gospel after Peter himself.
  1. "he did nothing wrong(or "Mark made no mistake")" precedes his explanation regarding Mark only writing some things as he, once again, remembered them, apparently without Peter's supervision. Thus, even this statement isn't without it's criticisms, or at least neutral affirmation: "some" and "remembered". This could be read as apologetic I suppose, but I'll let the reader decide, especially in the light of the weight of other supposed apologetic affirmations Papias makes. I would leave it to nothing more than bias if anything.
  2. ""to leave out nothing of what he had heard and to make no false statements" "
The formula here was a cliché of historiography. It could describe the character of the most reliable eyewitness testimony (e.g., Lucian, Hist. Conscr. 47), a historian’s fidelity to his sources (e.g., Dionysius of Halicarnassus, De Veterum Censura 5) or his care to recount everything important in the course of events and add nothing redundant (e.g., idem, 8). But it is important to note that the formula could also be used of the work of a translator. For example, Philo, describing the work of the translators of the Greek (Septuagint) version of the Pentateuch, says that they were very conscious that they must:
“not add or omit or transfer anything, but must keep the original form and shape” (Philo, De Vita Mosis 2.34).
A Latin writer (writing under the pseudonym of Cornelius Nepos) claims:
When I was busying myself with many things at Athens, I discovered the history of Dares Phrygius written in his own hand. I loved it greatly and translated it line for line. I thought nothing should be added or omitted lest the history be changed and appear to be my own.
Here is a translator who wants to assure readers that they can rely on his reproduction of his source.
(Richard Bauckham, Jesus and the Eyewitnesses, p. 207)
Josephus claims in his history of the Jewish people — the Antiquities of the Jews:
But let no one reproach me for recording in my work each of these events as I have found them in the ancient books, for at the very beginning of my History I safeguarded myself against those who might find something wanting in my narrative or find fault with it, and said that I was only translating (metaphrazein) the books of the Hebrews into the Greek tongue, promising to report their contents without adding anything of my own to the narrative or omitting anything therefrom (Ant. 10.218; cf. 1.17; 6.196; 14.1; 20.260-63).
___________________________________________________________________________________________
(a) He did not put the words and actions of the Lord in the right order, whether chronologically or in terms of subject matter (οὐ μέντοι τάξει); this basic criticism certainly goes back to the presbyter’s tradition. (b) He was not an immediate disciple of the Lord, but only of Peter; in other words his sources are only second hand. [In other words. he was not an eyewitness.] [c] The undertone of the criticism can also be seen in the explanations which follow: the lack of order in his work which is the object of criticism goes back to Peter’s actions in shaping his oral teaching—understandably—to the needs of the hearers; in other words he presented the Jesus tradition in a disordered way by literary and historical standards and was uninterested in a collection (σύνταξις) of ‘words of the Lord’ with a good literary or chronological arrangement. Mark was not in error in writing down only some (ἔνια, as they had remained in his memory (ὡς ἀπεμνημόνευσεν).The undertone of the criticism can also be seen in the explanations which follow: the lack of order in his work which is the object of criticism goes back to Peter’s actions in shaping his oral teaching—understandably—to the needs of the hearers; in other words he presented the Jesus tradition in a disordered way by literary and historical standards and was uninterested in a collection (σύνταξις) of ‘words of the Lord’ with a good literary or chronological arrangement.
This criticism can be seen implicitly as early as Luke 1:1-4 (75-90CE):
1 Since many have undertaken to set down an orderly account of the events that have been fulfilled among us, 2 just as they were handed on to us by those who from the beginning were eyewitnesses and servants of the word, 3 I too decided, after investigating everything carefully from the very first,[a] to write an orderly account for you, most excellent Theophilus, 4 so that you may know the truth concerning the things about which you have been instructed.
Hengel (Studies, p. 48) makes another good point:
There are yet other reasons for supposing that Petrine authority stands behind the Gospel of Mark. First, Mark’s work was used by the historian Luke and also by Matthew, so self-consciously a Christian scribe, in a quite natural way as a guideline. The fidelity with which Matthew reproduces the whole of his Marcan model is particularly striking. Furthermore, the best explanation of the fact that Mark lived on in the church, although Matthew had taken over about ninety per cent of the material in it, is that the work of Mark was from the beginning bound up with the authority of the name of Peter. Furthermore, the only Gospel which deviates from the Marcan order fundamentally is the Fourth; in it the mysterious beloved disciple (said to be the author, 21:24) is always closer to Jesus than Peter, the guarantor of the Marcan-Synoptic tradition.

(Adela Yarbro Collins, Mark: A commentary on the Gospel of Mark, p. 4) notes
1 Peter was probably written in Rome between 80 and 100 ce. Although most scholars today conclude that the letter was not written by Peter himself, the consensus is that it is an expression of the Christian tradition at Rome that was associated with Peter.According to Eusebius, Papias knew this letter. The relevant verse (1 Pet 5:13*) has the alleged author of the letter, Peter, refer to “my son Mark” (Μᾶρκος ὁ υἱός μου). The consensus is that the term “son” is meant metaphorically, as other familial terms, such as “sister” and “brother” were used in the early communities of the followers of Jesus...Given the common, and probably independent, association of the man with Peter, it is likely that Papias and 1Peter refer to the same person named Mark.
submitted by Bohrbrain to AcademicBiblical [link] [comments]


2020.04.14 02:22 ithinksoco Covid-19 Pandemi Sürecinde Google Güncellemeleri

Google Arama ve Google Haritalar'daki Değişiklikler

Geçtiğimiz haftalarda Twitter kullanıcıları Google arama sonuçlarında ve haritalarda kafe ve restoran gibi konumlara yeni etiketler geldiğini fark ettiklerini söyleyen tweetlere yer vermişlerdi. Google'ın alıştığımız etiketlerinin yanında, artık yeme-içme yerlerinin yanında eve teslimat ya da paket servis hizmeti sunup sunmadığına dair bazı etiketler mevcut.
Henüz Türkiye genelinde bu etiketlere rastlamasak da birçok ülke ve şehirde bu uygulamaya geçildi ve yakında Türkiye'de de bu etiketlere daha sık yer verileceğini tahmin ediyoruz.

COVID-19 için Özel Duyuru Yayınlama

Google, pandemi ile ilgili olarak Google Aramalar'da vurgulanabilecek özel duyurular yapmanın yeni bir yolu olduğunu açıkladı. Web yöneticileri, web sayfalarına özel anonslar ve duyurular ekleyebilir.
Google ilk olarak sağlık ve devlet kurumu sitelerinin duyurularını vurgulamak, okul kapanmaları veya evde kalma yönergeleri gibi önemli güncellemeleri duyurmak için yayınladığı bu güncellemeyi diğer web siteleri için de genişletiyor. Daha fazla bilgi için Google'ın COVID-19 duyurularına yapılandırılmış veriler ekleme sayfasına bakabilirsiniz.

Google Haberler'de Yeni COVID-19 Deneyimi

Google, insanların pandemi gündemi hakkında en son yetkili haberleri bulmasına ve bunlarla etkileşime geçmesine yardımcı olmak için ek güncellemeler duyurdu.
Google Haberler'deki yeni COVID-19 güncellemeleri şunları içerir:
Google Asistan da daha fazla dille uyumlu hale getirildi, böylece dünya çapındaki kullanıcılar mobil cihazlarında COVID-19 salgınıyla ilgili en son güncellemeleri akıllı ekranlarından alabilecekler.
Google Haberler'deki COVID-19 başlığından gündemdeki haberleri ve diğer gelişmeleri takip edebilirsiniz.

GoogleAds Reklam Politikasında Yapılan Değişiklikler

Google, mevcut uygunsuz içerik politikasında yaptığı değişikliklerle hassas olaylarda çıkar sağlama ve duyarlılık göstermeme konularınıın önüne geçmeyi hedefliyor.
Uygunsuz içerik politikasının tam listesine göz atmanızı tavsiye ederiz.

Topluluk Hareketliliği Raporlarının Oluşturulması

Büyüyen salgın hastalığa ve bulaşma hızını yavaşlatmak için alınan önlemlere yanıt olarak Google, COVID-19 Topluluk Hareketlilik Raporlarının erken yayımını sundu. Bu raporlar, evden çalışma ve yerinde barınmayı amaçlayan diğer halk sağlığı stratejileri hakkında nelerin değiştiğine dair en son bilgileri sunmaktadır. Raporlar, satış yapan yerler, bakkallareczaneler, parklar, transit istasyonları, işyerleri ve konut gibi farklı üst düzey kategoriler arasında zaman içinde coğrafyaya göre hareket eğilimlerini grafik olarak gösteriyor.
İncelemek isterseniz buraya Türkiye Topluluk Hareketi Raporunu bırakıyoruz.
Google'ın güncellemelerine ve iyileştirmelerine pandemi süresince devam edeceğini tahmin ediyoruz. Hem bireysel duyarlılık sağlamak hem de markanız adına uygulayabileceğiniz yeniliklerden haberdar olmak adına güncellemeleri takip etmenizde fayda var.
Daha önce yayınladığımız Google Ads 2020 Güncellemeleri yazımıza da göz atmanızı tavsiye ediyoruz.

Kaynak: https://www.ithinkso.co/blog-covid-19-pandemi-surecinde-google-guncellemeleri
submitted by ithinksoco to u/ithinksoco [link] [comments]


2020.03.24 18:56 emrecann150 21 Ana SEO TAKTİKLERİ

[caption id="attachment_852" align="alignnone" width="300"]📷 21 Ana SEO TAKTİKLERİ 2020[/caption]
Yüksek bir derece zaman ve emektir. Bununla birlikte, belirli SEO taktikleriyle kolayca sonuç almak mümkündür. En iyi şey, tüm bu teknikleri kendiniz yapabilmenizdir.
Burada bulunan tekniklerin bazıları temel önerilerdir. Birçok kişi SEO taktiklerini kullanmaya başladığında, genellikle temel teknikleri atlar. Örneğin, anahtar kelimelerin başlıklarda kullanılması gibi basit şeyler sürekli göz ardı edilir.
Başlamadan önce mutlaka bir denetim yapmalısınız. Test etmek kolay bir iş değildir ve web sitenizin durumuna bağlıdır. Ancak, sınav aşamalarını öncelikli olanları tercih ederek tamamlayabilirseniz, zaman kazanırsınız.
1.)Başlıkları ve alt günleri optimize edin
Giriş bölümünde belirtildiği gibi, birçok kişi başlıkları ve altyazıları optimize ederken çeşitli hatalar yapabilir. Bu konudaki en büyük hata şüphesiz bu noktaları taban seviyesinde unutmaktır.
Sayfaların doğru anahtar kelimeleri hedeflediğinden emin olmanız gerekir. Başlık etiketiniz arama motorundaki en önemli noktalardan biri olduğundan, anahtar kelimeniz buraya eklenmelidir. Anahtar kelime başlangıca ne kadar yakınsa, sizin için o kadar iyi olur.
Altyazılarda da uygun anahtar kelimeler kullanmalısınız. H2 etiketi ana alt başlık etiketidir ve anahtar kelimeyi kesinlikle bu bölüme eklemelisiniz. Çoğu durumda, h2 etiketi sayfa başlığı ile aynı olduğu için fazladan bir şey yapmanız gerekmez.
Uyguladığınız bir PPC kampanyası (PPC) yürüttüğünüzde, web sitesi başlıklarınızdan ilham almaya çalışabilirsiniz. Birçok kişi PPC başlıklarının SEO dostu olmadığını düşünüyor. PPC başlıkları dönüşüm odaklanmak ve SEO çalışmaları uzun bir yol olabilir.
Aynısı meta açıklamalar için de geçerlidir. Meta açıklamalar ile kullanıcılar kendi bağlantılarına tıklayabilirler. Bu alanları mümkün olan en iyi şekilde optimize etmek çalışmalısınız. Buraya anahtar kelimeler eklemeyi denemelisiniz.
Bunu yaptıktan sonra, bir sayfaya birden fazla anahtar kelime geçirmeye çalışmalısınız. Başka bir deyişle, aynı sayfada birden çok anahtar kelimeyi hedeflemeniz gerekir. Örneğin, aynı sayfada "etkili SEO taktikleri", "SEO teknikleri" ve "SEO taktikleri anahtar kelimelerini seçebilirsiniz.
Uzun içerikli birden fazla anahtar kelimeyi hedeflemek, kısa içeriği ayrı ayrı hedeflemekten çok daha kolay olduğu için bu sizin için mükemmeldir. Google her zaman uzun içeriğe sahiptir
2.)Gezinme öğelerindeki sayfaları vurgulayın.
Web sitenizdeki en önemli alanlardan biri, gezinme öğelerine sahip alanlardır. Bunun ana nedeni, bu bölümdeki diğer sayfalara kolayca bağlanabilmenizdir. Web sitenizdeki menüler en önemli gezinme öğeleridir. Özellikle bu alanlara bağlantılar yerleştirerek web sitenizi güçlendirebilirsiniz.
Örneğin, anahtar kelimeler içeren menülere bağlantılar ekleyebilirsiniz. Google bu bağlantıları, kullanıcının ziyaret ettiği her sayfada görüntülendiği için derecelendirir. Logo her sayfada olduğundan ve logonun bağlantısı genellikle logoya bağlı olduğundan, birçok web sitesinin ön sayfasının en yüksek yetkilendirmeye sahip olmasının nedeni budur.
3.)Sayfalara içindekiler tablosu ekleme
Sitenize ekmek kırıntıları eklemek çok yardımcı olabilir. Bu, özellikle e-ticaret web sitelerinde son derece önemlidir. İçerik atamaları başlangıç kategorisinin alt kategorisi olduğundan, bu birçok farklı web sitesi tarafından özellikle tercih edilir.
Sayfa olarak devam edecek. Bu yapıdaki içerik eşlemeleri, tüm bağlantı değerlerinin ana sayfadan tek tek sayfaya akışını sağlar. Bu genellikle web siteniz için iyi bir şeydir. Bu nedenle, içerik haritaları kullanmalısınız.
Özellikle, genellikle bir anahtar kelime için en iyi şekilde optimize edilmiş sayfalar olduklarından kategori sayfalarınızın üst sıralarda yer almasını isteyebilirsiniz. Kategori sayfaları, arama hacmini kaydetmek için ideal yerlerdir. İçerik atamaları yalnızca kategori sayfalarını değil, alt kategorileri ve ürün sayfalarını da güçlendirir. Bir içerik yönetim sistemi kullanıyorsanız, bu sizin için biraz daha kolay olacaktır. Birçok şablon içerik haritalarıyla birlikte gelir. Bu nedenle, önce konunun sunumu doğrulanmalıdır. Kullandığınız şablon veya tema bir içerik haritası içermiyorsa, bunu bir eklenti ile alabilirsiniz.
Özel bir platform kullanıyorsanız, içindekileri kod bilgilerinizle birlikte kendiniz eklemeniz gerekir. Yapamayacağınızı düşünüyorsanız, programlamayı bilen birinden yardım alabilirsiniz. Programlamaya aşina olan biri bunu hemen yapamaz.
4.)Sitenize analiz araçları ekleyin
Analiz araçları sitenize eklenmelidir. Web sitenizdeki trafiği yakından izlemelisiniz. Web sitenizin sıralamasını ve trafiğini yakından izlemezseniz, web sitenizdeki sorunları keşfedemezsiniz.
Ziyaretçilerin hangi sayfalardan hızla ayrıldığını bilmek istiyorsanız, web sitenize analiz araçları eklemeniz gerekir. Sitenize eklediğiniz basit bir izleme koduyla düzeltmeniz gereken bu alanda neler olduğunu öğrenebilirsiniz. Sitenizin organik arama trafiğini izlemezseniz, nasıl iyileştireceğinizi bilmiyorsunuz. Arama motorları web sitenizi cezalandırırsa veya web sitenizin sıralaması azalırsa, analiz araçları sayesinde öğrenebilirsiniz.
Web sitenizin organik trafiğini kontrol etmek ve web sitenizde neler olduğunu görmek için Google Arama Konsolu ve Google Analytics araçlarını kullanabilirsiniz. Bunları sitenize eklemek çok Çok kolay. Özellikle bir içerik yönetim sistemi kullanıyorsanız, , bir eklenti kullanabilirsiniz. Web sitenize kolayca izleme kodları eklemek istiyorsanız Google Etiket Yöneticisi'ne gidebilirsiniz. Google Etiket Yöneticisi, her şeyi yönetmeyi ve izlemeyi çok daha kolaylaştırır.
Sitenizin verilerini bir üst düzeye taşımak istiyorsanız Hotjar gibi ısı haritalarını kullanabilirsiniz. Bu şekilde, web sitesi ziyaretçilerinizin nerede tıkladığını veya nereden ilgilendiklerini öğrenebilirsiniz. Bu bilgileri aldıktan sonra bile, gerekli iyileştirmeleri yapmak kolay değildir. İyileştirmeler yapmak için bu alanda deneyim sahibi olmalısınız.
5.)Bir SSL sertifikası yükleyin
SSL sertifikaları 2014'ten bu yana bir sıralama faktörü olmuştur. Nedenini merak ediyorsanız, cevap basittir. Bunun nedeni güvenlik. Web sitesi suçunun artmasıyla, web siteleri tarafından paylaşılan özel veriler giderek daha önemli hale geldi. Sitenize SSL eklemek oldukça kolaydır. Sunucu hizmetini nereden alabileceğiniz size yardımcı olabilir. Ancak, ücretsiz olarak kullanabileceğiniz basit bir çözüm var. CloudFlare kullanabilirsiniz. Etki alanı bilgilerini CloudFlare'ye yönlendirmeniz yeterlidir. HTTP'den HTTPS'ye geçerken dikkatli olmalısınız. Bazı geçişlerin SEO sorunları olabilir. Kesinlikle bu konuda tecrübesi olan birinin desteğini almayı düşünmelisiniz.
6.)Harita bölümünü güvenli hale getirin
Web siteniz bir şirketse, zaman kaybetmeden Google My Business'ı kaydettirmelisiniz. Kayıt olarak, şirketinizin Google arama motorundaki yerini garanti edebilirsiniz. Arama yaparken şirketiniz ve adresiniz vurgulanır. Ayrıca, web sitelerine bir bağlantı olduğu için kullanıcılar web sitenizi daha kolay bulabilir. Google My Business hizmetine kaydolduktan ve işletmenizin sahiplerini aldıktan sonra, tüm ayrıntıları doğru bir şekilde tamamlamanız gerekir. Konumunuz, ürünleriniz ve ekipmanınız hakkında ilginç resimler de ekleyebilirsiniz. İnsanların size bu şekilde güvenmesini sağlayabilirsiniz.
7.)Görüntüleri sıkıştırın ve optimize edin
Kullandığınız sunucudaki en kalabalık öğelerden biri görsel dosyalardır. Bu görsel dosyalar, sitenizi ziyaret eden kullanıcının tarayıcı dosyalarında da yer kaplar ve kullanıcının yükleme süresini etkileyebilir. Düşük yükleme süreleri web sitenizin dönüşüm oranlarını etkileyebilir. Bu nedenle görüntüleri sıkıştırmalı ve optimize etmelisiniz. Aynı görüntüyü daha fazla boyutta görüntülemek için görüntüleri sıkıştırabilirsiniz.
Bunu yapmak için görsel sıkıştırmanın nasıl çalıştığını öğrenmelisiniz. WordPress için Smush veya ShortPixel gibi eklentiler seçebilirsiniz. İsterseniz harici TinyPNG hizmetini kullanabilirsiniz. Web sitenizde görüntülenen resimler 500 × 500 piksel ise, görsel olarak 2000 × 2000 piksel yüklememelisiniz. Bunu, görüntü boyutunu önceden belirterek yapabilirsiniz. Web sitenizde duyarlı tasarım kullanmak işinizi çok daha kolay hale getirecektir.
8.)Site hızını artırın
Görseller hız üzerinde çok ciddi bir etkiye sahip olsa da, web sitenizin hızını etkileyebilecek çeşitli unsurlar vardır. Bazı durumlarda, sitenizin dosyaları, bazı durumlarda PHP Kodlar veya veritabanı sorguları, sitenizin geç yüklenmesi neden olabilir. Bu tür sorunları ortadan kaldırmak için eklentinin kullanımını mümkün olduğunca düşük tutmalısınız. Sitenizde gereksiz eklentiler veya uzantılar varsa, bunları kaldırmayı denemelisiniz. Bir şey web sitenizde iyi görünüyor, ancak web siteniz için çok az değeri varsa, bundan kurtulmaya çalışmalısınız. Özellikle web sitenizde slayt gösterileri gibi öğeleriniz varsa, bunları mümkün olan en kısa sürede kaldırmalısınız. Bunun yerine, görsel ve eylem göstergeli bir düğme kullanmak çok daha doğru olur. İnsanlar bu filmleri çok sık kullanmıyor. Ayrıca, bu slaytlar sunucuda çok fazla kaynak tüketir ve okuyucuyu rahatsız edebilir.
Sitenizin hızını artırmak ve sayfanızı yüklemek için gereken kaynakları en aza indirmek için iyi bir sunucu servis sağlayıcısı kullanabilirsiniz. Bu sorunları izlemek için PageSpeed Insights ve GT Metrix gibi araçları kullanabilirsiniz. Bazı problemleri çözmek kolaydır, diğerleri biraz zaman alabilir. Örneğin, WordPress kullanıyorsanız, çalışmanızı kolaylaştırmak için W3 Total Cache gibi eklentileri kullanabilirsiniz. Bazı CSS ve JS dosyalarının web sitesinin tasarımı ve işlevselliği ile ilgili çeşitli sorunlara neden olabileceğini lütfen unutmayın.
9.)Anahtar kelime metinleriyle dahili bağlantıyı çalıştırın
Dahili bağlantı çalışması en etkili SEO tekniklerinden biridir. Belirli bağlantı metinlerini kullanarak önemli sayfalara bağlanabilirsiniz. Bu oldukça risksiz bir yöntemdir ve en önemlisi yöntem üzerinde tam kontrole sahipsiniz. Yeni içerik eklerken kesinlikle önceki sayfalara bağlanmayı denemelisiniz. Web sitenizin negatif sayfalarını ziyaret etmeli ve gerekirse yeni içeriğe bağlanmaya çalışmalısınız.
Web sitenizde yüzlerce farklı sayfa varsa, Interlink Manager gibi eklentiler kullanabilirsiniz. Bu tür bir eklenti kullanırken, iç bağlantı çalışmaları Üst düzeyde bilgiye sahip olmalısınız hatırlamanız gerekir.
10.)Alakalı ve yetkili web sitelerine bağlantı
Diğer siteler her zaman size bağlantı vermek için daha iyi bir seçeneğe sahip olsa da, başkalarının içeriğini paylaşarak bağlantılar almaya çalışabilirsiniz. Sosyal medya hesaplarınızı özellikle bu tür exchange'ler için kullanabilirsiniz. Bu yaklaşım, Google bağlantıları değerlendirdiği için SEO çalışmalarınızın değerini artırır. Bir dereceye kadar, içeriğin değerli olup olmadığına karar vermek bağlantılara bağlıdır. Bu nedenle, alakalı ve uygun web sitelerine bağlantı vermeyi düşünmelisiniz.
11.)Açık sosyal medya profilleri
Birkaç sosyal medya hesabınız olsa bile, birçoğunda olmak çok daha doğru olabilir. Sosyal medya profilleri, web sitenize bağlantı almanın en kolay yollarından biridir. Bazıları kesinlikle adlarıyla bir profil açmadan sosyal medya profilleri oluşturmalıdır. Sosyal medya söz konusu olduğunda, en popüler olanları hayal edebilirsiniz. Facebook, YouTube, Twitter, Instagram ve LinkedIn gibi sosyal ağlarda bir profil oluşturmalısınız. Ancak, bulunduğunuz bölgeye bağlı olarak, Reddit, Yelp veya SoundCloud gibi adreslere abonelik alabilirsiniz. Sosyal medya platformlarında bağlantı almak önemli olsa da, burada paylaşmanız ve yorum yapmanız gerektiğini unutmayın. Bu nedenle, her zaman yorum yapanlarla etkileşime girmeye çalışmalısınız.
12.)Sayfaları ve yayınları paylaşın
Web sitenizin daha fazla Trafik almak istiyorsanız, oluşturduğunuz içerik medyada paylaşıldığından emin olun. Kullanıcılar paylaştığınız içeriği beğenip oklasalar bile, yalnızca paylaşma sürecini onlar için kolaylaştırırsa, oluşturduğunuz içeriği paylaşmaktan memnuniyet duyarlar. Sayfalarınızı paylaşmak ve beğenmek için düğmeler eklemeniz gerekir. Web sitenizle en alakalı platformların düğmeleri kesinlikle sayfalarınızda olmalıdır. Bir içerik yönetim sistemi Çeşitli eklentilerden yardım alabilirsiniz . Oluşturduğunuz içeriğe harekete geçirici mesajlar ekleyebilirsiniz. Paylaşarak belirli içeriği okunabilir hale getirebilirsiniz. Bu kullanıcı deneyimi için kötü görünse de, bazı değerli içeriklere gidebilirsiniz.
13.)Başkalarının içeriğini paylaşın
İçerik paylaşmaya hazır olmalısınız. Yalnızca oluşturduğunuz içeriği değil, değerli olduğunu düşündüğünüz içeriğin içeriğini de paylaşmalısınız. Başkalarını içeriğinizi paylaşmaya bu şekilde teşvik edebilirsiniz. Genel olarak herkesin erişebildiği sosyal paylaşım sitelerinden paylaşmak çok daha ilginçtir. Çünkü bireysel profillerin çoğu arama motorlarına açık değildir. Bu durumda, Google bağlantıları göremez. Bu nedenle, içerik paylaşırken, herkesin erişebileceği sayfalar için tercihinizi her zaman kullanmalısınız.
14.)arkadaşlar ve müşteriler için geribildirim etkinleştirin
Google My Business kaydınızı oluşturduktan sonra bazı yorumlar almalısınız. Birçok insan bu tür yorumlarda bulunmaktan çekiniyor. Google My Business kaydınız için geri bildirim almak kolaydır. Bu tür yorumlar yerel SEO çalışmaları için yararlı olsa da, web sitenize ve işinize değer katabilirler. O zaman onlardan kaçınmamalısınız.
İyi geri bildirim almak çok kolaydır. Herkes, özellikle kaliteli ürün ve hizmetler sunuyorsanız, sizinle ilgili olumlu konuşacaktır. Kullanıcılar genellikle olumsuz yorumlar bırakır. Ancak, arkadaşlarınızdan ve müşterilerinizden Google My Business ve Facebook'ta yorum bırakmalarını isteyebilirsiniz.
İyi geri bildirim almak çok kolaydır. Herkes, özellikle kaliteli ürün ve hizmetler sunuyorsanız, sizinle ilgili olumlu konuşacaktır. Kullanıcılar genellikle olumsuz yorumlar bırakır. Ancak, arkadaşlarınızdan ve müşterilerinizden Google My Business ve Facebook'ta yorum bırakmalarını isteyebilirsiniz.
15.)404 sayfa için özel tasarım.
Sitenizin boyutuna bağlı olarak, sitenizde çok fazla 404 hatası olabilir. 404 hataları, ziyaretçilerin girmek istedikleri ancak web sitenizde olmayan sayfaları gösterir. Bir kullanıcı 404 sayfasına girdiğinde, siteden kolayca ayrılabilir. Bu nedenle, onlara belirli bir harekete geçirici mesaj vermeyi ve başka bir yere götürmeyi düşünmelisiniz.
Özellikle bir e-Ticaret web siteniz varsa, kullanıcıları bırakmak para kaybettiğiniz anlamına gelir. Web sitenize eklediğiniz kampanya türü ne olursa olsun, 404 sayfanız varsa hemen çıkma oranınız ciddi şekilde etkilenir.
Bu nedenle, 404 sayfada özel bir düzen oluşturabilirsiniz. Bu şekilde, web sitenizin hemen çıkma oranını artırabilirsiniz. Özel 404 sayfa düzenleri genellikle kullanıcıların dikkatini çeker ve web sitesinde tutar.
16.)Yeni, yüksek kaliteli içerik yazın
Bu bir sır değil, bilimsel bir formül de değil. Paylaştığınız içeriğin kalitesi ne kadar yüksek olursa, o kadar fazla trafik alırsınız. Ancak, birçok kişi SEO çalışmaları ile ilgili blog gönderileri almaya devam ediyor. Web sitenizde yalnızca 5-6 sayfanız varsa ve ürünlerinizi bu şekilde tanıtmak istiyorsanız, Amazon, Hepsiburada, N11 gibi büyük oyunculardan daha iyi performans gösterme şansınız çok zayıftır.
Blog yayınlarını paylaşarak Google’a web sitenizin düzenli olarak etkin olduğunu göstermeye çalışmalısınız. Bu yöntem aynı zamanda yeni bağlantılar almayı da kolaylaştırır. Çünkü insanlar hizmet sayfanızı değil, blog yayınlarını paylaşmak içindir. Web sitenize yeni bir blog yayını gönderdiğinizde, web sitenizdeki diğer sayfaların sıralamasında da değişiklikler görebilirsiniz. Bu hareketliliği özellikle Google'ın ilk sayfasında bulunmayan içerikle ilgili olarak görebilirsiniz.
Google, düzenli olarak güncellenen web sitelerini verir. Google'ın zirvesine geldiğinizde, kalıcı olarak orada olduğunuz anlamına gelmez. Google, burada bazı web sitelerini kaldırarak kullanıcı etkileşimlerini görmek istiyor. Web sitenizin kullanıcı deneyimi iyiyse, burada kalmaya devam edebilirsiniz. Ancak, kullanıcı deneyimi iyi değilse, önce bırakabilirsiniz.
Burada kullanabileceğiniz ana yöntem, yeni fikirleri ve yeni konuları ele alan bir şey yazmaktır. Ziyaretçilerin çeşitli sorularına cevap vermelisiniz. Soruları cevaplamak ve belirli anahtar kelimeleri kullanmak sıralamanızı yükseltir. Henüz herhangi bir ziyaretçi sorusunu yanıtlamadıysanız, bunu en kısa zamanda yapmanız gerekir. Özellikle bir ürün satıcısıysanız, ürünlerinizin kullanımı ve faydaları hakkında kesinlikle blog yayınlarınız olmalıdır. Bu şekilde, ziyaretçileri ürünlerinizi kullandıkları veya kullanmak istedikleri konusunda bilgilendirebilirsiniz.
17.)Mevcut içeriği güncelleyin ve geliştirin
Web siteniz belirli anahtar kelimeleri hedefleyen sayfalar içeriyorsa, aynı konuyla ilgili bir şey yazmaya çalışmamalısınız. Bir anahtar kelime için farklı anahtar kelimeler kullanmak çok yararlı olmadığından standarda bağlı kalmalısınız.
Mevcut içeriği geliştirirken yeni içerik kullanmalısınız. Bunu yapmanın en kolay yolu, içeriği çeşitli araçlar kullanarak analiz etmektir. Hedef anahtar kelimeyle eşleşmek için başlık, içerik ve meta açıklama bölümlerini değiştirmeniz ve paragraflardaki anahtar kelimeleri kullanmaya çalışmanız gerekir. Bir makalede yeni bir şey bulursanız, yazdığınızdan emin olun. Mevcut yayını güncellemeli ve güncel tutmalısınız. Ayrıca makaleye güncelleme tarihi gibi terimler ekleyebilir ve makalenin güncellendiğini belirtebilirsiniz.
18.)Mevcut içeriği yeniden kullanma
Mevcut içeriği yeniden değerlendirerek her zaman yeni trafik elde edebilirsiniz. İçeriği PDF'ye dönüştürebilir ve ücretsiz olarak posta listenize gönderebilirsiniz. İsterseniz, bunları videoya dönüştürebilirsiniz. Sosyal medya içeriğini bir hikaye olarak bile paylaşabilirsiniz. Genel olarak, bağlantısız uzun metin içeriğinin Facebook'a daha fazla erişimi vardır.
Farklı türde içerik biçimleri gibi farklı kitleler olduğundan bunlara hitap etmeye çalışmalısınız. Her zaman akıllıca adımlar atmalısınız. Video içeriği için artan taleplere, özellikle içeriği video içeriğine dönüştürerek yanıt verebilirsiniz
19.)Mobil sitenizi kolaylaştırın
SEO tekniklerinden biri olan bu adım, uygulanması en zor adımlardan biridir. Web siteniz eskidikçe, yeniden tasarlamak daha zor olacaktır. Belki tasarımı yeniden yapılandırıp daha basit bir şekil seçebilirim. Ancak Google kısa süre önce mobil platforma daha yüksek bir öncelik verdi. Bu öncelik sayesinde Google, mobil web sitesini dikkate alarak web sitesini dizine ekliyor. Bu nedenle, web siteniz cep telefonları için son derece önemlidir.
Bir içerik yönetim sistemi kullanırsanız, çalışmanız çok daha kolay olacaktır. Duyarlı bir tema kullanarak, web sitenizin tüm platformlar için uygun olduğundan emin olabilirsiniz. Bazı eklentiler bu konuda zorlanabilir, ancak birkaç küçük değişiklikle harika sonuçlar elde edebileceğinizi unutmayın.
20.)Reklamcılığa yatırım
Reklamları ihtiyacınız olduğunda kullanmalısınız. Reklamları kullanırken, eklediğiniz bağlantıların aşağıdaki nitelikte olmadığından emin olmalısınız. Çünkü bağlantı satın alma gibi taktikleri kullanırken sorun yaratan bağlantılar genellikle Dofollow özellikleridir. Arama motorlarının dünyası bağlantılar ve reklamlara dayanmaktadır. Ancak, arama motorları organik arama algoritmasında bu iki öğenin kullanılmasını sevmez. Şu anda aşağıdaki bağlantılar devreye girmez. Nofollow bağlantıları olası tüm riskleri ortadan kaldırır. Bağlantı verdiğiniz sayfadaki içerik okuyucunuza katma değer sağladığı sürece, bağlantı reklamlarıyla ilgili bir sorununuz olmaz. Ancak, her zaman kaliteye başvurmalısınız.
21.)Kazanan Rakip Bağlantıları
Bağlantıları kazanmak çok zor, ancak bağlantılar çok etkilidir. Bağlantı kurma seçeneklerini bulmak kolay değildir. Ancak, harici SEO stratejilerinin bir parçası olarak yararlı yüksek kaliteli bağlantılar almaya çalışmalısınız. Bunun için çeşitli bağlantı araştırma araçlarını kullanabilirsiniz. Web sitenizi analiz ettikten ve güçlü rakipler belirledikten sonra, hangi web sitelerinin ona bağlı olduğunu kolayca görebilirsiniz. Bu şekilde, web sitenize bağlantıları kabul edebilecek farklı web siteleri tanımlayabilirsiniz. Bazı bağlantılar satın alınmış olsa bile, rakiplerinizin sıralamasına katkıda bulunmuşlarsa size aynı avantajları sunabilirler.
Diger makalelerime ulaşmak için buraya tıklayınız
submitted by emrecann150 to blogs [link] [comments]


2020.03.24 18:55 emrecann150 21 Ana SEO TAKTİKLERİ

[caption id="attachment_852" align="alignnone" width="300"]📷 21 Ana SEO TAKTİKLERİ 2020[/caption]
Yüksek bir derece zaman ve emektir. Bununla birlikte, belirli SEO taktikleriyle kolayca sonuç almak mümkündür. En iyi şey, tüm bu teknikleri kendiniz yapabilmenizdir.
Burada bulunan tekniklerin bazıları temel önerilerdir. Birçok kişi SEO taktiklerini kullanmaya başladığında, genellikle temel teknikleri atlar. Örneğin, anahtar kelimelerin başlıklarda kullanılması gibi basit şeyler sürekli göz ardı edilir.
Başlamadan önce mutlaka bir denetim yapmalısınız. Test etmek kolay bir iş değildir ve web sitenizin durumuna bağlıdır. Ancak, sınav aşamalarını öncelikli olanları tercih ederek tamamlayabilirseniz, zaman kazanırsınız.

1.)Başlıkları ve alt günleri optimize edin

Giriş bölümünde belirtildiği gibi, birçok kişi başlıkları ve altyazıları optimize ederken çeşitli hatalar yapabilir. Bu konudaki en büyük hata şüphesiz bu noktaları taban seviyesinde unutmaktır.
Sayfaların doğru anahtar kelimeleri hedeflediğinden emin olmanız gerekir. Başlık etiketiniz arama motorundaki en önemli noktalardan biri olduğundan, anahtar kelimeniz buraya eklenmelidir. Anahtar kelime başlangıca ne kadar yakınsa, sizin için o kadar iyi olur.
Altyazılarda da uygun anahtar kelimeler kullanmalısınız. H2 etiketi ana alt başlık etiketidir ve anahtar kelimeyi kesinlikle bu bölüme eklemelisiniz. Çoğu durumda, h2 etiketi sayfa başlığı ile aynı olduğu için fazladan bir şey yapmanız gerekmez.
Uyguladığınız bir PPC kampanyası (PPC) yürüttüğünüzde, web sitesi başlıklarınızdan ilham almaya çalışabilirsiniz. Birçok kişi PPC başlıklarının SEO dostu olmadığını düşünüyor. PPC başlıkları dönüşüm odaklanmak ve SEO çalışmaları uzun bir yol olabilir.
Aynısı meta açıklamalar için de geçerlidir. Meta açıklamalar ile kullanıcılar kendi bağlantılarına tıklayabilirler. Bu alanları mümkün olan en iyi şekilde optimize etmek çalışmalısınız. Buraya anahtar kelimeler eklemeyi denemelisiniz.
Bunu yaptıktan sonra, bir sayfaya birden fazla anahtar kelime geçirmeye çalışmalısınız. Başka bir deyişle, aynı sayfada birden çok anahtar kelimeyi hedeflemeniz gerekir. Örneğin, aynı sayfada "etkili SEO taktikleri", "SEO teknikleri" ve "SEO taktikleri anahtar kelimelerini seçebilirsiniz.
Uzun içerikli birden fazla anahtar kelimeyi hedeflemek, kısa içeriği ayrı ayrı hedeflemekten çok daha kolay olduğu için bu sizin için mükemmeldir. Google her zaman uzun içeriğe sahiptir

2.)Gezinme öğelerindeki sayfaları vurgulayın.

Web sitenizdeki en önemli alanlardan biri, gezinme öğelerine sahip alanlardır. Bunun ana nedeni, bu bölümdeki diğer sayfalara kolayca bağlanabilmenizdir. Web sitenizdeki menüler en önemli gezinme öğeleridir. Özellikle bu alanlara bağlantılar yerleştirerek web sitenizi güçlendirebilirsiniz.
Örneğin, anahtar kelimeler içeren menülere bağlantılar ekleyebilirsiniz. Google bu bağlantıları, kullanıcının ziyaret ettiği her sayfada görüntülendiği için derecelendirir. Logo her sayfada olduğundan ve logonun bağlantısı genellikle logoya bağlı olduğundan, birçok web sitesinin ön sayfasının en yüksek yetkilendirmeye sahip olmasının nedeni budur.

3.)Sayfalara içindekiler tablosu ekleme

Sitenize ekmek kırıntıları eklemek çok yardımcı olabilir. Bu, özellikle e-ticaret web sitelerinde son derece önemlidir. İçerik atamaları başlangıç kategorisinin alt kategorisi olduğundan, bu birçok farklı web sitesi tarafından özellikle tercih edilir.
Sayfa olarak devam edecek. Bu yapıdaki içerik eşlemeleri, tüm bağlantı değerlerinin ana sayfadan tek tek sayfaya akışını sağlar. Bu genellikle web siteniz için iyi bir şeydir. Bu nedenle, içerik haritaları kullanmalısınız.
Özellikle, genellikle bir anahtar kelime için en iyi şekilde optimize edilmiş sayfalar olduklarından kategori sayfalarınızın üst sıralarda yer almasını isteyebilirsiniz. Kategori sayfaları, arama hacmini kaydetmek için ideal yerlerdir. İçerik atamaları yalnızca kategori sayfalarını değil, alt kategorileri ve ürün sayfalarını da güçlendirir. Bir içerik yönetim sistemi kullanıyorsanız, bu sizin için biraz daha kolay olacaktır. Birçok şablon içerik haritalarıyla birlikte gelir. Bu nedenle, önce konunun sunumu doğrulanmalıdır. Kullandığınız şablon veya tema bir içerik haritası içermiyorsa, bunu bir eklenti ile alabilirsiniz.
Özel bir platform kullanıyorsanız, içindekileri kod bilgilerinizle birlikte kendiniz eklemeniz gerekir. Yapamayacağınızı düşünüyorsanız, programlamayı bilen birinden yardım alabilirsiniz. Programlamaya aşina olan biri bunu hemen yapamaz.
4.)Sitenize analiz araçları ekleyin
Analiz araçları sitenize eklenmelidir. Web sitenizdeki trafiği yakından izlemelisiniz. Web sitenizin sıralamasını ve trafiğini yakından izlemezseniz, web sitenizdeki sorunları keşfedemezsiniz.
Ziyaretçilerin hangi sayfalardan hızla ayrıldığını bilmek istiyorsanız, web sitenize analiz araçları eklemeniz gerekir. Sitenize eklediğiniz basit bir izleme koduyla düzeltmeniz gereken bu alanda neler olduğunu öğrenebilirsiniz. Sitenizin organik arama trafiğini izlemezseniz, nasıl iyileştireceğinizi bilmiyorsunuz. Arama motorları web sitenizi cezalandırırsa veya web sitenizin sıralaması azalırsa, analiz araçları sayesinde öğrenebilirsiniz.
Web sitenizin organik trafiğini kontrol etmek ve web sitenizde neler olduğunu görmek için Google Arama Konsolu ve Google Analytics araçlarını kullanabilirsiniz. Bunları sitenize eklemek çok Çok kolay. Özellikle bir içerik yönetim sistemi kullanıyorsanız, , bir eklenti kullanabilirsiniz. Web sitenize kolayca izleme kodları eklemek istiyorsanız Google Etiket Yöneticisi'ne gidebilirsiniz. Google Etiket Yöneticisi, her şeyi yönetmeyi ve izlemeyi çok daha kolaylaştırır.
Sitenizin verilerini bir üst düzeye taşımak istiyorsanız Hotjar gibi ısı haritalarını kullanabilirsiniz. Bu şekilde, web sitesi ziyaretçilerinizin nerede tıkladığını veya nereden ilgilendiklerini öğrenebilirsiniz. Bu bilgileri aldıktan sonra bile, gerekli iyileştirmeleri yapmak kolay değildir. İyileştirmeler yapmak için bu alanda deneyim sahibi olmalısınız.
5.)Bir SSL sertifikası yükleyin
SSL sertifikaları 2014'ten bu yana bir sıralama faktörü olmuştur. Nedenini merak ediyorsanız, cevap basittir. Bunun nedeni güvenlik. Web sitesi suçunun artmasıyla, web siteleri tarafından paylaşılan özel veriler giderek daha önemli hale geldi. Sitenize SSL eklemek oldukça kolaydır. Sunucu hizmetini nereden alabileceğiniz size yardımcı olabilir. Ancak, ücretsiz olarak kullanabileceğiniz basit bir çözüm var. CloudFlare kullanabilirsiniz. Etki alanı bilgilerini CloudFlare'ye yönlendirmeniz yeterlidir. HTTP'den HTTPS'ye geçerken dikkatli olmalısınız. Bazı geçişlerin SEO sorunları olabilir. Kesinlikle bu konuda tecrübesi olan birinin desteğini almayı düşünmelisiniz.
6.)Harita bölümünü güvenli hale getirin
Web siteniz bir şirketse, zaman kaybetmeden Google My Business'ı kaydettirmelisiniz. Kayıt olarak, şirketinizin Google arama motorundaki yerini garanti edebilirsiniz. Arama yaparken şirketiniz ve adresiniz vurgulanır. Ayrıca, web sitelerine bir bağlantı olduğu için kullanıcılar web sitenizi daha kolay bulabilir. Google My Business hizmetine kaydolduktan ve işletmenizin sahiplerini aldıktan sonra, tüm ayrıntıları doğru bir şekilde tamamlamanız gerekir. Konumunuz, ürünleriniz ve ekipmanınız hakkında ilginç resimler de ekleyebilirsiniz. İnsanların size bu şekilde güvenmesini sağlayabilirsiniz.
7.)Görüntüleri sıkıştırın ve optimize edin
Kullandığınız sunucudaki en kalabalık öğelerden biri görsel dosyalardır. Bu görsel dosyalar, sitenizi ziyaret eden kullanıcının tarayıcı dosyalarında da yer kaplar ve kullanıcının yükleme süresini etkileyebilir. Düşük yükleme süreleri web sitenizin dönüşüm oranlarını etkileyebilir. Bu nedenle görüntüleri sıkıştırmalı ve optimize etmelisiniz. Aynı görüntüyü daha fazla boyutta görüntülemek için görüntüleri sıkıştırabilirsiniz.
Bunu yapmak için görsel sıkıştırmanın nasıl çalıştığını öğrenmelisiniz. WordPress için Smush veya ShortPixel gibi eklentiler seçebilirsiniz. İsterseniz harici TinyPNG hizmetini kullanabilirsiniz. Web sitenizde görüntülenen resimler 500 × 500 piksel ise, görsel olarak 2000 × 2000 piksel yüklememelisiniz. Bunu, görüntü boyutunu önceden belirterek yapabilirsiniz. Web sitenizde duyarlı tasarım kullanmak işinizi çok daha kolay hale getirecektir.
8.)Site hızını artırın
Görseller hız üzerinde çok ciddi bir etkiye sahip olsa da, web sitenizin hızını etkileyebilecek çeşitli unsurlar vardır. Bazı durumlarda, sitenizin dosyaları, bazı durumlarda PHP Kodlar veya veritabanı sorguları, sitenizin geç yüklenmesi neden olabilir. Bu tür sorunları ortadan kaldırmak için eklentinin kullanımını mümkün olduğunca düşük tutmalısınız. Sitenizde gereksiz eklentiler veya uzantılar varsa, bunları kaldırmayı denemelisiniz. Bir şey web sitenizde iyi görünüyor, ancak web siteniz için çok az değeri varsa, bundan kurtulmaya çalışmalısınız. Özellikle web sitenizde slayt gösterileri gibi öğeleriniz varsa, bunları mümkün olan en kısa sürede kaldırmalısınız. Bunun yerine, görsel ve eylem göstergeli bir düğme kullanmak çok daha doğru olur. İnsanlar bu filmleri çok sık kullanmıyor. Ayrıca, bu slaytlar sunucuda çok fazla kaynak tüketir ve okuyucuyu rahatsız edebilir.
Sitenizin hızını artırmak ve sayfanızı yüklemek için gereken kaynakları en aza indirmek için iyi bir sunucu servis sağlayıcısı kullanabilirsiniz. Bu sorunları izlemek için PageSpeed Insights ve GT Metrix gibi araçları kullanabilirsiniz. Bazı problemleri çözmek kolaydır, diğerleri biraz zaman alabilir. Örneğin, WordPress kullanıyorsanız, çalışmanızı kolaylaştırmak için W3 Total Cache gibi eklentileri kullanabilirsiniz. Bazı CSS ve JS dosyalarının web sitesinin tasarımı ve işlevselliği ile ilgili çeşitli sorunlara neden olabileceğini lütfen unutmayın.
9.)Anahtar kelime metinleriyle dahili bağlantıyı çalıştırın
Dahili bağlantı çalışması en etkili SEO tekniklerinden biridir. Belirli bağlantı metinlerini kullanarak önemli sayfalara bağlanabilirsiniz. Bu oldukça risksiz bir yöntemdir ve en önemlisi yöntem üzerinde tam kontrole sahipsiniz. Yeni içerik eklerken kesinlikle önceki sayfalara bağlanmayı denemelisiniz. Web sitenizin negatif sayfalarını ziyaret etmeli ve gerekirse yeni içeriğe bağlanmaya çalışmalısınız.
Web sitenizde yüzlerce farklı sayfa varsa, Interlink Manager gibi eklentiler kullanabilirsiniz. Bu tür bir eklenti kullanırken, iç bağlantı çalışmaları Üst düzeyde bilgiye sahip olmalısınız hatırlamanız gerekir.
10.)Alakalı ve yetkili web sitelerine bağlantı
Diğer siteler her zaman size bağlantı vermek için daha iyi bir seçeneğe sahip olsa da, başkalarının içeriğini paylaşarak bağlantılar almaya çalışabilirsiniz. Sosyal medya hesaplarınızı özellikle bu tür exchange'ler için kullanabilirsiniz. Bu yaklaşım, Google bağlantıları değerlendirdiği için SEO çalışmalarınızın değerini artırır. Bir dereceye kadar, içeriğin değerli olup olmadığına karar vermek bağlantılara bağlıdır. Bu nedenle, alakalı ve uygun web sitelerine bağlantı vermeyi düşünmelisiniz.
11.)Açık sosyal medya profilleri
Birkaç sosyal medya hesabınız olsa bile, birçoğunda olmak çok daha doğru olabilir. Sosyal medya profilleri, web sitenize bağlantı almanın en kolay yollarından biridir. Bazıları kesinlikle adlarıyla bir profil açmadan sosyal medya profilleri oluşturmalıdır. Sosyal medya söz konusu olduğunda, en popüler olanları hayal edebilirsiniz. Facebook, YouTube, Twitter, Instagram ve LinkedIn gibi sosyal ağlarda bir profil oluşturmalısınız. Ancak, bulunduğunuz bölgeye bağlı olarak, Reddit, Yelp veya SoundCloud gibi adreslere abonelik alabilirsiniz. Sosyal medya platformlarında bağlantı almak önemli olsa da, burada paylaşmanız ve yorum yapmanız gerektiğini unutmayın. Bu nedenle, her zaman yorum yapanlarla etkileşime girmeye çalışmalısınız.
12.)Sayfaları ve yayınları paylaşın
Web sitenizin daha fazla Trafik almak istiyorsanız, oluşturduğunuz içerik medyada paylaşıldığından emin olun. Kullanıcılar paylaştığınız içeriği beğenip oklasalar bile, yalnızca paylaşma sürecini onlar için kolaylaştırırsa, oluşturduğunuz içeriği paylaşmaktan memnuniyet duyarlar. Sayfalarınızı paylaşmak ve beğenmek için düğmeler eklemeniz gerekir. Web sitenizle en alakalı platformların düğmeleri kesinlikle sayfalarınızda olmalıdır. Bir içerik yönetim sistemi Çeşitli eklentilerden yardım alabilirsiniz . Oluşturduğunuz içeriğe harekete geçirici mesajlar ekleyebilirsiniz. Paylaşarak belirli içeriği okunabilir hale getirebilirsiniz. Bu kullanıcı deneyimi için kötü görünse de, bazı değerli içeriklere gidebilirsiniz.
13.)Başkalarının içeriğini paylaşın
İçerik paylaşmaya hazır olmalısınız. Yalnızca oluşturduğunuz içeriği değil, değerli olduğunu düşündüğünüz içeriğin içeriğini de paylaşmalısınız. Başkalarını içeriğinizi paylaşmaya bu şekilde teşvik edebilirsiniz. Genel olarak herkesin erişebildiği sosyal paylaşım sitelerinden paylaşmak çok daha ilginçtir. Çünkü bireysel profillerin çoğu arama motorlarına açık değildir. Bu durumda, Google bağlantıları göremez. Bu nedenle, içerik paylaşırken, herkesin erişebileceği sayfalar için tercihinizi her zaman kullanmalısınız.
14.)arkadaşlar ve müşteriler için geribildirim etkinleştirin
Google My Business kaydınızı oluşturduktan sonra bazı yorumlar almalısınız. Birçok insan bu tür yorumlarda bulunmaktan çekiniyor. Google My Business kaydınız için geri bildirim almak kolaydır. Bu tür yorumlar yerel SEO çalışmaları için yararlı olsa da, web sitenize ve işinize değer katabilirler. O zaman onlardan kaçınmamalısınız.
İyi geri bildirim almak çok kolaydır. Herkes, özellikle kaliteli ürün ve hizmetler sunuyorsanız, sizinle ilgili olumlu konuşacaktır. Kullanıcılar genellikle olumsuz yorumlar bırakır. Ancak, arkadaşlarınızdan ve müşterilerinizden Google My Business ve Facebook'ta yorum bırakmalarını isteyebilirsiniz.
İyi geri bildirim almak çok kolaydır. Herkes, özellikle kaliteli ürün ve hizmetler sunuyorsanız, sizinle ilgili olumlu konuşacaktır. Kullanıcılar genellikle olumsuz yorumlar bırakır. Ancak, arkadaşlarınızdan ve müşterilerinizden Google My Business ve Facebook'ta yorum bırakmalarını isteyebilirsiniz.
15.)404 sayfa için özel tasarım.
Sitenizin boyutuna bağlı olarak, sitenizde çok fazla 404 hatası olabilir. 404 hataları, ziyaretçilerin girmek istedikleri ancak web sitenizde olmayan sayfaları gösterir. Bir kullanıcı 404 sayfasına girdiğinde, siteden kolayca ayrılabilir. Bu nedenle, onlara belirli bir harekete geçirici mesaj vermeyi ve başka bir yere götürmeyi düşünmelisiniz.
Özellikle bir e-Ticaret web siteniz varsa, kullanıcıları bırakmak para kaybettiğiniz anlamına gelir. Web sitenize eklediğiniz kampanya türü ne olursa olsun, 404 sayfanız varsa hemen çıkma oranınız ciddi şekilde etkilenir.
Bu nedenle, 404 sayfada özel bir düzen oluşturabilirsiniz. Bu şekilde, web sitenizin hemen çıkma oranını artırabilirsiniz. Özel 404 sayfa düzenleri genellikle kullanıcıların dikkatini çeker ve web sitesinde tutar.
16.)Yeni, yüksek kaliteli içerik yazın
Bu bir sır değil, bilimsel bir formül de değil. Paylaştığınız içeriğin kalitesi ne kadar yüksek olursa, o kadar fazla trafik alırsınız. Ancak, birçok kişi SEO çalışmaları ile ilgili blog gönderileri almaya devam ediyor. Web sitenizde yalnızca 5-6 sayfanız varsa ve ürünlerinizi bu şekilde tanıtmak istiyorsanız, Amazon, Hepsiburada, N11 gibi büyük oyunculardan daha iyi performans gösterme şansınız çok zayıftır.
Blog yayınlarını paylaşarak Google’a web sitenizin düzenli olarak etkin olduğunu göstermeye çalışmalısınız. Bu yöntem aynı zamanda yeni bağlantılar almayı da kolaylaştırır. Çünkü insanlar hizmet sayfanızı değil, blog yayınlarını paylaşmak içindir. Web sitenize yeni bir blog yayını gönderdiğinizde, web sitenizdeki diğer sayfaların sıralamasında da değişiklikler görebilirsiniz. Bu hareketliliği özellikle Google'ın ilk sayfasında bulunmayan içerikle ilgili olarak görebilirsiniz.
Google, düzenli olarak güncellenen web sitelerini verir. Google'ın zirvesine geldiğinizde, kalıcı olarak orada olduğunuz anlamına gelmez. Google, burada bazı web sitelerini kaldırarak kullanıcı etkileşimlerini görmek istiyor. Web sitenizin kullanıcı deneyimi iyiyse, burada kalmaya devam edebilirsiniz. Ancak, kullanıcı deneyimi iyi değilse, önce bırakabilirsiniz.
Burada kullanabileceğiniz ana yöntem, yeni fikirleri ve yeni konuları ele alan bir şey yazmaktır. Ziyaretçilerin çeşitli sorularına cevap vermelisiniz. Soruları cevaplamak ve belirli anahtar kelimeleri kullanmak sıralamanızı yükseltir. Henüz herhangi bir ziyaretçi sorusunu yanıtlamadıysanız, bunu en kısa zamanda yapmanız gerekir. Özellikle bir ürün satıcısıysanız, ürünlerinizin kullanımı ve faydaları hakkında kesinlikle blog yayınlarınız olmalıdır. Bu şekilde, ziyaretçileri ürünlerinizi kullandıkları veya kullanmak istedikleri konusunda bilgilendirebilirsiniz.
17.)Mevcut içeriği güncelleyin ve geliştirin
Web siteniz belirli anahtar kelimeleri hedefleyen sayfalar içeriyorsa, aynı konuyla ilgili bir şey yazmaya çalışmamalısınız. Bir anahtar kelime için farklı anahtar kelimeler kullanmak çok yararlı olmadığından standarda bağlı kalmalısınız.
Mevcut içeriği geliştirirken yeni içerik kullanmalısınız. Bunu yapmanın en kolay yolu, içeriği çeşitli araçlar kullanarak analiz etmektir. Hedef anahtar kelimeyle eşleşmek için başlık, içerik ve meta açıklama bölümlerini değiştirmeniz ve paragraflardaki anahtar kelimeleri kullanmaya çalışmanız gerekir. Bir makalede yeni bir şey bulursanız, yazdığınızdan emin olun. Mevcut yayını güncellemeli ve güncel tutmalısınız. Ayrıca makaleye güncelleme tarihi gibi terimler ekleyebilir ve makalenin güncellendiğini belirtebilirsiniz.
18.)Mevcut içeriği yeniden kullanma
Mevcut içeriği yeniden değerlendirerek her zaman yeni trafik elde edebilirsiniz. İçeriği PDF'ye dönüştürebilir ve ücretsiz olarak posta listenize gönderebilirsiniz. İsterseniz, bunları videoya dönüştürebilirsiniz. Sosyal medya içeriğini bir hikaye olarak bile paylaşabilirsiniz. Genel olarak, bağlantısız uzun metin içeriğinin Facebook'a daha fazla erişimi vardır.
Farklı türde içerik biçimleri gibi farklı kitleler olduğundan bunlara hitap etmeye çalışmalısınız. Her zaman akıllıca adımlar atmalısınız. Video içeriği için artan taleplere, özellikle içeriği video içeriğine dönüştürerek yanıt verebilirsiniz
19.)Mobil sitenizi kolaylaştırın
SEO tekniklerinden biri olan bu adım, uygulanması en zor adımlardan biridir. Web siteniz eskidikçe, yeniden tasarlamak daha zor olacaktır. Belki tasarımı yeniden yapılandırıp daha basit bir şekil seçebilirim. Ancak Google kısa süre önce mobil platforma daha yüksek bir öncelik verdi. Bu öncelik sayesinde Google, mobil web sitesini dikkate alarak web sitesini dizine ekliyor. Bu nedenle, web siteniz cep telefonları için son derece önemlidir.
Bir içerik yönetim sistemi kullanırsanız, çalışmanız çok daha kolay olacaktır. Duyarlı bir tema kullanarak, web sitenizin tüm platformlar için uygun olduğundan emin olabilirsiniz. Bazı eklentiler bu konuda zorlanabilir, ancak birkaç küçük değişiklikle harika sonuçlar elde edebileceğinizi unutmayın.
20.)Reklamcılığa yatırım
Reklamları ihtiyacınız olduğunda kullanmalısınız. Reklamları kullanırken, eklediğiniz bağlantıların aşağıdaki nitelikte olmadığından emin olmalısınız. Çünkü bağlantı satın alma gibi taktikleri kullanırken sorun yaratan bağlantılar genellikle Dofollow özellikleridir. Arama motorlarının dünyası bağlantılar ve reklamlara dayanmaktadır. Ancak, arama motorları organik arama algoritmasında bu iki öğenin kullanılmasını sevmez. Şu anda aşağıdaki bağlantılar devreye girmez. Nofollow bağlantıları olası tüm riskleri ortadan kaldırır. Bağlantı verdiğiniz sayfadaki içerik okuyucunuza katma değer sağladığı sürece, bağlantı reklamlarıyla ilgili bir sorununuz olmaz. Ancak, her zaman kaliteye başvurmalısınız.
21.)Kazanan Rakip Bağlantıları
Bağlantıları kazanmak çok zor, ancak bağlantılar çok etkilidir. Bağlantı kurma seçeneklerini bulmak kolay değildir. Ancak, harici SEO stratejilerinin bir parçası olarak yararlı yüksek kaliteli bağlantılar almaya çalışmalısınız. Bunun için çeşitli bağlantı araştırma araçlarını kullanabilirsiniz. Web sitenizi analiz ettikten ve güçlü rakipler belirledikten sonra, hangi web sitelerinin ona bağlı olduğunu kolayca görebilirsiniz. Bu şekilde, web sitenize bağlantıları kabul edebilecek farklı web siteleri tanımlayabilirsiniz. Bazı bağlantılar satın alınmış olsa bile, rakiplerinizin sıralamasına katkıda bulunmuşlarsa size aynı avantajları sunabilirler.
Diger makalelerime ulaşmak için buraya tıklayınız
submitted by emrecann150 to u/emrecann150 [link] [comments]


2020.03.23 01:28 queenicarius Corona

NSC firings debunked: https://www.factcheck.org/2020/03/dems-misconstrue-trump-budget-remarks/ https://www.redstate.com/nick-arama/2020/03/18/who-claimed-in-january-wuhan-virus-couldnt-be-transmitted-to-humans-because-china-said-it-wasnt-contagious-destroyed-evidence/
Obama defunding CDC: https://www.westernjournal.com/dems-lie-trumps-cdc-budget-turns-obama-requested-millions-cuts/?utm_source=site&utm_medium=protrumpnews&utm_campaign=can
Rep. Mark Green (R-TN) : The old reliable Malaria drug chloroquine, the newer version hydroxychloroquine has shown really good, three studies, one in Australia, one in China and now one in France mixed with azithromycin, just the old Z-Pac that we take for bronchitis, has had 100%. It cleared the virus, in some cases in three days, that cocktail in every one of the patients in that study… It’s very promising, 100% of the virus gone in six days!
To shore up industry, McConnell’s plan would provide $208 billion in loans and loan guarantees to distressed sectors of the economy, including $50 billion for commercial airlines and $8 billion for air cargo carriers, and $150 billion for other eligible businesses, but those loans would have to be paid back.
Unlike the airline bailout after the 9/11 attacks, there would not be direct cash grants to airlines, according to the bill.
Classified covid: https://www.scribd.com/document/455607875/US-HHS-Document-to-Doctors-on-How-to-Certify-COVID-19-Deaths-including-Related-Deaths?campaign=VigLink&ad_group=xxc1xx&source=hp_affiliate&medium=affiliate
"The Office of the Chief Medical Examiner (OCME) and the NYC Health Department are working together to include into their reports deaths that may be linked to COVID but not lab confirmed that occur at home," New York City health department spokeswoman Stephanie Buhle said in a statement. 4/10/2020
Fauci confirms early policy successes: https://twitter.com/i/status/1239340047800963074 “One of the things that we did very early and very aggressively, the president put the travel restriction coming from China to the United States and most recently from Europe to the United States because Europe is really the new China,” Fauci said on 3/15/2020
Fauci cruises: "If you are a healthy young person, there is no reason if you want to go on a cruise ship, go on a cruise ship." Anthony Fauci, Director of NIAID, 3/9/2020 https://www.forbes.com/sites/douggollan/2020/03/09/fauci-says-cruising-is-ok-if-you-are-healthy/#685f63432d4d 3/9/2020
Risk is miniscule: https://archive.is/fUNxe 2/17/2020
"The American people should not be worried or frightened by this. It's a very, very low risk to the United States," Dr. Fauci said on The CATS Roundtable. "It isn't something that the American public needs to worry about or be frightened about." Fauci 1/26/2020
"One of the things we did right was very early cut off travel from China to the United States," Fauci said. 3/20/2020 When President Donald Trump announced travel restrictions on China to prevent travelers from infecting Americans with the coronavirus, former Vice President Joe Biden blasted the decision as "hysterical xenophobia" at a campaign rally.
"He has a very unique style," Fauci said of Trump on 3/24/2020. "But the thing that encourages me is that every time I’ve asked him to do something — cut out China travel, or go to the mitigation guidelines — he’s always ultimately listened to what I’ve said. When I’ve said, I really think we should do this, he’s never said no and overruled my recommendation. No matter what his style is, when it comes to the core of what gets done, thankfully, he has listened to me."
“As a matter of practice the National Center for Medical Intelligence does not comment publicly on specific intelligence matters. However, in the interest of transparency during this current public health crisis, we can confirm that media reporting about the existence/release of a National Center for Medical Intelligence Coronavirus-related product/assessment in November of 2019 is not correct. No such NCMI product exists,” said Col. Day.
Taiwan warns: https://www.cdc.gov.tw/Category/ListContent/sOn2_m9QgxKqhZ7omgiz1A?uaid=PAD-lbwDHeN_bLa-viBOuw
“The first and only time that I went in and said we should do mitigation strongly, the response was, ‘yes, we’ll do it,’” Fauci, director of the National Institute of Allergy and Infectious Diseases, told reporters in the White House briefing room on 4/13/2020.
Timeline: https://dailycaller.com/2020/03/22/timeline-novel-coronavirus-wuhan-china/
2005 study: https://virologyj.biomedcentral.com/articles/10.1186/1743-422X-2-69
New controlled clinical study conducted by doctors ​in France shows that a combo of Hydroxychloroquine and Azithromycin (Z-Pak) cures 100% of coronavirus patients within 6 days of treatment: https://www.mediterranee-infection.com/wp-content/uploads/2020/03/COVID-IHU-2-1.pdf
WHO mistakes: https://reason.com/video/how-china-corrupted-the-world-health-organizations-response-to-covid-19/
Recent Hydrochloroquine studies: https://docs.google.com/document0/d/1545C_dJWMIAgqeLEsfo2U8Kq5WprDuARXrJl6N1aDjY/mobilebasic
Intel agents warned Trump debunked: https://twitter.com/RichardGrenell/status/1254935693085888514?ref_src=twsrc%5Etfw%7Ctwcamp%5Etweetembed%7Ctwterm%5E1254935693085888514&ref_url=https%3A%2F%2Fwww.breitbart.com%2Fpolitics%2F2020%2F04%2F28%2Facting-dni-richard-grenell-shoots-down-reports-of-early-intelligence-community-warnings-on-coronavirus%2F
“To be honest with you, all of the death certificates, they’re writing #COVID on all the death certificates. Whether they had a positive test, whether they didn’t.” - Michael Lanza Funeral Director, Colonial Funeral Home 4/29/2020
Death rate down from previous years: https://www.cdc.gov/nchs/data/health_policy/Provisional-Death-Counts-COVID-19-Pneumonia-and-Influenza.pdf
New York’s nursing homes weren’t allowed to challenge a controversial order to admit patients with the coronavirus, Gov. Andrew Cuomo said on 4/23/2020 — even though it’s been blamed for spreading the deadly disease among residents.
“They don’t have a right to object. That is the rule and that is the regulation and they have to comply with that,” Cuomo said during his daily briefing in Albany.
As of April 14, 2020, CDC case counts and death counts include both confirmed and probable cases and deaths. This change was made to reflect an interim COVID-19 position statement by the Council for State and Territorial Epidemiologists on April 5, 2020. https://cdn.ymaws.com/www.cste.org/resource/resmg2020ps/Interim-20-ID-01_COVID-19.pdf
“Let there be no doubt about it,” NJ Gov Murphy said. “The president knows New Jersey. He and his team have been extremely responsive in our hour of need, whether it was ventilators, as you rightfully point out, we’ve got a huge amount of supplies to test." He added, “I have to thank the president and his team. They have been there for us. And I appreciate that enormously.”
“They are putting COVID on a lot of death certificates because people who are going to their hospital with any kind of respiratory distress, respiratory problems, pneumonia, the flu — the flu-like symptoms lead into the COVID-19,” said Joseph Antioco of Schafer Funeral Home. “To me, all you’re doing is padding the statistics. You’re putting people on that have COVID-19 even if they didn’t have it. You’re making the death rate for New York City a lot higher than it should be.”
Nathan Grubaugh, an epidemiologist at the Yale School of Public Health, estimates that about 65 percent of the infections across the country spread from New York.
President of El Salvador Nayib Bukele has announced that he is taking hydroxychloroquine as a preventative measure against the coronavirus. “I use it as a prophylaxis, President Trump uses it as a prophylaxis, most of the world’s leaders use it as a prophylaxis,” said Bukele. 5/27/2020
https://ussanews.com/News1/2020/05/27/klobuchar-bashes-trump-over-his-use-of-hydroxychloroquine-after-same-drug-saved-her-husbands-life/
There is evidence the anti-malarial drug combined with the antibiotic azithromycin helps in the early stages of outpatient treatment.
"These medications need to be widely available and promoted immediately for physicians to prescribe," the American Journal of Epidemiology reported. https://justthenews.com/politics-policy/coronavirus/hydroxychloroquine-plus-azithromycin
https://www.henryford.com/news/2020/07/hydro-treatment-study
https://www.bloomberglaw.com/public/desktop/document/AssociationofAmericanPhysiciansSurgeonsvFoodDrugAdministrationeta?1592068482
Minnesota tested 8,500 people who had attended protests. Less than 1% tested positive for covid. https://www.wired.com/story/what-minnesotas-protests-are-revealing-about-covid-19-spread/
2.2 million Americans deaths predicted: https://www.imperial.ac.uk/media/imperial-college/medicine/sph/ide/gida-fellowships/Imperial-College-COVID19-NPI-modelling-16-03-2020.pdf
New studies: https://docs.google.com/document/d/1vDD8JkHe62hmpkalx1tejkd_zDnVwJ9XXRjgXAc1qUc/edit
Masks: https://aapsonline.org/mask-facts/
CA didn't test nursing homes: https://www.sandiegouniontribune.com/news/california/story/2020-07-24/california-failure-covid-19-test-nursing-home-inspectors?utm_source=dlvr.it&utm_medium=twitter
Cuomo order: https://twitter.com/jailer98/status/1288292168872931329/photo/1
HCQ country comparison: https://c19study.com/
Hospital payments: https://www.beckershospitalreview.com/finance/state-by-state-breakdown-of-federal-aid-per-covid-19-case.html
latest studies: https://c19study.com/
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC7439006/
Mask test: https://smartairfilters.com/en/blog/ultimate-guide-homemade-face-masks-supplemental-data/
https://fox17.com/news/local/covid-19-emails-from-nashville-mayors-office-show-disturbing-revelation
Response timeline: https://threadreaderapp.com/thread/1308841559811665926.html
WHO masks ineffective: https://apps.who.int/iris/bitstream/handle/10665/329438/9789241516839-eng.pdf?ua=1
World numbers: https://www.dailymail.co.uk/news/article-8869279/How-really-ranks-globally-COVID-19.html
2.2 million were projected to die. The CDC just adjusted it's mortality to less than 1% for people under the age of 70. Like a flu.
675,000 Americans died in the 1918 Spanish flu - .064% of population.
.0063% of the US pop has died from covid. (10 times less)
(and Pres. Wilson was still reelected.)
TOTAL U.S. DEATHS [ALL CAUSES]: 2017 Total Deaths US: 2,813,503 (234,000/month) https://www.cdc.gov/nchs/products/databriefs/db328.htm📁 2018 Total Deaths US: 2,839,205 (237,000/month) https://www.cdc.gov/nchs/products/databriefs/db355.htm📁 2019 Total Deaths US: 2,855,000 (238,000/month) https://www.cdc.gov/nchs/nvss/vsrprovisional-tables.htm📁 2020 Total Deaths US (jan - week 9/26): 2,130,000 (236,000/month) https://data.cdc.gov/NCHS/Weekly-Counts-of-Deaths-by-State-and-Select-Causes/muzy-jte6
% of Americans who say they are better off now than they were 4 years ago
Sept 2020: 56 percent
Dec 2012: 45 percent
Oct 2004: 47 percent
Oct 1992: 38 percent
July 1984: 44 percent
https://news.gallup.com/opinion/gallup/321650/gallup-election-2020-coverage.aspx
death rate: https://web.archive.org/web/20201126163323/https://www.jhunewsletter.com/article/2020/11/a-closer-look-at-u-s-deaths-due-to-covid-19
submitted by queenicarius to wassergate [link] [comments]


2020.02.25 02:37 blogmodu Evden Para Kazanma Yolları 2020 Türkçe

Evden para kazanma yolları özellikle son yıllarda, internetteki mecraların da giderek artmasıyla, internetin başında olan birçok kişi tarafından sıkça aratılan cümlelerden biridir. Günümüzde interneti sıkça kullanan herkes “İnternetten nasıl para kazanılır?” Sorusunu sorar hale geldi. Hâl böyle olunca birçok blog ve websitesi de bu konular üzerine yazılar yayınlayarak bu insanlar için rehber olmaya çalıştılar. Evden Çalışarak Para Kazanma
Ben de “Evden para kazanma yolları” adlı bu yazımda internet üzerinden para kazanma yollarından kendi tecrübelerimle edindiğim kısımları sizlere aktarmaya çalışacağım. Bu yüzden sizler için bir liste hazırladım. Bu liste ile online para kazanma yollarının birçok farklı versiyonu ile sizleri tanıştıracağım.
Şimdi eğer hazırsanız, daha fazla lafı uzatmadan bu listeye birlikte bakalım:
  1. Anket doldurmak
  2. Domain ticareti
  3. Captcha çözmek
  4. Online ürün satışı
  5. Makale yazmak
  6. YouTube kanalı
  7. Udemy eğitimi satmak
  8. Blog açmak
  9. Stok fotoğraf satımı
  10. Affiliate marketing
  11. Yorum satışı
  12. Backlink satışı
  13. E-Kitap yazarlığı
  14. Dropshipping
  15. Mobil mining
Gördüğünüz gibi internet ortamında bizlere para kazandırabilecek birçok farklı yol bulunmakta. Ancak burada ufak bir hatırlatma yapmak istiyorum: Bu yollardan size uygun olan birinde karar kılın ve ona odaklanın. Çünkü bu yolların 5-6 tanesini aynı anda yapmaya çalışırsanız, kuvvetle muhtemel başarısız olursunuz.
evden çalışarak para kazanma
“E liste güzel hoş ama bunlardan nasıl para kazanacağız?” diye düşünüyorsanız, endişelenmeyin… Şimdi her bir yöntemi tek tek resimlerle anlatarak sizlere nasıl para kazanabileceğinizi anlatacağım.
Hazırsanız hemen başlayalım…
Anket Doldurarak Para Kazanma İnternetten para kazanma denildiğinde birçok kişinin aklıma anket doldurma gelecektir. Bunun nedeni aslında bu yöntemin oldukça eski ancak hâlâ geçerli bir yöntem olmasından kaynaklanmaktadır.
Anket doldurarak kazanç elde etme, özellikle online ortamda, oldukça dikkatli yapılması gereken bir iştir. Burada dikkatten kastım, anket dolduracağınız platformu seçerken ki dikkattir. Çünkü internette birçok web sitesi anket ile kazanç sağlama adı altında ödeme yapmayabiliyor. Bu yüzden anket sitelerini seçerken ince eleyip sık dokumak gerekiyor.
Benim bildiğim ve gerçekten sağlam şekilde çalışan bazı anket siteleri var. Bunlar:
Anket doldurarak para kazanmak Wordapp görevler
Wordapp Wordapp sitesi hem anket doldurabileceğiniz hem de içerik üreterek yani makale yazarak para kazanabileceğiniz güvenli bir platformdur. Ancak bu sistem de maalesef kusursuz bir mecra değil…
Bunun en büyük nedeni anket sıklığının, verdiğiniz bilgilere göre, yetersiz olması. Genellikle 2-3 günde bir 1 anket gelmektedir. Bu anketlerin ücretleri ise minimum 0,10 euro ile 1 maksimum 1 euro arasındadır. Ama çoğunlukla anket ücretleri düşüktür.
Anket doldurarak kazanç sağlama Wordapp profil soruları
Sitede derecelendirme sistemi bulunur. Dereceniz yükseldikçe size makale yazma görevleri gelmeye başlar ve bunlardan euro olarak kazanç elde edersiniz.
Wordapp’in başka bir problemi ise anketlerin bazılarında anketin ortasında “Bu ankete devam edemiyorsunuz” yazısının çıkarak devam etmenize engel olmasıdır.
Anket doldurarak para kazanma Wrodapp Anketi Görüntülemiyorsunz
Bu durumu yetkililer, sisteme kayıt olurken verilen bilgilerle he anketin ilk kısmında sorulan kişisel bilgilerin uyuşmaması olarak açıklıyorlar. Bu nedenle sisteme tutarlı bilgiler girmek gerekmektedir.
Wordapp görevleri yaparak para kazanma Wordapp görevler
Son olarak Wordapp sitesi ödemelerini 50 euro eşiğine ulaştıktan sonra yapmaktadır. Ancak banka hesabına EFT yaptığı için %8’lik bir kesinti de yapılmaktadır.
MarketAgent Bir başka köklü ve çok sayıda üyesi olan sistem ise MarketAgent’tır. Bu sistemde siteye ilk üye olduğunuzda ilk makaleniz için 3 euro ödeme yapılmaktadır. Ancak daha sonra makale sıklığı oldukça düşük olarak seyrettiğinden dolayı bu siteden para kazanmak için referansınızla siteye yeni üyeler getirmelisiniz.
MarketAgent sitesi ödemelerini Skrill üzerinden yaptığından, sisteme üye olmadan önce mutlaka bir Skrill hesabı oluşturmayı unutmayın.
ClixSense ClixSense, dünyada adını duyurmayı başarmış olan güvenli anket doldurma sitelerinden bir diğeridir. Bu sitenin diğer anket sitelerinden en önemli farkı, ankete ek olarak farklı görevlerle de kullanıcıya para kazandırmasıdır.
Bu sitede, eğer anketlerin giriş kısmında birbiriyle çelişen yanıtlar verilmesi durumunda anketi iptal ediyor. Bu yüzden yaş, medeni durum, cinsiyet ve gelir durumunuzla ilgili ilk verdiğiniz cevapları bir yere not etmenizde fayda var.
ClixSense, ödemelerini Payoneer üzerinden yaptığından, hesabınızda en az 50 dolarlık bir meblağ olması gerekmektedir. Tabi bunun içine Payoneer’in yaptığı komisyon kesintisi dahil değildir.
Bu sistemde de diğer pek çok anket sitesinde olduğu gibi referans ile kazanç sistemi de mevcuttur. Eğer bir kişi sizin referans linkiniz ile bu siteye kayıt olursa, siz bu kişinin kazancıdan %20’lik bir paya sahip oluyorsunuz.
Benim bildiğim ve güvenli olduğuna inandığım anket doldurma siteleri bunlardı. Eğer yeni bir site öğrenirsem yazımın bu bölümüne eklerim. Şimdi diğer yönteme geçelim…
Domain (Alan Adı) Ticaretiyle Para Kazanma
Domain alım-satım yaparak para kazanma üzerine konuşmadan önce sizlere domainin ne olduğundan kısaca söz etmek istiyorum. İnternet üzerinde girdiğimiz her websitesi, forum, blog vs. mecraların bir alan adı vardır. Örnek vermem gerekirse www.ornekdomain.com bir domaindir. Yani domain, internette 7/24 açık olan sunucularda barındırılan tüm sitelere girerken kullandığımız adreslerdir.
Domaini, bir eve ait olan kapı numarası veya bir apartman adı gibi de düşünebiliriz.
İnternet alemindeki domainlerin büyük kısmı, subdomainler hariç, süreli olarak kişilere kiralanır. Bu süre genel olarak 1-10 arasında değişmektedir. Kullanıcı bu alan adını ne kadar süre kullanırsa, bu süre (yıl) için para öder.
Yukarıda domainlerin bir süresi olduğunu söylemiştim. İşte bu domainlerin süreleri sonlandığında GoDaddy gibi domain ve hosting şirketleri bu domainleri tekrardan satışa çıkarırlar.
Burada bir konuya açıklık getirmem gerekiyor. Bir domainin süresi dolduğunda hemen silinmez. Domaini satan şirket bu alan adını son kullanan sahibine 45-60 gün arasında bir sürede aynı domaini tekrar satın alma hakkı sunar. Bu süre zarfında domain expired olmuş olur. Yani bir anlamda 45-60 gün arası başkalarının satın alımına kapalı olarak beklemede kalır. Expired süresi dolduğunda ise domain deleted (silinmiş) pozisyona geçer.
Bir domain deleted (silinmiş) pozisyona geçtiyse, bu domain için herkes teklif verebilir ve satın alabilir.
Domain ticaretinde domainleri takip amaçlı en sık kullanılan sitelerden biri expireddomains.net adlı sitedir. Sitede expired ve deleted olarak domainlerin ikiye ayrıldığını görebilirsiniz.
Yine bir başka expired olmuş alan adlarını takip edebileceğimiz site de expired-domains.co websitesidir.
domain ticareti ile para kazanma expireddomains web sitesi
Yukarıda söz ettiğim expired domain ve deleted domain kavramları, domain alım-satımı için önemlidirler. Çünkü bir domain expired olduğunda takip süreci başlar. Domain alıp satan kişiler bu takibi kendileri yapabildikleri gibi, backordering hizmeti veren aracı şirketler vasıtasıyla da bu işlemleri yapabilirler. Böylece hem işlemin takip yükünden kurtulunmuş hem de alım kolaylaştırılmış olunur. Ancak dediğim gibi backordering hizmeti almak şart değildir. Tamamen tercihe bağlıdır.
Diyelim ki yukarıda söz ettiğim bu web sitesinden birinde hoşumuza giden bir domain bulduk. Ancak domain expired bir domain. Yani direkt satın alamayız. Süresinin dolmasını beklememiz gerekecek. Ancak bunu bizim yerimize bir backordering şirketi de yapabilir. Hem de süre sonunda istediğimiz domaini satın alamazsa da bizden para istemez.
Bu nedenle örnek olarak bir domain seçiyorum sizlere göstermek için.
domain ticareti ile para kazanma expired-domains.co web sitesi
Sarı ile vurguladığım bu alan adına bakmak için GoDaddy websitesine giriyorum ve bu alan adını aratıyorum.
GoDaddy ile backordering yapma GoDaddy backordering
İşaretli alanları tıklıyorum ve site beni yönlendiriyor.
GoDaddy backordering hizmeti GoDaddy ile Backordering
Expired süresi olan 45-60 gün arasında GoDaddy, istediğim domaini almaya çalışacaktır. Ancak alamazsa benden para istemeyecek.
Aklınıza şöyle bir soru gelebilir. Neden GoDaddy böyle bir işlem yapıyor? Cevap basit aslında: Komisyon almak için.
Bu arada GoDaddy’i rastgele seçtim. GoDaddy dışında pek çok backordering hizmeti veren domain şirketi de bulunmaktadır. Ben GoDaddy’i sektöründe güvenilir bir küresel marka olduğu için verdim.
Peki, diyelim ki bu alan adını satın aldık. Sonra ne olacak? Cevap yine basit: Domaini kaç yıl için aldıysak bu kadar süre satılmasını bekleyeceğiz. Tabi bize ait olan bir domain için istediğimiz fiyatı istememiz mümkün. Ancak fazla uçmamak da önemli.
Satın aldığımız bu domain veya domainleri de Flippa, Sedo ve yine GoDaddy üzerinden satışa çıkarabilir ve para kazanabiliriz.
Captcha Çözerek Para Kazanma
Captcha’nın ne olduğunu sanırım herkes biliyordur. Ben yine de kısaca açıklayayım. Captcha herhangi bir online platforma giriş yaparken sürekli olarak karşımıza çıkan ve istenilen resim veya rakamları, insan olduğumuzu kanıtlamak için, seçmemizi isteyen bir sistemdir.
Captcha’nın temel amacı, bir platformu ziyaret eden kişinin bir bot mu yoksa insan mı olduğunu anlayarak, muhtemel bir Ddos ya da siber saldırıya karşı korumaktır.
Bazı web siteleri ise özellikle çalışanları sisteme girerken Captcha ile uğraşmamaları için, Captcha sistemini tamamen kaldırmak yerine, dışarıdan üçüncü taraf sitelerle anlaşarak bu kodları inşalara çözdürürler.
Bir diğer nedeni de Captcha sitelerinin satacakları Captcha kodların doğruluğunu ancak belirli bir doğruluk yüzdesinin üzerinde olduğundan emin olduklarında kendi müşterilerine satabilmesidir.
İşte bu siteler sayesinde internetten Captcha çözerek para kazanma diye bir uğraşı ortaya çıkmıştır. İnternet ortamında Captcha çözdüren birçok site olsa da her site maalesef ödeme alabilmek için o kadar güvenli değildir. Ben de bildiğim bir Captcha platformunu sizlerle paylaşmak istiyorum.
2Captcha.com
2Captcha.com sitesinden para kazanma 2Captcha.com sitesinden para kazanma
Bu siteye öncelikle bir mail adresi ile kayıt olun. Siteye girdikten sonra worker seçeneğini seçmeniz gerekiyor ki para kazanabilin.
2Captcha 2Captcha
Start butonuna bastığınızda karşınıza 42 soruluk bir eğitim çıkacak. Bu eğitimde size küçük detaylardan söz ediyor. Bu yüzden dikkatlice yapın. Eğitim bittiğinde yeniden start butonuna basarak Captcha çözmeye başlayabilirsiniz.
Bu sitenin en güzel yanı 0,5 dolara ulaştığınızda (2-3 bin Captcha çözmeniz gerekir) ödemenizi aşağıdaki ödeme yöntemlerinden herhangi birine yapmasıdır.
2Captcha ödeme kanıtı 2Captcha ödeme kanıtı
Eğer aşağıdaki ödeme yöntemlerinden birine sahip değilseniz, birine üye olmanızı tavsiye ederim.
Captcha Çözerek Para Kazanma 2Captcha.com ödeme yöntemleri
Captcha çözerken dikkat etmeniz gereken son nokta ise fazla hata yapmamaktır. Eğer çok fazla hatalı giriş yaparsanız site hesabınızı şüpheli hesap kategorisine alabilir.
Şimdi bir diğer evden para kazanma yoluna geçelim…
Online Ürün Satışı ile Para Kazanma
Günümüzde alış-veriş anlayışı geçmişe göre oldukça değişti. Artık milyonlarca insan hem fiyatların daha ucuz olması hem de daha rahat olduğu için internet üzerinden birçok ürünü satın almakta. Durum böyle olunca internetten ürün almak kadar ürün satmakta oldukça revaçta bir gelir yöntemi haline geldi.
Ortada devasa bir pasta var. Bu pastadan aslan payını büyük e-ticaret platformları alsa da bizim gibi ufak satıcılara da bu alanda ekmek var.
Örnek vermek gerekirse, Dropshipping yöntemi bunları şu an en popüleri. Amazon, eBay ve gittigidiyor benzeri büyük pazar yerlerinde bireysel olarak dahi satış yapmak mümkün. Dropshipping bu noktada stoksuz satış olanağı verdiği için satıcıların işini çok daha kolay hâle getiren bir sistem. Ancak benim size önerim bu satış yöntemiyle ilgili olarak Udemy gibi eğitim platformlarında ucuz bir eğitim bulun ve satın alın. Daha sonra konuya iyice hâkim olun ve online ürün satışına başlayın.
Buraya kadar anlattığım konu sadece Dropshipping ile ilgiliydi. Eğer “Ben Dropshipping falan anlamam. Daha kolay bir yolu yok mu?” derseniz de yazımı okumaya devam edin.
Online satışın bir başka boyutu da sadece emeğinizi koyarak para kazanmaktır. Nasıl mı olacak o? Yine bir örnek üzerinden gitmek istiyorum. Diyelim ki çiçeklere karşı ilginiz var ve az çok bir şeyler biliyorsunuz. O zaman balkonunuzda veya alanınız varsa evinizin bir odasında sukulent veya kaktüs üreterek bunları fiziken ya da instagram gibi sosyal medya alanlarından satabilirsiniz.
Bunun dışında eğer bir el işi sanatıyla uğraşıyorsanız, ahşap üzerine isim yazma veya maket ev yapımı gibi, bunları da sosyal medya üzerinden ya da ETSY gibi platformlardan satarak kazanç elde etmeniz mümkün. Yalnız şunu unutmayın ETSY, online mağaza için aylık bir ücret istemektedir.
Eğer bu bölümde anlattıklarım sizin için uygun değilse, aşağıdaki bölümlerde anlattıklarıma da bir bakın derim…
Makale Yazarak Evden Para Kazanmak
Son yıllarda giderek yaygınlaşan bir diğer online kazanç yöntemi de makale siteleri için evden makale yazarak para kazanmaktır. Eğer bu konuyla ilgili olarak daha önce herhangi bir şey duymadıysanız, daha detaylı bilgi almak için şu yazımı okuyabilirsiniz.
iyimakale ile para kazanma iyimakale ile para kazanma
Ben yine de kısaca sizlere işin mantığını anlatayım. Öncelikle bir makale alım-satım sitesine girerek üyelik oluşturmanız gerekiyor. Yazımda da belirttiğim gibi bu alanda en güvenilir sitelerden iki tanesi aşağıdadır:
➤iyimakale.com ➤icerik.net
makale yazarı olmak icerik.net ile para kazanma
Bu sitelerde üyelik oluşturduktan sonra yapmanız gereken ilk şey “SEO uyumlu makale nasıl yazılır?” şeklinde Google’da aratarak internetten bilgi edinmenizdir. Bunu öğrendikten sonra, istediğiniz bir konuda SEO uyumlu bir makale yazın ve bu iki siteye de yazarlık başvurusunda bulunun. Sonucu 1-2 gün içerisinde size e-mail yoluyla bildireceklerdir. Ancak bu ilk makalenizi yazarken dikkat etmeniz gereken bazı önemli noktalar var.
Bunları şöyle sıralamak mümkün:
➤Öncelikle söylemeliyim ki bu iki web sitesine makale göndermeden önce en azından SEO uyumlu 3-4 makale yazarak alıştırma yapın.
➤Başvuru için göndereceğiniz makale 300-600 kelime uzunluğunda olsun.
➤Anahtar kelimelerinizi mutlaka bold yapın.
➤Makalenizde mutlaka, SEO açısından, uzun kuyruklu anahtar kelimeleri kullanın ve bold yapın.
➤Makalenizi yazdıktan sonra mutlaka 1-2 kez okuyun ve yazım-imlâ hatalarını düzeltin.
➤Makalenizde aşırı uzun cümleler kurmayın.
➤Mümkünse akıcı ve okuyucuyu yormayan bir dil ile makalenizi yazmaya çalışın.
Bu önerilerin size yardımcı olacağını düşünüyorum. Eğer aklınıza takılan bir soru olursa yorumlar veya iletişim bölümünden bana ulaşabilirsiniz.
Yazarlık başvurunuz kabul edildikten sonra hemen siparişlere başvurmayın. Çünkü ilk zamanlar usta olmadığınız için olumsuz yorumlar alabilirsiniz. Bu da hem makalelerinizin satılmamasına hem de moralinizin bozulmasına neden olabilir. Bu yüzden ilk 1 ay sadece sisteme konusunu kendinizin belirlediği hazır makaleler yüklemenizi tavsiye ederim. Bundan sonrası zaten kendiliğinden gelecektir. Bol kazançlar…
YouTube Kanalı Açarak Para Kazanma
YouTube ile para kazanmak birkaç yıl öncesine göre bir hayli zorlaşsa da hâlâ iyi paralar kazanmanın mümkün olduğu bir sistem.
Yapılan son güncellemelerle birlikte YouTube’dan para kazanma 1000 abone ve 4000 saatlik izlenme koşullarına bağlandı. Bu nedenle YouTube kanalı açarak gelir elde etmeyi daha uzun soluklu bir iş olarak düşünmek artık daha doğru.
Benim siz okurlara tavsiyem, mutlaka bir YouTube kanalı açmanız olacaktır. Bu kanala ilgi alanınıza göre video içerikler yüklemeye başlayın. Tabi bu konu söylendiği kadar basit değil maalesef. Bir video içeriğin üretim aşaması, konuya göre, oldukça zorlu olabilir. Fakat koşulları sağladığınız takdirde gerçekten güzel bir pasif gelir kapısı oluşturmuş olacaksınız.
Eğer YouTube kanalı açmak ile ilgili olarak hiç bilginiz yoksa, YouTube üzerinde bununla ilgili kanallar mevcut. Hatta öneri olarak YouTube Hocam kanalının içerikleri oldukça başarılı. Buradan faydalanabilirsiniz. Yok ben daha detaylı öğrenerek iyi bir YouTuber olmak istiyorum derseniz de yine Udemy üzerinden uygun fiyatlı bir eğitim alarak başlayabilirsiniz.
Benim bu konudaki tavsiyelerim ise şöyle olacaktır:
➤Eğer eğlence kategorisinde videolar üretmiyorsanız videolarınızın süresi çok uzun olmasın
➤Videolarınızı mutlaka YouTube için SEO kurallarına uygun şekilde yapın
➤Videolarınızda video yaptığınız yazılımın filigranı asla olmasın. Bu nedenle Shotcut gibi kaliteli ve açık kaynak yazılımları tercih edin.
➤Video thumbnaillerinize büyük önem verin. İlgi çekici, kaliteli ve renkli olması video tıklamalarınızı arttıracaktır. Bunun için ücretsiz bir site olan Snappa’yı kullanabilirsiniz.
➤Sadece PC veya mobil ekran görüntüsü kaydı alarak video üretecekseniz, yine yukarıda dediğim gibi filigransız bir yazılım kullanın.
➤Videolarınızda ses kaliteniz iyi olsun. Bunun için Google Play Store’dan Easy Voice Record uygulamasını kullanmanızı öneririm. Bir telefon kulaklığı işinizi görecektir…
➤Son olarak eğer mümkünse videolarınızı 2K ve 4K olarak yükleyin. Eğer olmuyorsa da 720p veya 1080p kalitede olmasına özen gösterin.
➤Ve tabi özgün olun!
Udemy ile Para Kazanma
Udemy, şu an için birçok kişiye göre dünyanın en büyük online eğitim platformu. Özellikle yazılım, web, kod bilgisi, yabancı dil gibi alanlarda eşi bulunmaz bir hazine. Çünkü alınan eğitim saati ve elde edilen verim, verilen eğitimin ücretiyle kıyaslanamayacak kadar fazla.
Hâl böyle olunca Udemy’nin Türkiye’de faaliyette olması, belli alanlarda yetkin olan insanlar için bir gelir kapısı oluşturdu. Birçok kişi eğitimi ve tecrübesiyle ilgili alanlarda Türkçe eğitim setleri oluşturarak platforma yükleyerek kazanç elde ettiler. Tabi, ben de Blogger alanındaki tecrübelerimi bu platforma aktararak, şu an için toplam 7,5 saatlik bir eğitim olan “A’dan Z’ye Blogger Eğitimi” adlı eğitim setimi hazırladım. Dileyenler göz atabilirler…
Gelelim sizlerin Udemy üzerinden nasıl para kazanabileceğine? Öncelikle spesifik bir iş üzerinde bir tecrübenizin olması şart. Örnek vermek gerekirse, ben 2011 yılından beri Google’a ait olan Blogger platformu üzerinde pek çok blog oluşturdum, tema düzenledim, yeni kodlar ekledim ve ciddi bir birikime ulaştım. Sizlerin de herhangi bir alanda eğitimi veya tecrübesi varsa, siz de kendi eğitimi videolarınızı kişisel bilgisayarınızda çekebilir ve Udemy’e yükleyerek bir eğitim seti oluşturabilirsiniz.
Son olarak şunu ifade etmek isterim: Udemy eğitmeni olmanız için illa üniversite mezunu veya yazılımcı olmanıza gerek yok. Sadece kendinizi gerçekten yeterli ve birikimli gördüğünüz bir alan olması yeterli. Ancak eğer herhangi bir alanda yetkin değilseniz, sadece para için eğitim oluşturmanızı önermem. Çünkü siz eğitiminizi Udemy’e yükledikten ve insanlar eğitiminizi satın alıp başladıktan sonra size bol miktarda soru soracaklardır. Eğer bu sorulara yeterince doyurucu ve çözüme ulaştırıcı yanıtlar verememeniz durumunda, öğrencileriniz size düşük puan verebilir veya 30 günlük iade haklarını kullanabilirler. Bu da eğitiminizin para kazanmasına ve Udemy tarafından yeterince ön plana çıkarılmasına engel olur. Bu nedenle, bir eğitim seti oluşturmadan önce üzerinde iyi düşünmenizi tavsiye ederim.
Blog Açarak Para Kazanma Blog açarak para kazanma, YouTube sonrasında, eski kadar olmasa da hâlâ para kazandıran bir online iş. Tabi eskiden daha az tıklanmayla daha fazla kazanmak mümkünken, şu an bu giderek daha da azaldı. Peki, blog yazarak nasıl para kazanabiliriz? Şimdi buna değinmek istiyorum.
Eğer daha önce bu konu üzerine bir şeyler yapmadıysanız, konuya yabancısınız demektir. Ben de öyle varsayıp konuyu en temelden anlatacağım.
Öncelikle blog açabileceğim hazır platformların neler olduğuna bakalım.
➤Blogger
➤Wordpress
➤Tumblr
➤Wix
➤Weebly
➤Medium
En çok bilinen blog ve web site servisleri bunlar. Ben bunlar arasından Blogger, Wordpress ve Tumblr’ı kullandım. Ancak diğerleri hakkında da az çok bilgim var.
Blogger ile başlamamız gerekirse, kimilerine göre lider Wordpress olsada, ben Blogger platformunun bazı özellikleriyle Wordpress’e göre daha önde olduğunu düşünüyorum. Bu özelliklerin başında ise, güvenlik ve platformu tam özellikleriyle kullanabilmek gelmekte.
Blogger’da ücretsiz bir blogspot alt alan adı olan bir blog açsanız bile, sistemin tüm özelliklerini kullanabilir ve ücretli bir tema satın alarak tema görünümü değiştirebilirsiniz. Bunun yanı sıra web trafiği ve server yükleme sınırı da yoktur. Ayrıca Google’a ait bir platform olduğu için onun güvenlik şemsiyesine altındadır. Yani ekstra bir güvenlik önlemi almamıza gerek kalmaz.
Wordpress ise bazı açılardan, doğal olarak, üstündür. Bunlara hız, eklenti desteği, SEO avantajı gibi özellikleri sıralamak mümkündür. Ancak eğer yeterli bütçeniz yoksa, Wordpress sistemi biraz külfetli olabilir. Çünkü SEO, güvenlik, server kurulumu, SSL sertifikası ve temalar için ücret ödemek gerekir. Tabii Wordpress’in de ücretsiz versiyonu olan Wordpress.com’da var. Ancak bu platformda Wordpress server depolaması sınırlıdır. Dolayısıyla ek ödeme yapmak gerekebilir.
Gördüğünüz gibi her iki platformunda kendine göre eksi ve artıları vardır. Eğer ilk kez blog açacaksanız ve bütçeniz kısıtlıysa ben Blogger ile başlamanızı tavsiye ederim.
Tumblr platformuna baktığımızda ise, blog ve sosyal medya karışımı bir yapı karşımıza çıkar. Bloğunu sosyal medya gibi kullanmak isteyenler için oldukça uygun olsa da benim için çok uygun bir yapıda olmadığı için çok tercih ettim bir mecra değil açıkçası. Ama yine de tercih sizin…
Gelelim Wix ve Weebly platformlarına. Açıkçası bu sistemlerin ikisini de kullanmadım. Ancak birçok blogger’dan okuduğum kadarıyla, bu platformların bazı eksilerinin çok baskın olduğunu biliyorum. Bu sistemlerin güzel tarafı, sürükle bırak yapıları sayesinde istenilen şekilde özelleştirilebilmeleri. Ancak bu sistemlerin büyük oranda ücretli olması ve üstüne yavaş olmaları, artılarını götürmektedir. Diyebileceklerim şimdilik bunlar.
Medium platformuna baktığımızda ise oldukça hoş bir görünüm ve hızlı bir sistem karşımıza çıkmakta. Ancak standart bir blogtan biraz farklı bir sistem Medium. Nasıl farklı? Derseniz şöyle söyleyeyim: Medium size standart bir alan adı sunmuyor. Bunun yerine medium.com/sayfaadınız gibi bir sistem bulunmakta. Bu da açıkçası ben kullanırken bana çok uymadığı için bir süre sonra Medium kullanmayı bıraktım açıkçası. Ayrıca Medium bloğuna reklam yerleştirmemiz de mümkün olmuyor. Bunlar da Medium’un artı ve eksileri. Tercihi yine size bırakıyorum.
Eğer bu bölüm sizler için yeterli olmadıysa “Blog Nasıl Açılır?” yazıma bakmanızı öneririm. Bu yazımda ve ikincisinde birçok teknik ayrıntıdan söz ettim.
Stok Fotoğraf Satarak Para Kazanma
Stok foto satarak para kazanmak için de son yıllarda giderek ilginin arttığı bir online kazanç şekli olduğunu söylemem mümkün.
Bu kazanç şeklinde yapılması gereken aslında oldukça basit. Fotoğraf makinesi veya kaliteli çekim yapabilen bir telefon ile çektiğimiz fotoğrafları Dreamstime, istockphoto ve Shutterstock gibi büyük stok foto sitelerinin mobil uygulamalarına yüklemek.
Tabi çektiğimiz fotoğrafların görüntü kalitesi her platform için farklı da olabilir. Genellikle bu sitelerin sıkça sorulan sorular bölümünde bu koşulun ne olduğu belirtilir.
Peki istenilen kalitede fotoğraflar çekeceğiz ama neyle ilgili? Her kategoride fotoğraf kabul eder bu siteler ancak en çok satılanlar özel durumlara ait fotoğraflardır. Örneğin ameliyat eldiveni giymiş bir el ya da dekupe edilmiş nesne fotoğrafları gibi fotoğraflar en çok satılan türlerdir.
Bu sitelerin her birinin GooglePlay Store’da katılımcı (contributor) uygulamaları vardır. Çektiğimiz fotoğrafları yükleyebilmek için bu uygulamaları indirmemiz gerekir. Eğer fotoğraflarımızdan satılan olursa zaten uygulama bize bildirim gönderecektir.
Bu sitelerin bazılarında çekim sınırı 50 dolar bazılarında ise 100 dolardır. Yani bu sınıra ulaşmadan siteler ödeme yapmazlar.
Kazandığımız parayı çekmek için ise Payoneer gibi ödeme platformlarını kullanmamız gerekir. Bilginize…
Affiliate Marketing ile Para Kazanma
Affiliate marketing en kısa tanımıyla satış ortaklığı ile gelir elde etmeye verilen isimdir. Biraz daha açmamız gerekirse, affiliate marketing internet üzerinden başkasının ürününü satarak para kazanabildiğimiz bir sistemdir. Kazancımız ise bize ait olan komisyon tutarıdır.
Örnek vermek gerekirse, diyelim ki ben bir e-kitap yazdım ve bu kitabın başkaları tarafından da pazarlanmasını istiyorum. Böylece daha fazla gelir elde edebilirim. Bunun için web sitem üzerinden ya da Clickbank gibi bir platform üzerinden satış ortaklığı açıyorum. %3-5 gibi bir rakamla satıcılar için komisyon oranı belirledikten sonra tek yapmam gereken satışların gerçekleşmesini beklemek.
Birçok affiliate marketing olarak çalışan blogger ve online yazarların benim adıma bu ürünü pazarlaması sayesinde, hem ürünü satan ürün başına komisyonunu alacak hem de ben e-kitabımdan kazanç elde etmiş olacağım. Kısaca affiliate marketing sistemi bu şekilde çalışmakta…
affiliate marketing Clickbank ile affiliate marketing yapmak
Affiliate marketing için dünyada en çok tercih edilen web platformu Clickbank’tır. Bunun dışında Admitad gibi oldukça sağlam satış ortaklığı platformları da vardır.
Bu bölümü bitirirken, şunu da ekleme istiyorum: Affiliate marketing sistemi kolaymış gibi görünse de aslında ustalık isteyen online bir meslektir. Bu nedenle eğer bu işle uğraşacaksanız kendinize zaman tanımalı ve online eğitimlerle kendinizi geliştirmelisiniz. Ancak bu şekilde iyi miktarlarda paralar kazanabilirsiniz.
Yorum Satışı ile Para Kazanma
Yorum satarak para kazanma son birkaç yıldır gittikçe popüler hale gelen bir online kazanç yöntemi. Özellikle yeni YouTube kanalları, web siteleri, Apple Store ve Google Play Store gibi online uygulama indirilebilen platformlarda tercih edilebilmektedir.
Yorum satışını her uygulama, web sitesi ve YouTube kanalı yaptırmasa da yapıldığı da bir gerçek. Yani birileri bu işi yaparak para kazanabiliyor. Dolayısıyla biz neden bu pastadan ufakta olsa bir pay almayalım.
Yorum satabilmek için Bionluk ve SadeceOn gibi çevrimiçi pazar yerlerini kullanabilirsiniz.
Bu arada tabi yorum satışının ne kadar etik olduğu da ayrı bir tartışma konusu. Bu yüzden tercihi size bırakıyorum.
Yorum satışı yaparak para kazanmayla ilgili şu yazımda daha ayrıntılı bilgiye ulaşabilirsiniz.
Backlink Satarak Para Kazanma Backlink Nedir?
Backlink Satarak Para Kazanma
Backlink satışından önce sizlere backlink’in ne olduğunu kısaca anlatmam gerekiyor. Backlink kavramı web siteleri için yapılan SEO çalışmalarına ait terimdir. Buna göre backlink’in en net tanımı, başka bir web sitesi ya da platformun, kendi sitesinde sizin web siteniz veya bloğunuza ait bir link vermesidir.
Backlink, esas itibarıyla arama motorlarının botları için yapılandırılmış bir referans sistemidir. Arama motoru botları bu linkleri referans olma olarak algılar ve pagerank’i yüksek olan sitenin düşük olan siteyi verdiği linki backlink olarak tanımlarlar. Bu sayede Google gibi arama motorlarının gözünde değerli backlink alabilen blog ve web siteleri değerlenirler. Tabi bu da SERP sonucunda yükseliş olarak backlink alan siteye yansır.
Her ne kadar çok kısa bir açıklama olmasa da uygun şekilde açıkladığımı düşünüyorum.
Peki, biz backlink satarak nasıl para kazanabiliriz?
Öncelikle en baştan şunu söyleyeyim: Backlink satışı, özellikle kaliteli backlink satışı, birkaç günde öğrenebileceğiniz bir şey değil maalesef. Bu konu SEO alanı içinde değerlendirildiğinden, SEO hakkında derinlemesine bilgiye sahip olmak gerekir.
Tabi, internette 20 TL gibi rakamlara backlink sağlayan freelancerlar da var. Ancak bu backlinklerin kalıcılıkları ve etkilerinin ne yönde olduğu tartışmaya açık bir mevzudur.
Eğer bu işten para kazanmak istiyorsanız, öncelikle kendinize bir blog açın ve kendi bloğunuz üzerinde SEO bilginizi elinizden geldiğince geliştirin. Site içi SEO ve site dışı SEO kavramlarına hâkim olun. Bunun ardından zaten backlink gibi terimler sizin için son derece anlaşılır hale gelecektir.
Ardından online pazar yerlerinde değerli backlink hizmeti vererek iyi miktarda gelir elde edebilirsiniz.
E-book yazarak para kazanma E-kitap yazarak kazanç
E-Kitap Yazarak Para Kazanma
E-kitaplar internet çağını son hız yaşadığımız şu günlerde, giderek artan bir ivmeyle kullanılan bilgi hazineleridir. Artık neredeyse internet aleminde birçok blogger ve web editörü e-kitap yazarak da gelir elde edebilmekte ve adını sanal dünyada daha duyulur kılmaktadır.
Peki, biz bu pastadan e-kitap yazarak nasıl pay alabiliriz?
E-kitap yazarak para kazanma konusu, aslında biraz da sahip olduğumuz bilgi ve donanımlarımız ve tabi bu bilgileri yazılı olarak aktarabilme becerimizle ilgili.
Örneğin bir bloggersanız, blog yazma, Blogger veya Wordpress ile ilgili bir e-kitap yazabilirsiniz.
Youtubersanız “Nasıl Youtuber Olunur?” gibi bir konuda e-kitap yazarak hem tanıtım hem de kazanç sağlayabilirsiniz.
Ya da örneğin tarih mezunuysanız, tarihle ilgili bir e-kitap yazabilirsiniz. Aslında e-kitap yazmak için herhangi bir sınır yok. Tamamen sizlerin beceri ve hayal gücüne kalıyor gerisi…
Şimdi bazı kişiler şöyle düşünebilirler: “İyi de benim herhangi bir yeteneğim yok. O zaman ne yapacağım?” Bu durumda yapılacak şey, internet üzerinden ücretli veya YouTube üzerinden ücretsiz sunulan eğitimlerle kendinizi geliştirmektir. Unutmayın, e-kitap ile sunulan şey bilgidir. Dolayısıyla ne kadar nitelikli bilgi sunarsanız, bunun size dönüşü de o kadar verimli olur.
Peki, diyelim ki e-kitabınızı yazdınız. Bunu nereden satacaksınız? Mutlaka aklınızda bu soru vardır.
Google Play Book Yazarlık Başvurusu Google Play Book Yazarlık Başvurusu
Bunun için Google Play Books’u kullanmanız gerekiyor.
Öncelikle şu bağlantıdan yayıncı olmak için Google Play Books’a başvurmanız gerekiyor. Başvurunuz kabul edilirse, mail adresinizle pdf dosyanızı yükleyerek satışa açabilirsiniz.
Bunun dışında Amazon, KOBO ve D&R gibi mağazalarda da başvurarak e-kitabınızı satışa çıkarmanız mümkün.
Dropshipping ile para kazanma Dropshipping ile Para Kazanma
Dropshipping Yaparak Para Kazanma
Dropshipping terimini daha önce duymadıysanız kısaca şöyle açıklayabilirim: Amazon, ETSY ve Ebay gibi büyük web siteleri üzerinden stoksuz olarak yapılan ve yaptığınız her satış için size önceden belirlenmiş bir komisyon ödeyen sistemdir diyebilirim.
Ben daha önce dropshipping sistemiyle pek fazla çalışmadığım için burada bu konunun uzmanıymışım gibi cümleler kurmayacağım. Yine bu nedenle de nasıl dropshipping yapmanız gerektiğini sizler internetten kendiniz araştırarak bulmalısınız.
Dropshipping’in özelliği dediğim gibi stoksuz bir ticaret yapısına sahip olması. Örneğin siz AliExpress’ten bir ürün seçersiniz. Bu ürünün rekabeti zor ve ender bulunan bir olmasına dikkat ettiğinizi varsayıyorum. Ardından ürünün dokümanlarını ve fotoğraflarını AliExpress’ten alarak, Türkiye’de ürünü satacağınız platforma koyarsınız.
Eğer bir sipariş gelirse, siz kendi paranızla ürünü AliExpress’ten satın alır ve teslim adresine ise size sipariş veren müşterinin Türkiye adresini girerek satışı gerçekleştirirsiniz. Böylece ürün sipariş veren kişiye gider, para ise sizin hesabınıza… Sistem kabaca bu şekilde işliyor.
Eğer ben tam anlamadım derseniz de Udemy gibi platformlarda dropshipping ile ilgili birçok Türkçe eğitim bulunmakta. Bu eğitimlerden de destek alabilirsiniz.
Mobil Mining (Madencilik) ile Para Kazanma
Evden para kazanma yolları arasında sizlere son söz edeceğim yöntem is mobil madencilik yapmaktır. Ancak mobil madencilik ile ilgili bilginiz olmadığını düşünerek öncelikle mobil madencilik nedir? Sorusunu cevaplayarak konuya başlamak istiyorum.
Hepimizin bildiği üzere bundan tam 10 yıl önce hayatımıza bitcoin denilen bir kripto para girdi. Bunun ardından da bu kripto paranın mining yani madenciliğini yapan kişiler çıktı ortaya. Çünkü bir kripto para, adından da anlaşılacağı gibi aslında şifreli bir para sistemidir. Bu şifreler çözüldükçe de para transferi gerçekleşir. İşte bitcoin gibi kripto para madencileri güçlü donanıma sahip cihazlarla tam olarak bu şifre çözme işlemini gerçekleştirerek bundan bitcoin olarak kazanç elde ederler.
Aradan geçen zamanla birçok kripto para birimi ortaya çıktı. Bunlara ise altcoin adı verildi. Tabi altcoinlerin de madenciliğini yaparak birileri şu anda bile kazanç elde etmeye devam ediyorlar.
Son birkaç yılda ise kripto para madenciliği teknolojisi öylesine ilerledi ki artık akıllı cep telefonlarından dahi madencilik yapılabilmeye başlandı. Bu altcoinlerden en bilineni ve binlerce madencisi olan Electroneum adlı kripto paradır.
ELECTRONEUM Electroneum madenciliği yapabilmeniz için tek ihtiyacımız olan şey ise İOS veya Android işletim sistemine sahip bir telefon. Şu an için kripto para borsalarının bir kısmında yer alan bu para birimi oldukça düşük madencilik kazancı verse de (1 etn = 0,025 TL) gidişatı umut verici olduğu ve ileride değerlenme ihtimalinden dolayı kazım yapmaya değer bir altcoin.
Her 100 ETN kazdığınızda uygulamada yer alan cüzdanınıza otomatik olarak kazancınız aktarılır. Tek yapmanız gereken şey ise haftada 1 kez uygulamaya girerek madencilik sürenizi uzatmak. Hepsi bu! Ödeme kanıtı için kendi hesabımdan bir görüntüyü aşağıya ekliyorum.
Electroneum ödeme kanıtı Electroneum ödeme kanıtı
Eğer daha fazla ETN kazanmak isterseniz de benim referans kodum olan E6B43B kodunu girebilirsiniz.
Şimdi bir diğer kripto paramıza geçelim…
Pi ile para kazanma Pi coin
PI Pi, şu an için hâlâ test aşamasında olan ve 2020 yılın içerisinde borsalara girmesi beklenen bir başka kripto paradır. Şu an borsalarda olmadığı için herhangi bir değere sahip olmayan Pi, testnet sürecini başarılı olarak tamamlarsa mainnet aşamasına geçecek. Bundan sonra borsalara girmesi söz konusu olabilecektir.
Her ne kadar şu an için bir değeri olmasa da geleceğe yönelik bir yatırım olarak telefon üzerinden madenciliği yapılabilecek bir altcoin olduğunu düşünüyorum.
Google Play Store üzerinden pinetwork yazarak bulup indirebileceğiniz kripto para biriminde, uygulamayı ilk açtığınızda mail adresi ve şifre oluşturmanızı isteyecek.
Uygulamaya girdikten sonra ise ayarlardan telefon numarası veya facebook ile doğrulama yapmanız gerekiyor. Hepsi bu kadar!
Pi uygulamasına 24 saatte bir girerek şimşek butonuna basmanız gerekiyor. Bu sayede kazım periyodu devam edecektir.
Son olarak şunu da eklemek istiyorum: Hem Electroneum hem de Pi telefonunuzun işlemcisi üzerinden kazım yapmazlar. Bu nedenle telefonunuzun donanımına herhangi bir zarar vermezler.
Kullanımlarından gördüğüm kadarıyla batarya üzerinde de olması gerekenden fazla bir etkisi yok. Bu açıdan bu 2 uygulamayı sizlere tavsiye edebilirim.
Bu arada Pi ağına referansınız olmadan girebilmeniz mümkün değil. Yani uygulama izin vermiyor. Eğer isterseniz “ozansen” yazarak benim referans kodumla da uygulamayı kullanabilirsiniz.
Evet, evden para kazanma yolları adlı yazımın burada sonuna geldim arkadaşlar.
Son olarak eklemek istediğim şey, internet üzerinden para kazanmanın da tıpkı normal bir işte çalışır gibi emek ve zaman istediğini unutmamanız gerektiğidir.
İnternette gördüğünüz ve evde oturarak 3000 TL kazanın gibi yalanlara asla inanmayın. Bunlar gerçek dışı.
Eğer yazıyı buraya kadar okuduysanız çok teşekkür ederim. Umarım işinize yarayan bilgiler verebilmişimdir. Herhangi bir sorunuz olursa yorum bölümünden bana iletebilirsiniz.
Herkese saygılar, sevgiler…
submitted by blogmodu to u/blogmodu [link] [comments]


2020.02.23 10:03 sum-poopins Derin Devletin Tarihi

Çoğunuz bunu bilmiyordur ama derin devlet teriminin ortaya çıkışı ilk olarak Türkiye'de, Susurluk Skandalı'yla olmuştur. Daha sonra Türkçeden diğer dillere geçmiştir. Bu açıdan tarihi bir önemimiz var. Peki Türkiye Cumhuriyeti'nde derin devlet dediğimiz şey tam olarak nasıl gelişmiştir? İşte bu sorunun cevabının bir özetini çıkardım. Çok kapsamlı ve detaylı bir konu olduğu için sadece önemli gördüğüm olaylar ve dönüm noktaları var. Gözümden kaçan şeyler olduysa affola.
---
- ABD, 2. Dünya Savaşı sonrasında, Truman Doktrini kapsamında kimi ülkelerde anti-komünist güçler oluşturuyor.
- Bu program dahilinde, Alparslan Türkeş'in aralarında bulunduğu 16 Türk askeri 1948'de ABD'ye eğitim için yollanıyor.​ Orada özel harp eğitimi alıyorlar ve kimi iddialara göre CIA onları kendi bünyesine katıyor.
- NATO ve Western Union tarafından oluşturulan Gladyo Operasyonu kapsamında, Türkiye'de 27 Eylül 1952'de Seferberlik Tetkik Kurulu (STK) kuruluyor. Bu organizasyonun amacı "kontr-gerilla" faaliyetleri gerçekleştirmek. Bir başka deyişle, SSCB'ye karşı direniş oluşturmak. STK'nın çekirdeğini bu 16 asker oluşturuyor.
STK'nın yapısı hücresel bir şekilde kurulmuş. Her hücre, yani her birim, emir geldiğinde kendi başına hareket edebiliyor. Eğitim verilenlerin bir kısmı ordunun içinde, bir kısmı sivil hayatta devam ediyor.
"Bana bunu​ Genelkurmay İstihbaratında çalışmış olan Amiral Sezai Orkunt söyledi. Abdi, bazı sivillere Kontrgerilla eğitimi verildiğini öğrenmiş ve Ankara'ya gidip bunu CIA Ankara İstasyon şefi ile konuşmuş," diyor, Çetin Altan.
Kontrgerilla eğitimi alanlara, silah, ödenek veya doğrudan bir görev verilmiyor. Bir emir gelene kadar normal hayatlarını sürdürüyorlar fakat emir geldiğinde bu uyuyan hücreler harekete geçiyor.
Bu kuvvetler doğuda yoğunlaşmış durumda çünkü istilanın o taraftan gelmesi bekleniyor.
- 1950'de Komünizmle Mücadele Derneği'nin ilki kuruluyor​ (1950’de Zonguldak’ta, 1956’da İstanbul’da ve 1963’te İzmir’de kurulmuşlardır. Aynı zamanda 1962-1963 sırasında Erzurum'da da bir dernek kurulmuştur ve Fetullah Gülen kurucuları arasındadır​).
Bu dernekler, aşırı milliyetçi hareketin merkezini oluşturuyordu ve 'komando kamplarının' kurulmasına önderlik ettiler​. 1960'ların sonuna kadar, cinayetlere, provakasyonlara ve katliamlara karışmış pek çok kişi bu kamplarda yetiştirildi.
- 1955'teki ünlü 6-7 Eylül olaylarını, yani İstanbul'da azınlıkların kitlesel bir şekilde saldırıya uğramasını ve yağmalanmasını, STK planlıyor ve gerçekleştiriyor.
Genelkurmay İstihbarat başkanlığı ve Milli Güvenlik Kurulu'nda üst düzey görevlerde bulunmuş Sabri Yirmibeşoğlu, bunu "muhteşem bir örgütlenme"​ olarak anıyor.
- 1965'te STK kapanıyor ve onun yerini Özel Harp Dairesi (ÖHD) alıyor. ÖHD'nin çekirdeğini, Türkeş'in de aralarında bulunduğu, ABD'de özel eğitim almış 16 asker oluşturuyor.
Özel Harp Dairesi'nin merkezi, Amerikan Askeri Yardım Heyeti'yle aynı binada bulunuyor.
- 1966'da Türkeş tarafından Ülkü Ocakları kuruluyor.
- 1969'da Türkeş, Milliyetçi Hareket Partisi'ni kuruyor.
MHP ve onun uzantısı Ülkü Ocakları'ndan çıkan kişiler, pek çok derin devlet operasyonuna katılıyor.
- 1971 darbesinde gazeteci Uğur Mumcu tutuklanıyor ve işkenceye uğruyor. Mumcu, işkencecilerinin "Biz kontrgerillayız. Bu devletin cumhurbaşkanı bile bize dokunamaz," dediğini yazmıştır.
- 1971 darbesinde işkenceye uğrayan Murat Belge, daha sonra ÖHD'nin devamı olan JİTEM'i kuracak olan Veli Küçük'ün kendisine işkence ettiğini söylemiştir.
- 1974'te, dönemin başbakanı olan Bülent Ecevit, kontrgerillaların varlığını Türkiye'ye duyuruyor. Bu olay şöyle gerçekleşiyor.
Dönemin Orgenerali Kemal Yamak' göre "ABD [ÖHD'ye] her yıl 1 milyon dolar gönderiyormuş. Anlaşmazlık çıkınca ihtiyacın örtülü ödenekten karşılanmasına karar verilmiş. 1974'te Ecevit'e brifing vermek zorunda kalmışlar." 'O güne kadar bu daireden Başbakan'ın bile haberi yoktu' diyor Yamak... Yani ÖHD, tam 22 yıl sivil otoriteden gizli tutulmuş."
- Ecevit, bu yapılanmanın soruşturulması için ısrarlarda bulunuyor ve bunun sonucu olarak 1977'de İzmir'deki hava alanında suikast girişimine uğruyor. Bu olaylarla ilgili şunları söylüyor.
"Ben, böyle bir örgütün varlığını ilk açıklamış bir politikacıyım ve bunun bedeli olarak da, ben ve eşim birkaç suikast girişimiyle karşılaşmıştık; ama, onları göze aldık, almak gerekiyordu. Bugün, bu soruna daha rahatlıkla çözüm getirilebilir; yeter ki, siyasî iradeyi elimizde bulunduralım ve o iradeyi gösterelim."
Gazeteci Faruk Mercan bu olaylarla ilgili şunları söylüyor.
"Ecevit'in sözünü ettiği suikast girişimi 1977 seçimleri öncesinde İzmir'de havaalanında meydana geldi. Ecevit, Çiğli Havaalanı'nda uçaktan inince, İzmir Emniyeti'nde görevli bir polis memurunun silahından çıkan kurşun yanındaki Ahmet İsvan'ın dizine isabet etti. Polis memuru kaza sonucunda yaralamaya sebebiyet suçundan üç ay hapis yattıktan sonra görevine iade edildi, ama iddialara göre mermi bir suikast mermisiydi ve silah Özel Harp Dairesi'ne kayıtlıydı."
- 1977'de, Ankara Cumhuriyet savcısı Doğan Öz, Bülent Ecevit hükümetine Türkiye tarihindeki ilk kontrgerilla raporunu sunuyor. Raporda bazı gizli örgütleri, asker yönetiminin ülkeyi ele geçirmesi için kaos ortamı hazırlamakla suçluyor. Rapordan bası kesitler.
"Gerçek olan şudur: Ülkemizde tek seçenek olarak kurulan Ecevit hükümetine ve onun demokrasiye bütün gerekleri işlerlik kazandıracağına olan umutları kitlelerde yok etmektir. Bu duyguların yerine, baskıcı (faşizan) düzeni gündeme getirmek ve bütün unsurlarıyla yürürlüğe koymaktır. Böylece, ABD ve çok uluslu ortaklılıklar, Ortadoğu sorununu büyük ölçüde çözmek amacını gütmektedirler.
Bize göre, bu sonuca ulaşmada CIA, AID, İran ve İsrail gizli haber alma örgütleri, kontrgerilla gibi gizli örgütler yönlendirmekte olup; bu örgütler, 1. ve 2. MC ile devlet aygıtını geniş ölçüde kendi amaçlarına uygun bir biçimde dönüştürerek, demokrasi düşmanı akımları iktidar etmeyi öngörmüşlerdir.
Kontr-gerilla, Genel Kurmay Harp Dairesine bağlıdır.
Kontr-gerilla, il ve ilçelerde seferberlik işlemini yürüten kurum olarak, askerlik şubelerince yönetilmektedir. Bu konuda en çok, aşamalı eğitimden geçen astsubaylar kullanılmaktadır.
Sivil güvenlik güçleri içinde de MİT elemanları ve 1. Şube görevlileri kullanılmaktadır.
Her iki kesimde ortak çalışma olarak;
  1. Gerillaya karşı eğitim, (O inanç vardır ki, goşist sol hareketleri de bunlar yönlendirmekte ve sonra da bu örgütlere karşı savaşım vererek, tabanı kazanmakta, böylece demokrasiye karşı olan eğilimleri geliştirip örgütlemektedir.)
  2. İdeolojik eğitim,
  3. Halk içinde gelişme ve halktan kadrolar oluşturma eğitimi vermektedir.
Bütün bu çalışmalar, siyasal planda MHP ve onun kadrolarınca yönetilmektedir."
Raporun kimi kısımlarına daha ulaşmak için buraya tıklayın.
- 24 Mart 1978'de savcı Doğan Öz, soruşturmasını tamamlayamadan, derin devlet adına çalışan ülkücü Haluk Kırcı tarafından öldürülüyor​ (Doğan Öz'ün yazdığı rapor şu an kayıp).
- 1978'de, derin devlet adına çalışan, savcı Doğan Öz'ün katili ülkücü Haluk Kırcı ve ülkücü lideri Abdullah Çatlı'nın da içinde bulunduğu MHP'li bir grup, Bahçelievler'de 7 solcu öğrenciyi boğarak öldürüyor. Bu olay aynı zamanda Bahçelievler Katliamı olarak da bilinmektedir (Haluk Kırcı, 7 kez idama mahkum edilmiş ama cezası gerçekleştirilmemiştir. 2015 yılında tahliye edildi).
- 1979'da, CHP milletvekili Süleyman Genç, ÖHD'nin etkisinin orduya zarar verdiğini ve ÖHD'nin derin devletin merkezi olduğunu söylüyor. Konunun soruşturulması için meclise ısrar ediyor fakat dönemin başbakanı Bülent Ecevit konuyu daha fazla üstelememesini söylüyor. 5 Ocak 1979'da, Genç'in evi bombalanıyor.
- 1 Şubat 1979'da, gazeteci Abdi İpekçi, ülkücü ve derin devlet suikastçısı Mehmet Ali Ağca tarafından öldürülüyor.
- 12 Eylül 1980'de, savcı Doğan Öz'ün öngördüğü gibi, askeri darbe gerçekleşiyor.
1970-1980 arasındaki çatışma sürecinde, 5000​ ile 6000​ arasında vatandaş öldürülüyor. Bu sayılarda solcuların payı da olsa, çoğunu ülkücüler öldürüyor.
- 9 Ekim 1980'de, Abdi İpekçi cinayetinden dolayı içeride yatan Mehmet Ali Ağca, cezasını geçirdiği hapishaneden, Abdullah Çatlı'nın da yardımıyla​, derin devlet tarafından kaçırılıyor ve papaya suikast girişiminde bulunuyor (Mehmet Ali Ağca, 2010'da tahliye edildi). Suikast girişiminin gerçekleştirilmesinde Çatlı'nın rolü olduğu da söyleniyor​.
- 1987'de, mafya patronu Alaattin Çakıcı, MİT'e katılıyor.
Dönemin MİT yöneticisi Mehmet Eymür "Çakıcı’yı belki de kullanan ilk insan benim," diyor.
MİT’in operasyon görevlisi Yavuz Ataç ise şunları söylüyor.
“Mayıs 1987’de Silahlı Kuvvetler’den ayrılıp Milli İstihbarat Teşkilatı’nda Güvenlik Dairesi Şube Müdürü olarak göreve başladım. İki ay sonra amir makamlar beni Çakıcı ile tanıştırdı. Bu kişi ile yaptığımız çalışmalar yurt dışı görevine ilişkindir...1987 tarihinde ben Alaattin Çakıcı ile tanıştırıldığımda bu kişi zaten 6—7 suçtan dolayı aranan birisiymiş o sırada.”
(Devlet Bahçeli, 2010'lu yıllarda Çakıcı'yı hapishanede ziyaret etmiş ve salınmasını istemiştir​)
- 18 Haziran 1988'de, dönemin başbakanı Turgut Özal, derin devlete çalışan ülkücü Kartal Demirağ​ tarafından suikast girişimine uğruyor. Özal, suikast öncesi dönemde derin devlet hakkında kamuya demeçler veriyordu​. Ecevit'ten beri bunu açıkça yapan ilk başbakandı.
İddialara göre, suikast emrini ülkücü general Sabri Yirmibeşoğlu veriyor. Daha sonra MGK üyesi olan Yirmibeşoğlu, iddiaları öğrenen Özal tarafından emekliliğe zorlanıyor.
- 1992'de ÖHD kapanıyor ve onun yerini, zaten bir süredir aktif olan Jandarma İstihbarat ve Terörle Mücadele Teşkilatı (JİTEM) alıyor (JİTEM'in varlığı 2005'e kadar resmi olarak reddedilmiş fakat 2005'te JİT isminde resmi olarak da kurulmuştur).
- Uğur Mumcu, TSK'nın sahibi olduğu 100.000 ateşli silahın nasıl olup da Kuzey Irak'taki Kürt Lideri Celal Talabani'nin eline geçtiğini araştırmaya koyuluyor (Talabani 2005-2014 arasında Irak cumhurbaşkanlığını yapmıştır). Mumcu, 8 Ocak 1993'teki Ültimaton isimli yazısında​, "Kürt milliyetçileri ile istihbarat ajanları arasındaki ilişkilere ışık tutacak ilginç belgeler açıklayacağını" söyledikten 16 gün sonra, 24 Ocak 1993'te öldürülüyor.
- 1993'te, Kürt sorununu barışçıl ve siyasi bir şekilde çözmeye çalışmak için, dönemin cumhurbaşkanı Turgut Özal, MGK üyesi general Eşref Bitlis ve Özal'ın danışmanı eski bakan Adnan Kahveci, Kürt sorununa yönelik bir reform paketi hazırlıyor.
- 5 Şubat 1993'te, Adnan Kahveci bir trafik kazasında ölüyor.
- 17 Şubat 1993'te, Eşref Bitlis, uçağının düşmesi sonucu ölüyor. Bunun buzlanma sonucu olduğu iddia edilse de, ODTÜ'nün de, İTÜ'nün de hazırladığı raporlarda buzlanmaya dair delil bulunmuyor.​ Sabotaj ihtimaline değiniliyor.
- 17 Mart 1993'te, Özal hükümeti PKK ile bir ateşkes anlaşmasına varıyor ve barış konuşmaları başlıyor.
- 17 Nisan 1993'te, Turgut Özal kalp krizi sonucu ölüyor. Yakınlarının ifadeleri zehirlenme ihtimaline işaret ediyor. Yıllar sonra Özal'ın cesedi çıkarılarak yapılan incelemelerde, ölüm sebebi kesin belirlenemese de, zehirli maddeler olan kadmiyum ve DDT'ye rastlanıyor.
Özal'ın da ölümüyle beraber barış konuşmaları sekteye uğruyor.
- 24 Mayıs 1993'teki PKK pususuyla beraber barış süreci tamamen sona eriyor. Devlet yetkililerinin açıklamalarına rağmen, pusuyu PKK üstlenmiyor.
Bu noktadan sonra savaş daha da şiddetleniyor.
- 25 Haziran 1993'te Tansu Çiller başbakan oluyor.
Cumhurbaşkanı Demirel ve Başbakan Çiller'in yönetiminde, Özal'ın karşı çıkmış olduğu Kale Planı devreye sokuluyor. Bu plan dahilinde, PKK ile savaş için "her türlü yola" başvuruluyor​.
- 4 Ekim 1993'te Çiller şu açıklamayı yapıyor.
"Elimizde PKK'ya yardım eden iş adamı ve sanatçıların listesi var. Bunları daha önce de uyardım. Hala aklını başına almayanlar var. Herkesin önünde açık açık söylüyorum. Eli kanlı terör örgütüne maddi ve manevi destek verenler ya ayağını denk alsın ya da hadlerini bildireceğiz. Terör ya bitecek, ya bitecek!"
Bu olay Çiller'in Listesi olarak biliniyor.
Açıklamayı takip eden ayda, yaklaşık yüz kişi, üniformalı komandolar tarafından polis arabalarıyla kaçırılıyor ve öldürülüyor.
Derin devletin adamı, ülkücü lider Abdullah Çatlı, listedeki isimlere şantaj yapıyor ve para karşılığı isimlerini silmeyi teklif ediyor. Kurbanlardan birisi Behçet Cantürk, Çatlı'ya 10 milyon dolar ödüyor. Bir başkası, 'Kumarhaneler Kralı' Ömer Lütfü Topal 17 milyon dolar ödüyor. Ancak parayı alan Çatlı bu kişileri kaçırtıyor ve öldürtüyor, kimi zaman önceden işkence de ettiriyor.
- Bu dönemde, Hizbullah, polis desteği ve askeri eğitimle, PKK'ya karşı destekleniyor.
- 4 Kasım 1993'te, JİTEM'in kurucularından birisi olan ve emekli olmuş Cem Ersever suikastle öldürülüyor. Ersever, emekli olduktan sonra basına JİTEM'deki aktiviteleri hakkında konuşmaya başlamıştı.
1993 yılında gazeteciler, cumhurbaşkanı da dahil yüksek derecede devlet yetkilileri ve diğer önemli kişilerin uğradığı suikastler ve şüpheli ölümler, daha sonraki soruşturmalarda bir "gizli 1993 darbesi" söylemini oluşturmuştur.
- 3 Kasım 1996'da Susurluk Kazası veya başka bir isimle Susurluk Skandalı meydana geliyor.
Interpol tarafından kırmızı bültenle aranan ülkücü lider ve suikastçı olan Abdullah Çatlı, İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı olan Hüseyin Kocadağ ve Çatlı'nın kız arkadaşı ölüyor. DYP milletvekili Sedat Edip Bucak yaralı olarak kurtuluyor. Kazada 'devlet, siyaset ve mafya' ilişkileriyle beraber derin devletin suçları ortaya çıkıyor.
Kaza sonucu açılan soruşturmalardan çıkan kimi bilgiler şunlardır.
a) Devlet, uyuşturucu ticaretinin içine oldukça fazla girmiş bulunmaktadır. Türkiye'deki uyuşturucu ve özellikle o dönemde önemli olan eroin ticaretini büyük oranda kontrol etmektedir. Devlet yetkilileri bu ticaretten kazandıkları milyarlarca doları cebe atmışlardır​.
Uyuşturucu ticaretinin boyutunun anlaşılması için şu sayılardan bahsetmek yararlı olacaktır​: O zamanlarda Türkiye'deki eroin ticaretinin ederi 50 milyar dolardı. Öte yandan devletin yıllık bütçesi 48 milyar dolardı.
b) Kaza aslında bir "kaza" değil fakat derin devlet içindeki güç çekişmesi sebebiyle gerçekleşen bir suikasttır. Bunun bir parçası da, derin devlet adına çalışan o zamanın Adalet Bakanı Mehmet Ağar'dır. Kaza olmadan önce, Ağar, arabadaki kişilerle bir otelde buluşmuş ve konuşmuştur. Ancak suikastın gerçekleşeceğini bildiği için arabaya binmemiştir​.
Derin devletteki rolü hakkında soruşturulan Ağar, şu ünlü sözleri sarf etmiştir: "Devlet isterse konuşurum."
(Mehmet Ağar, yıllar sonra, sadece 2 sene hapis yatıp çıkmıştır)
c) PKK'ya karşı savaşmaları için mafyalar devlet tarafından silahlandırılmış ve devlet bünyesine alınmışlardır. Kocaeli Çetesi, Söylemez Çetesi ve Yüksekova Çetesi bu mafyalardan en önemli üç tanesidir. Bu çeteler ile devletin arasındaki sınırlar erimiştir ve çeteler aynı zamanda birbirleriyle yarışmaktadır. Bucak ve Söylemez çeteleri kendi aralarında bölge savaşı gerçekleştirmektedir.
d) Tansu Çiller, 1995 senesinde, Azerbaycan'da darbe yapılması için bakan Ayvaz Gökdemir'e, o sırada Emniyet Genel Müdürü olan Mehmet Ağar'a, daha sonra Hrant Dink cinayetinde de rolü olacak olan İbrahim Şahin'e ve Korkut Eren'e emir vermiştir.
Aliyev'in yerine geçirilmesi planlanan Elçibey, Türkeş'le ideolojik ortaklık içinde olan bir turancıdır.​ Bu yakınlık ve olay, Türkiye ve Azerbaycan ilişkilerinde gerginliğe yol açmıştır.
Cumhurbaşkanı Demirel'in, Azerbaycan başkanı Aliyev'i durumdan haber etmesi sonucu darbe önlenmiştir.
e) Jandarmanın istihbarat birimi olan JİTEM, derin devletin merkezini oluşturmaktadır.
f) Başbakan Tansu Çiller'in de derin devletle ilişkileri ortaya çıkmıştır fakat ifade vermeyi reddetmiştir. İfade vermesi için zorlandığında, koalisyon hükümetini bozmakla tehdit ederek ifade vermekten kurtulmuştur (Çiller, derin devletteki rolü sebebiyle asla yargılanmadı).
g) Derin devlet pek çok sayıda sivili, faili meçhul cinayetler ve suikastlerle öldürmüştür.
Bu maddedeki bilgiler, farklı kaynaklar tarafından da desteklenmektedir.
https://i.imgur.com/v8yzQn5.png
Yukarıdaki grafik, Türkiye İnsan Hakları Vakfı'nın yıllık raporlarından​ hazırlanmıştır. Aşağıda, bu verilerin daha detaylı halleri vardır.
https://i.imgur.com/rKX2uTk.png
1991-2000 arasında toplamda 1071 yargısız infaz, 1737 faili meçhul cinayet ve 613 kayboluş vardır. Bunların toplamı 3421 kişiye denk gelmektedir. Bu cinayetlerin en yoğun olduğu dönem 1991-1995 arasına denk gelmektedir.
Mehmet Hatman'ın yaptığı bir belgesele göre, 1991-2000 arasındaki bu öldürmelerin sayısı 4653'tür. Bu sayıya nasıl ulaştıklarını şöyle açıklamıştır.
"Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne giden davalara baktık. Bölge barolarının yaptıkları çalışmaları inceledik. İnsan Hakları Derneği’nin merkez ve Diyarbakır şubelerinin çalışmalarına baktık. Yakınlarını Kaybedenler Derneği’nin istatistiklerinden de yola çıkarak bu rakama ulaştık."
CHP genel başkan yardımcılığını da yapmış olan hukukçu ve siyasetçi Sezgin Tanrıkulu, JİTEM'in "öldürdüğü veya öldürdükten sonra kaybettiği" kişi sayısının 4000-5000 civarında olduğunu söylemiştir.​ 2009'da verdiği bu röportajda, JİTEM'in hala dağıtılmadığını da eklemiştir.
- Abdullah Çatlı'nın cenazesine Muhsin Yazıcıoğlu gitmiştir ve Çatlı ile arkadaşlıklarının, ülkü ocaklarındaki zamanlara dayandığını ve 18 yıl geriye kadar gittiğini söylemiştir.
- 26 Kasım 1996'da yaptığı bir DYP konuşmasında, Çiller "Bu millet uğruna, ülke uğruna, devlet uğruna kurşun atan da yiyen de her zaman bizim için saygıyla anılır. Onlar şereflidirler," diyerek derin devletin cinayetlerini onaylamıştır.
- 1997'de, Tansu Çiller, "Susurluk'a sahip çıkıyoruz," demiştir.
- Halkın bu skandala karşı sessizliği ve tepkisizliği, bazı yorumcular tarafından onay olarak yorumlanmıştır.
- Susurluk Skandalı'nı soruşturmakla görevli yetkililerden önemli isimler, şüpheli araba kazalarında ölmüşlerdir.
a) 29 Ağustos 1997'de, MİT görevlisi Ertuğrul Berkman araba kazasında ölmüştür.
b) 8 Aralık 1997'de, Hakim Akman Akyürek araba kazasında ölmüştür.
c) 21 Kasım 1999'da, Meclis Susurluk Komisyonu sözcüsü olan milletvekili Bedri İncetahtacı, araba kazasında ölmüştür.
- 2009'da, Şırnak'ın Cizre ilçesindeki "ölüm kuyuları" hakkında bir dava açılmıştır. 1990larda aktif olan bu ölüm kuyuları asitle doldurulmuşlardı ve JİTEM'in kaçırdığı kişileri veya bu kişilerin cesetlerini bu asit kuyularına attıkları düşünülüyor.
Davanın kilit tanığı olan Mehmet Nuri Binzet'e, ifadesini çekmesi için rüşvet teklif edildiği doğrulanmıştır.​ Binzet aynı zamanda tehdit edilmiş ve daha sonra ifadesini çekmiştir.
---
Derin devlet konusunda daha oldukça fazla bilgi var. AKP döneminde yapılan Ergenekon ve Balyoz soruşturmalarını incelemediğim ve güvenilirliklerinde kimi şüpheler olması sebebiyle dahil etmedim. Buna rağmen, şu ana kadar olan bilgilerden çok fazla sonuç çıkıyor. Bunlarla sınırlı olmamakla beraber, bazıları şöyle:
- MHP'nin ve ülkü ocaklarının derin devlete suikastçı yetiştirmek ve onun ideolojisini yaymak için kurulması. Önemli suikastlarda ismi geçen katillerin hepsinin ülkücü olması
- Derin devlet, MHP ve ülkü ocaklarının Türkiye'yi destabilize etmesi ve 1980 darbesine yol açan kaos ortamını hazırlaması. Bu planlarını açığa çıkaran savcıyı öldürmeleri
- MHP'nin ve ülkü ocaklarının kurulmasında, Türkeş aracılığıyla ABD'nin rolü
- Devletin, kendi vatandaşlarından binlercesini, yasaları çiğneyerek öldürmesi ve bunun hesabını vermemesi
- Derin devletin uyuşturucu ticaretini kontrol etmesi
- Derin devletin çetelerle işbirliği yapması ve bu yüzden çetelerin devlet içine sızması
- Derin devletin parçası olan hiçbir önemli ismin hesap vermemesi
- Derin devleti soruşturan yetkililerin sürekli olarak, farklı dönemlerde öldürülmesi
- Derin devleti soruşturan aydınların öldürülmesi
- Başbakana ve diğer yüksek konumlardaki yetkililere suikast girişimleri
- Cumhurbaşkanı, onun danışmanı ve bir MGK üyesi generalin öldürülmesi
- Derin devletin Kürtçü ekstremistlerle ilişkisi olması ve Türk-Kürt çatışmasının devam etmesini istemesi. Bu uğurda, bir general ve cumhurbaşkanını bile öldürmesi
- Başbakanlık yapmış Tansu Çiller'in derin devletle bağlantılı olması ve bu konuda hesap vermemesi
- Türkiye halkının, bu konuda sessiz kalarak derin devletin yaptığı bütün bu hukuksuzlukları, cinayetleri, katliamları ve darbeleri veya darbe girişimlerini onaylaması
- Derin devletle bir hesaplaşma yaşanmadığı ve en azından kısmen varlığını sürdürmesi
submitted by sum-poopins to Turkey [link] [comments]


2020.02.16 11:56 sum-poopins Derin Devletin Tarihi

Bu postu normalde burada paylaşmayacaktım ama Turkey 200 karma istiyor ve reddit'in toksik ortamında bu karmayı kasmakla uğraşmak istemiyorum. Bence yine bu subreddit'in havasına uygun bir post ama moderatörler uygun görmezse elbette kaldırabilirler.
---
Çoğunuz bunu bilmiyordur ama derin devlet teriminin ortaya çıkışı ilk olarak Türkiye'de, Susurluk Skandalı'yla olmuştur. Daha sonra Türkçeden diğer dillere geçmiştir. Bu açıdan tarihi bir önemimiz var. Peki Türkiye'de derin devlet dediğimiz şey tam olarak nasıl gelişmiştir? İşte bu sorunun cevabının bir özetini çıkardım. Çok kapsamlı ve detaylı bir konu olduğu için sadece önemli gördüğüm olaylar ve dönüm noktaları var. Gözümden kaçan şeyler olduysa affola.
---
- ABD, 2. Dünya Savaşı sonrasında, Truman Doktrini kapsamında kimi ülkelerde anti-komünist güçler oluşturuyor.
- Bu program dahilinde, Alparslan Türkeş'in aralarında bulunduğu 16 Türk askeri 1948'de ABD'ye eğitim için yollanıyor.​ Orada özel harp eğitimi alıyorlar ve kimi iddialara göre CIA onları kendi bünyesine katıyor.
- NATO ve Western Union tarafından oluşturulan Gladyo Operasyonu kapsamında, Türkiye'de 27 Eylül 1952'de Seferberlik Tetkik Kurulu (STK) kuruluyor. Bu organizasyonun amacı "kontr-gerilla" faaliyetleri gerçekleştirmek. Bir başka deyişle, SSCB'ye karşı direniş oluşturmak. STK'nın çekirdeğini bu 16 asker oluşturuyor.
STK'nın yapısı hücresel bir şekilde kurulmuş. Her hücre, yani her birim, emir geldiğinde kendi başına hareket edebiliyor. Eğitim verilenlerin bir kısmı ordunun içinde, bir kısmı sivil hayatta devam ediyor.
"Bana bunu​ Genelkurmay İstihbaratında çalışmış olan Amiral Sezai Orkunt söyledi. Abdi, bazı sivillere Kontrgerilla eğitimi verildiğini öğrenmiş ve Ankara'ya gidip bunu CIA Ankara İstasyon şefi ile konuşmuş," diyor, Çetin Altan.
Kontrgerilla eğitimi alanlara, silah, ödenek veya doğrudan bir görev verilmiyor. Bir emir gelene kadar normal hayatlarını sürdürüyorlar fakat emir geldiğinde bu uyuyan hücreler harekete geçiyor.
Bu kuvvetler doğuda yoğunlaşmış durumda çünkü istilanın o taraftan gelmesi bekleniyor.
- 1950'de Komünizmle Mücadele Derneği'nin ilki kuruluyor​ (1950’de Zonguldak’ta, 1956’da İstanbul’da ve 1963’te İzmir’de kurulmuşlardır. Aynı zamanda 1962-1963 sırasında Erzurum'da da bir dernek kurulmuştur ve Fetullah Gülen kurucuları arasındadır​).
Bu dernekler, aşırı milliyetçi hareketin merkezini oluşturuyordu ve 'komando kamplarının' kurulmasına önderlik ettiler​. 1960'ların sonuna kadar, cinayetlere, provakasyonlara ve katliamlara karışmış pek çok kişi bu kamplarda yetiştirildi.
- 1955'teki ünlü 6-7 Eylül olaylarını, yani İstanbul'da azınlıkların kitlesel bir şekilde saldırıya uğramasını ve yağmalanmasını, STK planlıyor ve gerçekleştiriyor.
Genelkurmay İstihbarat başkanlığı ve Milli Güvenlik Kurulu'nda üst düzey görevlerde bulunmuş Sabri Yirmibeşoğlu, bunu "muhteşem bir örgütlenme"​ olarak anıyor.
- 1965'te STK kapanıyor ve onun yerini Özel Harp Dairesi (ÖHD) alıyor. ÖHD'nin çekirdeğini, Türkeş'in de aralarında bulunduğu, ABD'de özel eğitim almış 16 asker oluşturuyor.
Özel Harp Dairesi'nin merkezi, Amerikan Askeri Yardım Heyeti'yle aynı binada bulunuyor.
- 1966'da Türkeş tarafından Ülkü Ocakları kuruluyor.
- 1969'da Türkeş, Milliyetçi Hareket Partisi'ni kuruyor.
MHP ve onun uzantısı Ülkü Ocakları'ndan çıkan kişiler, pek çok derin devlet operasyonuna katılıyor.
- 1971 darbesinde gazeteci Uğur Mumcu tutuklanıyor ve işkenceye uğruyor. Mumcu, işkencecilerinin "Biz kontrgerillayız. Bu devletin cumhurbaşkanı bile bize dokunamaz," dediğini yazmıştır.
- 1971 darbesinde işkenceye uğrayan Murat Belge, daha sonra ÖHD'nin devamı olan JİTEM'i kuracak olan Veli Küçük'ün kendisine işkence ettiğini söylemiştir.
- 1974'te, dönemin başbakanı olan Bülent Ecevit, kontrgerillaların varlığını Türkiye'ye duyuruyor. Bu olay şöyle gerçekleşiyor.
Dönemin Orgenerali Kemal Yamak' göre "ABD [ÖHD'ye] her yıl 1 milyon dolar gönderiyormuş. Anlaşmazlık çıkınca ihtiyacın örtülü ödenekten karşılanmasına karar verilmiş. 1974'te Ecevit'e brifing vermek zorunda kalmışlar." 'O güne kadar bu daireden Başbakan'ın bile haberi yoktu' diyor Yamak... Yani ÖHD, tam 22 yıl sivil otoriteden gizli tutulmuş."
- Ecevit, bu yapılanmanın soruşturulması için ısrarlarda bulunuyor ve bunun sonucu olarak 1977'de İzmir'deki hava alanında suikast girişimine uğruyor. Bu olaylarla ilgili şunları söylüyor.
"Ben, böyle bir örgütün varlığını ilk açıklamış bir politikacıyım ve bunun bedeli olarak da, ben ve eşim birkaç suikast girişimiyle karşılaşmıştık; ama, onları göze aldık, almak gerekiyordu. Bugün, bu soruna daha rahatlıkla çözüm getirilebilir; yeter ki, siyasî iradeyi elimizde bulunduralım ve o iradeyi gösterelim."
Gazeteci Faruk Mercan bu olaylarla ilgili şunları söylüyor.
"Ecevit'in sözünü ettiği suikast girişimi 1977 seçimleri öncesinde İzmir'de havaalanında meydana geldi. Ecevit, Çiğli Havaalanı'nda uçaktan inince, İzmir Emniyeti'nde görevli bir polis memurunun silahından çıkan kurşun yanındaki Ahmet İsvan'ın dizine isabet etti. Polis memuru kaza sonucunda yaralamaya sebebiyet suçundan üç ay hapis yattıktan sonra görevine iade edildi, ama iddialara göre mermi bir suikast mermisiydi ve silah Özel Harp Dairesi'ne kayıtlıydı."
- 1977'de, Ankara Cumhuriyet savcısı Doğan Öz, Bülent Ecevit hükümetine Türkiye tarihindeki ilk kontrgerilla raporunu sunuyor. Raporda bazı gizli örgütleri, asker yönetiminin ülkeyi ele geçirmesi için kaos ortamı hazırlamakla suçluyor. Rapordan bası kesitler.
"Gerçek olan şudur: Ülkemizde tek seçenek olarak kurulan Ecevit hükümetine ve onun demokrasiye bütün gerekleri işlerlik kazandıracağına olan umutları kitlelerde yok etmektir. Bu duyguların yerine, baskıcı (faşizan) düzeni gündeme getirmek ve bütün unsurlarıyla yürürlüğe koymaktır. Böylece, ABD ve çok uluslu ortaklılıklar, Ortadoğu sorununu büyük ölçüde çözmek amacını gütmektedirler.
Bize göre, bu sonuca ulaşmada CIA, AID, İran ve İsrail gizli haber alma örgütleri, kontrgerilla gibi gizli örgütler yönlendirmekte olup; bu örgütler, 1. ve 2. MC ile devlet aygıtını geniş ölçüde kendi amaçlarına uygun bir biçimde dönüştürerek, demokrasi düşmanı akımları iktidar etmeyi öngörmüşlerdir.
Kontr-gerilla, Genel Kurmay Harp Dairesine bağlıdır.
Kontr-gerilla, il ve ilçelerde seferberlik işlemini yürüten kurum olarak, askerlik şubelerince yönetilmektedir. Bu konuda en çok, aşamalı eğitimden geçen astsubaylar kullanılmaktadır.
Sivil güvenlik güçleri içinde de MİT elemanları ve 1. Şube görevlileri kullanılmaktadır.
Her iki kesimde ortak çalışma olarak;
  1. Gerillaya karşı eğitim, (O inanç vardır ki, goşist sol hareketleri de bunlar yönlendirmekte ve sonra da bu örgütlere karşı savaşım vererek, tabanı kazanmakta, böylece demokrasiye karşı olan eğilimleri geliştirip örgütlemektedir.)
  2. İdeolojik eğitim,
  3. Halk içinde gelişme ve halktan kadrolar oluşturma eğitimi vermektedir.
Bütün bu çalışmalar, siyasal planda MHP ve onun kadrolarınca yönetilmektedir."
Raporun kimi kısımlarına daha ulaşmak için buraya tıklayın.
- 24 Mart 1978'de savcı Doğan Öz, soruşturmasını tamamlayamadan, derin devlet adına çalışan ülkücü Haluk Kırcı tarafından öldürülüyor​ (Doğan Öz'ün yazdığı rapor şu an kayıp).
- 1978'de, derin devlet adına çalışan, savcı Doğan Öz'ün katili ülkücü Haluk Kırcı ve ülkücü lideri Abdullah Çatlı'nın da içinde bulunduğu MHP'li bir grup, Bahçelievler'de 7 solcu öğrenciyi boğarak öldürüyor. Bu olay aynı zamanda Bahçelievler Katliamı olarak da bilinmektedir (Haluk Kırcı, 7 kez idama mahkum edilmiş ama cezası gerçekleştirilmemiştir. 2015 yılında tahliye edildi).
- 1979'da, CHP milletvekili Süleyman Genç, ÖHD'nin etkisinin orduya zarar verdiğini ve ÖHD'nin derin devletin merkezi olduğunu söylüyor. Konunun soruşturulması için meclise ısrar ediyor fakat dönemin başbakanı Bülent Ecevit konuyu daha fazla üstelememesini söylüyor. 5 Ocak 1979'da, Genç'in evi bombalanıyor.
- 1 Şubat 1979'da, gazeteci Abdi İpekçi, ülkücü ve derin devlet suikastçısı Mehmet Ali Ağca tarafından öldürülüyor.
- 12 Eylül 1980'de, savcı Doğan Öz'ün öngördüğü gibi, askeri darbe gerçekleşiyor.
1970-1980 arasındaki çatışma sürecinde, 5000​ ile 6000​ arasında vatandaş öldürülüyor. Bu sayılarda solcuların payı da olsa, çoğunu ülkücüler öldürüyor.
- 9 Ekim 1980'de, Abdi İpekçi cinayetinden dolayı içeride yatan Mehmet Ali Ağca, cezasını geçirdiği hapishaneden, Abdullah Çatlı'nın da yardımıyla​, derin devlet tarafından kaçırılıyor ve papaya suikast girişiminde bulunuyor (Mehmet Ali Ağca, 2010'da tahliye edildi). Suikast girişiminin gerçekleştirilmesinde Çatlı'nın rolü olduğu da söyleniyor​.
- 1987'de, mafya patronu Alaattin Çakıcı, MİT'e katılıyor.
Dönemin MİT yöneticisi Mehmet Eymür "Çakıcı’yı belki de kullanan ilk insan benim," diyor.
MİT’in operasyon görevlisi Yavuz Ataç ise şunları söylüyor.
“Mayıs 1987’de Silahlı Kuvvetler’den ayrılıp Milli İstihbarat Teşkilatı’nda Güvenlik Dairesi Şube Müdürü olarak göreve başladım. İki ay sonra amir makamlar beni Çakıcı ile tanıştırdı. Bu kişi ile yaptığımız çalışmalar yurt dışı görevine ilişkindir...1987 tarihinde ben Alaattin Çakıcı ile tanıştırıldığımda bu kişi zaten 6—7 suçtan dolayı aranan birisiymiş o sırada.”
(Devlet Bahçeli, 2010'lu yıllarda Çakıcı'yı hapishanede ziyaret etmiş ve salınmasını istemiştir​)
- 18 Haziran 1988'de, dönemin başbakanı Turgut Özal, derin devlete çalışan ülkücü Kartal Demirağ​ tarafından suikast girişimine uğruyor. Özal, suikast öncesi dönemde derin devlet hakkında kamuya demeçler veriyordu​. Ecevit'ten beri bunu açıkça yapan ilk başbakandı.
İddialara göre, suikast emrini ülkücü general Sabri Yirmibeşoğlu veriyor. Daha sonra MGK üyesi olan Yirmibeşoğlu, iddiaları öğrenen Özal tarafından emekliliğe zorlanıyor.
- 1992'de ÖHD kapanıyor ve onun yerini, zaten bir süredir aktif olan Jandarma İstihbarat ve Terörle Mücadele Teşkilatı (JİTEM) alıyor (JİTEM'in varlığı 2005'e kadar resmi olarak reddedilmiş fakat 2005'te JİT isminde resmi olarak da kurulmuştur).
- Uğur Mumcu, TSK'nın sahibi olduğu 100.000 ateşli silahın nasıl olup da Kuzey Irak'taki Kürt Lideri Celal Talabani'nin eline geçtiğini araştırmaya koyuluyor (Talabani 2005-2014 arasında Irak cumhurbaşkanlığını yapmıştır). Mumcu, 8 Ocak 1993'teki Ültimaton isimli yazısında​, "Kürt milliyetçileri ile istihbarat ajanları arasındaki ilişkilere ışık tutacak ilginç belgeler açıklayacağını" söyledikten 16 gün sonra, 24 Ocak 1993'te öldürülüyor.
- 1993'te, Kürt sorununu barışçıl ve siyasi bir şekilde çözmeye çalışmak için, dönemin cumhurbaşkanı Turgut Özal, MGK üyesi general Eşref Bitlis ve Özal'ın danışmanı eski bakan Adnan Kahveci, Kürt sorununa yönelik bir reform paketi hazırlıyor.
- 5 Şubat 1993'te, Adnan Kahveci bir trafik kazasında ölüyor.
- 17 Şubat 1993'te, Eşref Bitlis, uçağının düşmesi sonucu ölüyor. Bunun buzlanma sonucu olduğu iddia edilse de, ODTÜ'nün de, İTÜ'nün de hazırladığı raporlarda buzlanmaya dair delil bulunmuyor.​ Sabotaj ihtimaline değiniliyor.
- 17 Mart 1993'te, Özal hükümeti PKK ile bir ateşkes anlaşmasına varıyor ve barış konuşmaları başlıyor.
- 17 Nisan 1993'te, Turgut Özal kalp krizi sonucu ölüyor. Yakınlarının ifadeleri zehirlenme ihtimaline işaret ediyor. Yıllar sonra Özal'ın cesedi çıkarılarak yapılan incelemelerde, ölüm sebebi kesin belirlenemese de, zehirli maddeler olan kadmiyum ve DDT'ye rastlanıyor.
Özal'ın da ölümüyle beraber barış konuşmaları sekteye uğruyor.
- 24 Mayıs 1993'teki PKK pususuyla beraber barış süreci tamamen sona eriyor. Devlet yetkililerinin açıklamalarına rağmen, pusuyu PKK üstlenmiyor.
Bu noktadan sonra savaş daha da şiddetleniyor.
- 25 Haziran 1993'te Tansu Çiller başbakan oluyor.
Cumhurbaşkanı Demirel ve Başbakan Çiller'in yönetiminde, Özal'ın karşı çıkmış olduğu Kale Planı devreye sokuluyor. Bu plan dahilinde, PKK ile savaş için "her türlü yola" başvuruluyor​.
- 4 Ekim 1993'te Çiller şu açıklamayı yapıyor.
"Elimizde PKK'ya yardım eden iş adamı ve sanatçıların listesi var. Bunları daha önce de uyardım. Hala aklını başına almayanlar var. Herkesin önünde açık açık söylüyorum. Eli kanlı terör örgütüne maddi ve manevi destek verenler ya ayağını denk alsın ya da hadlerini bildireceğiz. Terör ya bitecek, ya bitecek!"
Bu olay Çiller'in Listesi olarak biliniyor.
Açıklamayı takip eden ayda, yaklaşık yüz kişi, üniformalı komandolar tarafından polis arabalarıyla kaçırılıyor ve öldürülüyor.
Derin devletin adamı, ülkücü lider Abdullah Çatlı, listedeki isimlere şantaj yapıyor ve para karşılığı isimlerini silmeyi teklif ediyor. Kurbanlardan birisi Behçet Cantürk, Çatlı'ya 10 milyon dolar ödüyor. Bir başkası, 'Kumarhaneler Kralı' Ömer Lütfü Topal 17 milyon dolar ödüyor. Ancak parayı alan Çatlı bu kişileri kaçırtıyor ve öldürtüyor, kimi zaman önceden işkence de ettiriyor.
- Bu dönemde, Hizbullah, polis desteği ve askeri eğitimle, PKK'ya karşı destekleniyor.
- 4 Kasım 1993'te, JİTEM'in kurucularından birisi olan ve emekli olmuş Cem Ersever suikastle öldürülüyor. Ersever, emekli olduktan sonra basına JİTEM'deki aktiviteleri hakkında konuşmaya başlamıştı.
1993 yılında gazeteciler, cumhurbaşkanı da dahil yüksek derecede devlet yetkilileri ve diğer önemli kişilerin uğradığı suikastler ve şüpheli ölümler, daha sonraki soruşturmalarda bir "gizli 1993 darbesi" söylemini oluşturmuştur.
- 3 Kasım 1996'da Susurluk Kazası veya başka bir isimle Susurluk Skandalı meydana geliyor.
Interpol tarafından kırmızı bültenle aranan ülkücü lider ve suikastçı olan Abdullah Çatlı, İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı olan Hüseyin Kocadağ ve Çatlı'nın kız arkadaşı ölüyor. DYP milletvekili Sedat Edip Bucak yaralı olarak kurtuluyor. Kazada 'devlet, siyaset ve mafya' ilişkileriyle beraber derin devletin suçları ortaya çıkıyor.
Kaza sonucu açılan soruşturmalardan çıkan kimi bilgiler şunlardır.
a) Devlet, uyuşturucu ticaretinin içine oldukça fazla girmiş bulunmaktadır. Türkiye'deki uyuşturucu ve özellikle o dönemde önemli olan eroin ticaretini büyük oranda kontrol etmektedir. Devlet yetkilileri bu ticaretten kazandıkları milyarlarca doları cebe atmışlardır​.
Uyuşturucu ticaretinin boyutunun anlaşılması için şu sayılardan bahsetmek yararlı olacaktır​: O zamanlarda Türkiye'deki eroin ticaretinin ederi 50 milyar dolardı. Öte yandan devletin yıllık bütçesi 48 milyar dolardı.
b) Kaza aslında bir "kaza" değil fakat derin devlet içindeki güç çekişmesi sebebiyle gerçekleşen bir suikasttır. Bunun bir parçası da, derin devlet adına çalışan o zamanın Adalet Bakanı Mehmet Ağar'dır. Kaza olmadan önce, Ağar, arabadaki kişilerle bir otelde buluşmuş ve konuşmuştur. Ancak suikastın gerçekleşeceğini bildiği için arabaya binmemiştir​.
Derin devletteki rolü hakkında soruşturulan Ağar, şu ünlü sözleri sarf etmiştir: "Devlet isterse konuşurum."
(Mehmet Ağar, yıllar sonra, sadece 2 sene hapis yatıp çıkmıştır)
c) PKK'ya karşı savaşmaları için mafyalar devlet tarafından silahlandırılmış ve devlet bünyesine alınmışlardır. Kocaeli Çetesi, Söylemez Çetesi ve Yüksekova Çetesi bu mafyalardan en önemli üç tanesidir. Bu çeteler ile devletin arasındaki sınırlar erimiştir ve çeteler aynı zamanda birbirleriyle yarışmaktadır. Bucak ve Söylemez çeteleri kendi aralarında bölge savaşı gerçekleştirmektedir.
d) Tansu Çiller, 1995 senesinde, Azerbaycan'da darbe yapılması için bakan Ayvaz Gökdemir'e, o sırada Emniyet Genel Müdürü olan Mehmet Ağar'a, daha sonra Hrant Dink cinayetinde de rolü olacak olan İbrahim Şahin'e ve Korkut Eren'e emir vermiştir.
Aliyev'in yerine geçirilmesi planlanan Elçibey, Türkeş'le ideolojik ortaklık içinde olan bir turancıdır.​ Bu yakınlık ve olay, Türkiye ve Azerbaycan ilişkilerinde gerginliğe yol açmıştır.
Cumhurbaşkanı Demirel'in, Azerbaycan başkanı Aliyev'i durumdan haber etmesi sonucu darbe önlenmiştir.
e) Jandarmanın istihbarat birimi olan JİTEM, derin devletin merkezini oluşturmaktadır.
f) Başbakan Tansu Çiller'in de derin devletle ilişkileri ortaya çıkmıştır fakat ifade vermeyi reddetmiştir. İfade vermesi için zorlandığında, koalisyon hükümetini bozmakla tehdit ederek ifade vermekten kurtulmuştur (Çiller, derin devletteki rolü sebebiyle asla yargılanmadı).
g) Derin devlet pek çok sayıda sivili, faili meçhul cinayetler ve suikastlerle öldürmüştür.
Bu maddedeki bilgiler, farklı kaynaklar tarafından da desteklenmektedir.
https://i.imgur.com/v8yzQn5.png
Yukarıdaki grafik, Türkiye İnsan Hakları Vakfı'nın yıllık raporlarından​ hazırlanmıştır. Aşağıda, bu verilerin daha detaylı halleri vardır.
https://i.imgur.com/rKX2uTk.png
1991-2000 arasında toplamda 1071 yargısız infaz, 1737 faili meçhul cinayet ve 613 kayboluş vardır. Bunların toplamı 3421 kişiye denk gelmektedir. Bu cinayetlerin en yoğun olduğu dönem 1991-1995 arasına denk gelmektedir.
Mehmet Hatman'ın yaptığı bir belgesele göre, 1991-2000 arasındaki bu öldürmelerin sayısı 4653'tür. Bu sayıya nasıl ulaştıklarını şöyle açıklamıştır.
"Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne giden davalara baktık. Bölge barolarının yaptıkları çalışmaları inceledik. İnsan Hakları Derneği’nin merkez ve Diyarbakır şubelerinin çalışmalarına baktık. Yakınlarını Kaybedenler Derneği’nin istatistiklerinden de yola çıkarak bu rakama ulaştık."
CHP genel başkan yardımcılığını da yapmış olan hukukçu ve siyasetçi Sezgin Tanrıkulu, JİTEM'in "öldürdüğü veya öldürdükten sonra kaybettiği" kişi sayısının 4000-5000 civarında olduğunu söylemiştir.​ 2009'da verdiği bu röportajda, JİTEM'in hala dağıtılmadığını da eklemiştir.
- Abdullah Çatlı'nın cenazesine Muhsin Yazıcıoğlu gitmiştir ve Çatlı ile arkadaşlıklarının, ülkü ocaklarındaki zamanlara dayandığını ve 18 yıl geriye kadar gittiğini söylemiştir.
- 26 Kasım 1996'da yaptığı bir DYP konuşmasında, Çiller "Bu millet uğruna, ülke uğruna, devlet uğruna kurşun atan da yiyen de her zaman bizim için saygıyla anılır. Onlar şereflidirler," diyerek derin devletin cinayetlerini onaylamıştır.
- 1997'de, Tansu Çiller, "Susurluk'a sahip çıkıyoruz," demiştir.
- Halkın bu skandala karşı sessizliği ve tepkisizliği, bazı yorumcular tarafından onay olarak yorumlanmıştır.
- Susurluk Skandalı'nı soruşturmakla görevli yetkililerden önemli isimler, şüpheli araba kazalarında ölmüşlerdir.
a) 29 Ağustos 1997'de, MİT görevlisi Ertuğrul Berkman araba kazasında ölmüştür.
b) 8 Aralık 1997'de, Hakim Akman Akyürek araba kazasında ölmüştür.
c) 21 Kasım 1999'da, Meclis Susurluk Komisyonu sözcüsü olan milletvekili Bedri İncetahtacı, araba kazasında ölmüştür.
- 2009'da, Şırnak'ın Cizre ilçesindeki "ölüm kuyuları" hakkında bir dava açılmıştır. 1990larda aktif olan bu ölüm kuyuları asitle doldurulmuşlardı ve JİTEM'in kaçırdığı kişileri veya bu kişilerin cesetlerini bu asit kuyularına attıkları düşünülüyor.
Davanın kilit tanığı olan Mehmet Nuri Binzet'e, ifadesini çekmesi için rüşvet teklif edildiği doğrulanmıştır.​ Binzet aynı zamanda tehdit edilmiş ve daha sonra ifadesini çekmiştir.
---
Derin devlet konusunda daha oldukça fazla bilgi var. AKP döneminde yapılan Ergenekon ve Balyoz soruşturmalarını incelemediğim ve güvenilirliklerinde kimi şüpheler olması sebebiyle dahil etmedim. Buna rağmen, şu ana kadar olan bilgilerden çok fazla sonuç çıkıyor. Bunlarla sınırlı olmamakla beraber, bazıları şöyle:
- MHP'nin ve ülkü ocaklarının derin devlete suikastçı yetiştirmek ve onun ideolojisini yaymak için kurulması. Önemli suikastlarda ismi geçen katillerin hepsinin ülkücü olması
- Derin devlet, MHP ve ülkü ocaklarının Türkiye'yi destabilize etmesi ve 1980 darbesine yol açan kaos ortamını hazırlaması. Bu planlarını açığa çıkaran savcıyı öldürmeleri
- MHP'nin ve ülkü ocaklarının kurulmasında, Türkeş aracılığıyla ABD'nin rolü
- Devletin, kendi vatandaşlarından binlercesini, yasaları çiğneyerek öldürmesi ve bunun hesabını vermemesi
- Derin devletin uyuşturucu ticaretini kontrol etmesi
- Derin devletin çetelerle işbirliği yapması ve bu yüzden çetelerin devlet içine sızması
- Derin devletin parçası olan hiçbir önemli ismin hesap vermemesi
- Derin devleti soruşturan yetkililerin sürekli olarak, farklı dönemlerde öldürülmesi
- Derin devleti soruşturan aydınların öldürülmesi
- Başbakana ve diğer yüksek konumlardaki yetkililere suikast girişimleri
- Cumhurbaşkanı, onun danışmanı ve bir MGK üyesi generalin öldürülmesi
- Derin devletin Kürtçü ekstremistlerle ilişkisi olması ve Türk-Kürt çatışmasının devam etmesini istemesi. Bu uğurda, bir general ve cumhurbaşkanını bile öldürmesi
- Başbakanlık yapmış Tansu Çiller'in derin devletle bağlantılı olması ve bu konuda hesap vermemesi
- Türkiye halkının, bu konuda sessiz kalarak derin devletin yaptığı bütün bu hukuksuzlukları, cinayetleri, katliamları ve darbeleri veya darbe girişimlerini onaylaması
- Derin devletle bir hesaplaşma yaşanmadığı ve en azından kısmen varlığını sürdürmesi
submitted by sum-poopins to svihs [link] [comments]


2020.02.10 21:48 olapalala785 Seo Çalışması Nasıl Yapılır?

Arama motoru optimizasyonu yani bir diğer adıyla SEO, web sitelerini anahtar kelime vasıtasıyla arama motorlarının hedeflerine uygun hale getirip web sitesinin arama motorlarında daha üst sıralarda çıkmasını sağlamaktır. Arama motorları, suistimal edilmemesi açısından açık bir şekilde SEO kriterlerini yayımlamasa da bazı ipuçları vererek en azından bu alanda nelerin yapılmaması gerektiğini belirlemektedir. İnternetin günlük yaşamımızda fazlasıyla ön plana çıktığı günümüzde SEO, hızla yaygınlaşmış herkes tarafından bilinir hale gelmiştir. Aslında SEO, süreklilik arz etmekte olup arama motorlarında daha fazla kullanıcıya ulaşmak maksadıyla yapılan çalışmalar günden güne devam etmektedir.
SEO Ne Demek?
SEO, web sitesinin her geçen gün ziyaretçi sayısını arttırmak için kullanabileceği teknikleri ve stratejileri kapsar. Rakiplerden daha üstün olmak ve daha bilinir hale gelmek ancak bu şekilde mümkündür. Tabii bunun için öncelikle arama motorlarının mekanizmasının nasıl çalıştığının bilinmesi gerekir. Günümüzde temel belirleyici arama motoru Google’dır ve kuralları genelde O belirler. Google her zaman popüler ve kaliteli sitelere öncelik vermektedir. SEO çalışmaları, site içi ve dışı olmak üzere ikiye ayrılır.
Site İçi SEO
Arama motorları belirlenen kurallar çerçevesinde web sitelerine kalite düzeyini gösteren puanlar vermektedir. Bu kalite puanları, sitenin genelinde kullanılan görselliğe, özgün metin içeriklerine, hızlı bağlantısına, kullanışlı ara yüzüne ve belirli arama motoru etiketlerine göre değişkenlik göstermektedir.
Site içi SEO’nun nasıl yapılacağına dair yol haritası şu şekildedir:
· SEO Dostu URL Kullanımı
· Sayfa Başına Anahtar Kelimeyle Başlamak
· Multimedya Kullanmak
· Etiketlerde Niteleyici Kelimeler Kullanmak
· Yazı Başlığını Heading1 (H1) Etiketiyle Yazmak
· Anahtar Kelimeyi Heading2 (H2) Etiketi İçinde Kullanmak
· Anahtar Kelimeyi Yazının İlk 100 Kelimesinde Kullanmak
· Duyarlı Web Dizaynı Kullanmak
· İlgi Çekici ve Güncel bir Tasarım Kullanmak
· Link çıkışı Yapmak yani Backlink Vermek
· Site İçi LinklemeYapmak
· Site Hızını Arttırmak
· LSI (Gizli Anlamsal Indexleme) için anahtar kelimeye benzer, eş anlamlı ya da aratılma potansiyeli yüksek olan diğer kelimeleri kullanmak
· Resimleri Optimize Etmek
· Sosyal Paylaşım Butonları Kullanmak
· Uzun İçerikli Yazmak
· Ziyaret Süresini Arttırmak
· Kaliteli İçerik Üretmek
· Yorum Sayısını Arttırmak
Site Dışı SEO
Site Dışı SEO’da ön plana çıkan husus sağlam referansı olan ve kaliteli sitelerden Backlink alabilmektir. Sitenin hitap ettiği kitle doğrultusunda yapılan Backlink web sitesinin bulunulan sektörde ön plana çıkmasını sağlayacaktır.
Site dışı SEO araçları şunlardır:
· Rakip ve Sektörle İlişkili Web Siteleri
· Diğer Arama Motorları ve Reklamları
· Sosyal Medya Platform ve Kanalları
· Dijital Sayfa ve Grup Platformları
· Haber, Tanıtım ve Yarışma Siteleri
· Sözlük ve Yorum Siteleri
· Video, Makale ve PDF Ekleme Siteleri
· Dizin ve Firma Ekleme Siteleri
· Bloglar, Forumlar ve Kişisel Siteler
· Haritaya Adres Ekleme Siteleridir.
SEO Çalışmasının yukarıda belirtilen site içi ve dışı birçok faktörün uyumlu, senkronize ve optimal bir şekilde bir araya gelmesiyle oluşturulması gerekir. Ayrıca her web sitesine spesifik olacak şekilde özenle ve dikkatle uygulanmalıdır.
submitted by olapalala785 to u/olapalala785 [link] [comments]


2019.12.30 23:36 MLK-Ashuroyo On Assyrian continuity - ܡܟܬܪܢܘܬܐ ܣܘܪܝܝܬܐ

Please find below a few extracts from papers or books dealing with Assyrian continuity. Probably some of us are already familiar with some of the papers. But I think it's still good to share and google might index this post. It's quite a long post and probably deserved multiple posts and proper english, but it is worth it for many of us interested in our history and I hope some will be inspired and update the wikipedia pages about our people, anyway...
Remembrance at Assur: The Case of the Dated Aramaic Memorials, Alasdair Livingstone:
This first paper deals with the Aramaic inscriptions found in Assur, especially the relevance of the dates with the Neo-Assyrian calendar and festivities. The inscriptions are dated after the seuleucid era around 200 AD of Christianity and you can actually check them here along with some engraving of the people / priests (which are in my opinion quite similar to those found in Edessa), note also the script slightly different than Edessa's Syriac. Also one should mention that these inscriptions (around 15-20) were actually first studied in 1920. Moreover, I think most of you will recognize the name of the months which are still the same today. Note also the names, dated 200 AD and it's really striking how as the author said:
The gods invoked in these inscriptions are consistently Aššur and his consort Šerua and the onomasticon has a sprinkling of names that sound or could be thought to sound Neo-Assyrian and as if they could have been heard on the streets of Nineveh in the 7th century bc.
The Aramaic form of the god Assor has been replaced by the Akkadian form Aššur for the sake of clarity and minor differences in the vocalisation of what are certainly the same Aramaic names have been standardised.
We'll discuss this name of Assor further below with materials from a book
On the 8th day of Nisan in the year 532 Ellay the son of Ebadebuh the son of Mlabel and Hanna the son of Ahhiy-Aššur and Aššur’aqab the son of Ahhiy-Aššur were remembered before the god Aššur and the goddess Šerua favourably and for benefit forever
On the 24th of Shebat in the year 531 Hayyana the son of Ahhiy-Aššur and Qib-Aššur the son of Qassma were remembered before Aššur and Šerua favourably and for benefit … and one as per group of artisans.
After 189 AD On the 10th day of Nisan in the year 500 [+…] Hayyana the son of Ahhiy-Aššur was mentioned favourably. And Mlabel and Basru and Ahhiy-Aššur the son of Hannana.
March/April 200 AD On the 10th day of Nisan in the year 511 Aza the son of Aššur-dayyan was mentioned favourably before the Lady.
No date by year On the 9th day of Nisan Aššur-dayyan the son of Aššur-tares was mentioned favourably.
further in the article, the author talks about the date of the inscriptions and how they match with the festivities that were held during the neo-Assyrian empire era.
And there's also this custom, that is or something similarly still held when we lost some close one. We, in the Syriac Orthodox Church point of view speaking, ask the priest a prayer to remember our dead and we offer breads to the congregation.
There is however a connection. As demonstrated by Radner, the kispu ritual did not only involve the offering of food and drink, but also had a spoken elementThe names of the deceased needed to be spoken out and in this respect, like the Aramaic memorials, ensured a remembrance
A NEO-ASSYRIAN DOCUMENT ON TWO CASES OF RIVER ORDEAL, Laura Kataja - Helsinki:
The second article is quite short and a bit funny in my opinion, we're in the neo-Assyrian period, two cuneiform tablets from the British Museum are examined.
The text published here with the kind permission of the Trustees of the British Museuml records two denunciations made by a certain Asalluhi-nadin-ahi. In spite of its shortness it is unique in a number of respects. Texts of this type are rare but not totally unrepresented in the Neo-Assyrian text corpus.
Translation 67 Asalluhi-nadin-ahi, an official [in the service of] Milki-mlri, (is) the informer who cited "the king's word" against Summa-ilani, the ruler of the city of Arkuhi in Kasiari9 , (saying): (6) Summa-iHini says: "after my son has been born, I shall name him Ashurbanipal". (8) They went to the ordeal and Summa-ilani turned back. (9) The same Asalluhi-nadin-ahi, who cited the "king's word" against Ahu-erjba, the [ '" ] of the chief cupbearer, (saying): (12) [the name] of Sennacherib (two untranslatable lines) (r.2) [ ... ] he decides (3) [Ahu-erjba, against whom] he said this, turned back.
As you read, Asalluhi-nadin-ahi reported to Milki-mlri who is:
The official mentioned in line 2 (Milki-niiri) is probably to be identified with a prominent eunuch of the same name known from several Ninevite documents dating from about 670 B. C. 8.
so, the ruler of the town of Arkuhi in Kasyari proclaimed that he will give the name Ashurbanipal to his son and it seems that such names are kinda taboo or forbidden. So the ruler of this town got arrested and his case settled with a river-ordeal. But what is striking here, and I think if there's some Suryoye reading here, they will notice the name of the town: Arkuhi. If some aren't familiar with the name Kasyari, it was the name of the area that corresponds to today's Tur'Abdin:
Aššur-reš-iši I and Tiglath-pileser I16, are reported to have fought the Aramaeans in the Euphrates valley between Tell Ashara and Karkemiš17, in the western Jazira, as well as in the Kašiyari (Tur Abdin) mountains.
page 230, chapter 4, 4.2 from the book: A Political History of the Arameans: From Their Origins to the End of Their Polities: This designation seem to indicate that there were Aramean groups that settled on the southern side of Moun Kašiyari (Tur'Abdin).
And this Arkuhi is most likely the village of Arkah, sadly there's no english wikipedia page, but here's a video from SuryoyoSAT, they've done a wonderful job for those of you who want to see the beautiful villages of Tur'Abdin, do not hesitate to check their youtube channel. Note that this is not the only village mentioned in cuneiform tablets, many other villages of Tur'Abdin and surrounding towns are mentioned, HOW TO REACH THE UPPER TIGRIS: THE ROUTE THROUGH THE ŪR `ABDĪN, Karen Radner.
And now a book in French, but I'll provide a traduction using deepl for those of you who don't know French.
De l'araméen à l'arabe: l'étymologie de Ziry?b & Survivances onomastiques, author: Michel Nicolas
This book is very very interesting and it goes in depth, in terms very technical (linguistic) and demonstrate how many names of people and town got passed down from the Akkadian to the Arabic via Aramaic.
Despite many other very interesting things, I'll focus on one thing, on the hypothesis of the meaning of the name Charbel, the priest and martyr of Edessa.
Page 62:
Le nom propre akkadien Assur-bel : "Assur est seigneur " (bel pour belu à l'état absolu d'où la chute de l'accent final "u", cas bien attesté) ou à l'état abrégé "apocopé" qui suppose pour la partie omise plus d'une possibilité: Assur-beli: "Assur est mon seigneur" (avec la chute de la "ï") comme Assur-rabbi (du même sens), ou encore à ce même état: Assur-bel-kala: "Assur est seigneur de tout" ou: Assur-bel-ilani : "Assur est seigneur des dieux ", ou encore: "Assur-bel-zeri: "Assur est seigneur de la descendance ", est passé en araméen avec toutes les formes de la prononciation du nom du dieu Assur que nous trouvons dans les inscriptions araméennes notamment des villes d'Assur et de Hatra. La forme la plus usitée en araméen est Sarbil. Mais nous trouvons le nom muni de l'attaque vocalique au début, donc sous une forme plus ancienne que celle que nous venons de mentionner, dans les inscriptions de Hatra, srbl. Et, en dépit de l'origine anté chrétienne du nom, celui-ci est devenu chrétien et exclusivement, depuis la conversion au christianisme d'un célèbre Sarbil grand-prêtre païen à Edessa, et son martyr en conséquence par les romains qui occupaient la Haute Mésopotamie sous l'empereur Trajan. Le nom devient d'usage chez les Chrétiens d'Orient.
Deepl translation:
The Akkadian proper name Assur-bel: "Assur is lord" (bel for belu in the absolute state hence the fall of the final accent "u", a well attested case) or in the abbreviated state "apocopé" which supposes for the omitted part more than one possibility: Assur-beli: "Assur is my lord" (with the fall of the "ï") as Assur-rabbi (in the same sense), or again in this same state: Assur-bel-kala: "Assur is lord of all" or: Ashur-bel-ilani: "Ashur is lord of the gods", or again: "Ashur-bel-zeri: "Ashur is lord of the descendants", is passed into Aramaic with all the forms of pronunciation of the name of the god Ashur that we find in Aramaic inscriptions, especially of the cities of Ashur and Hatra. The most common form used in Aramaic is Sarbil. But we find the name with the vowel attack at the beginning, therefore in an older form than the one we have just mentioned, in the inscriptions of Hatra, srbl. And, in spite of the ante-Christian origin of the name, it became Christian and exclusively, since the conversion to Christianity of a famous pagan high priest Sarbil in Edessa, and his consequent martyrdom by the Romans who occupied Upper Mesopotamia under Emperor Trajan. The name became customary among the Christians of the East. Translated with www.DeepL.com/Translator (free version)
To put it simple, the author equals Sharbel with Assur-bel. Obviously such thing about the name Assur isn't new and the author is citing MANY sources, among them the first paper I talked about where the name Assur is in fact written sr and sometimes shr (shin + rish). And he details two another hypothesis about the name Sharbel which he links with the god Bel, either "gathelead O Lord" or "Protected from Bel", as he said the usual meaning "God's good news" that is given to Sharbel doesn't make any sense considering the background of the martyr, the context and the knowledge that we have access to now.
UPDATE 30/01/2020:
About the names Narsay, Ablahad, Sarhad, still on the same book in french, page 65:
Other surnames or first names of Akkadian origin have survived until a relatively late period and there are names that survive to the present day, often with deformations or letter falls, especially final ones, such as Qī šat "gift" deformed into Qašat ; šangû (undeformed) which means "priest" in Akkadian (from the Sumerian Sanga); Sarhad (Asarhaddon) from the Akkadian Aššur-ah(a)-iddin : "the god Aššur gave a brother"; Dannu (undistorted): strong in Akkadian; Narsai (name of a famous Christian author-poet from Upper Mesopotamia, 5th century). Some explain it by the name of the narcissus flower, a word of Greek origin, which is unlikely given its absence from Syriac vocabulary in a similar form. In Syriac, the word of Greek origin for the flower in question is narqīs and narqos. The name Narsai would be composed of two terms, the second of which would be Sīn the moon god in Akkadian and which is in all periods frequently used, from which the last letter has fallen (well-known cases), and to which the hypocoristic suffix "ay" has been added. The first term would be nūr: "light" in Akkadian, in the constructed state, which also enters many also in compound proper nouns. Narsai would therefore be : Nūr-Sīn "light of Sīn"; as we find Nūr-šamaš "light of šamaš" and Nūr-Ištar "light of Ishtar". The transformation of the vowel "ū" into "a" would be under the influence of the "a" in the hyppocoristic suffix "ay": Nūrsīnay>Nūrsay>Narsay. The name known among the Mesopotamian Christians Api(a)lḫad is the Akkadian Aplu: "son" and ḫad is the name of the well-known god (Thunder / storm god Adad/ḫadad/ḫaddu); it is therefore: "son of ḫad". Aplu in the constructed state becomes: Apil..., less frequently: Apal...: "son of ...". It enters in the composition of other names like: Apil-Sin: "son of Sin"...
Translated with www.DeepL.com/Translator (free version)
From the French:
D'autres noms patronymiques ou prénoms d'origine akkadienne ont subsisté jusqu'a une époque relativement tardive et il est des noms qui subsistent jusqu'à nos jours avec souvent des déformations ou des chutes de lettres notamment finales, tels que Qī šat "don" déformé en Qašat ; šangû (non déformé) qui veut dire "prêtre" en akkadien (du sumérien Sanga) ; Sarhad (Asarhaddon) de l'akkadien Aššur-ah(a)-iddin : " le dieu Aššur a donné un frère " ; Dannu (sans déformation) : fort en akkadien ; Narsai (nom d'un célèbre auteur-poète chrétien de la Haute Mésopotamie, du cinquième siècle). Certains l'expliquent par le nom de la fleur narcisse, mot d'origine grecque, ce qui est peu vraisemblable vu son absence du vocabulaire syriaque sous une forme proche. En syriaque, le mot d'origine grecque désignant la fleur en question se dit narqīs et narqos. Le nom Narsai serait composé de deux termes dont le second serait Sīn le dieu Lune en akkadien et qui est à toutes les époques frquemment usité, duquel la dernière lettre a chuté (cas bien connus), et auquel le suffixe "ay" hypocoristique a été ajouté. Le premier terme serait nūr : "lumière" en akkadien, à l'état construit, qui entre beaucoup aussi dans des noms propres composés. Narsai serait donc : Nūr-Sīn "lumière de Sīn" ; comme on trouve Nūr-šamaš "lumière de šamaš" et Nūr-Ištar "lumière d'Ishtar". La transformation de la voyelle "ū" en "a" serait sous l'influence de la "a" dans le suffixe hyppocoristique "ay" : Nūrsīnay>Nūrsay>Narsay. Le nom connu chez les chrétiens mésopotamiens Api(a)lḫad est l'akkadien Aplu : "fils" et ḫad nom du dieu bien connu (Thunder / stor god Adad/ḫadad/ḫaddu); c'est donc : "fils de ḫad". Aplu à l'état construit devient: Apil..., moins fréquemment: Apal...: "fils de ...". Il entre dans la composition d'autres noms comme : Apil-Sin : "fils de Sin"...
UPDATE 01/02/2020:
Regarding the name Balai, Babai, Addai:
Page 57-58:
Hypocortical Form The use of the hypocortical form is known in the apocope in particular. This is why we speak at the end of this list of apocopoeial forms of proper names. We find a common usage in Akkadian and Aramaic passed from the former to the latter, and sometimes in Hebrew. For the Akkadian, it is the neo-Babylonian and neo-Assyrian period in which the use of apocopated proper nouns abounds, which knows the hypocoristic form that we are going to examine. This form is expressed in Akkadian by adding the suffix "ya" (feminine: "yatu") to the proper noun; example: Ṭāb-ya (from ṭābu "bon", verb and adjective). Late, the suffix that loses its final "a" becomes "ay"; the passage through "y" is phonetically unavoidable: ya > *y > ay, as Iqīšay; iqus is an accomplished verb of qāšu "to offer", in the third person singular of the masculine singular: "he has offered". To be heard in this noun, as in Iddin "he gave" used alone (see heading "e"), a divine subject and a direct jobjet complement both omitted. Šamaš-ay: Šamaš, the god Solei, to imply the verb "gave..." omitted (see heading "i"). We also find Zēr-ay (written zēr-ai) where the divine noun complement, is omitted: "the descendants of ...". (see heading "d"). In Aramaic and post-Christian times, this same hypocoristic suffix "ay" is found in many names like Adday (Add-ay), usually transcribed as Addai. In this person's name there is the name of the god Adad which has multiple forms mentioned above. Balay (Ba(ā)al-ay) writes Balay. This name would also be a theophore containing "bel" "lord" (well-known Semitic root b'l); to hear "the Lord" qualifying a deity. The verb and the direct object complement of these subjects are: gave a descent, to imply. Babay (Bāb-ay) writes Babai: this name would be the Akkadian babu "little child"; it also appears in the Aramaic form Baba and without the hypocortical suffix "ay". And there are other examples in Semitic of the use of a term with this meaning as a proper noun: in Arabic Gulām and Walīd; in Syriac Ṭalya. Kummay: this name would be the Akkadian kummu "sanctuary, temple" with the suffix "ay"; the Arabic use of Haykal in the same sense, as a proper noun, is the equivalent.
Translated with www.DeepL.com/Translator (free version)
From the French:
Page 57 Forme Hypocoristique L'usage de forme hypocoristique est connu dans l'apocopé en particulier. C'est pourquoi nous parlons à la fin de cette liste de formes apocopées de noms propres. Nus trouvons un usage commun en akkadien et en araméen passé du premier au second, et parfois en hébreux. Pour l'akkadien, c'est l'époque néo-babylonienne et néo-assyrienne dans laquelle abonde l'usage de noms propres apocopés, qui connaît la forme hypocoristique que nous allons examiner. Cette forme est exprimée en akkadien par l'ajout du suffixe "ya" (féminin: "yatu") au nom propre ; exemple : Ṭāb-ya (de ṭābu "bon", verbe et adjectif). Tardivement, le suffixe qui perd son "a" finale, devient "ay"; le passage par "y" est phonétiquement inévitable : ya > *y > ay, comme Iqīšay ; iqus est un verbe à l'accompli de qāšu "offrir", à la troisième personne du masculin singulier : "il a offert". A entendre dans ce nom, comme dans Iddin "il a donné" utilisés seuls (v. rubrique "e"), un sujet divin et un complément d'jobjet direct tous deux omis. Šamaš-ay : Šamaš, le dieu Solei, à sous-entendre le verbe "a donné..." omis (v. rubrique "i"). Nous trouvons aussi Zēr-ay (écrit zēr-ai) où le nom divin complément de nom, est omis: "la descendance de ..." (v. rubrique "d"). A l'époque araméenne et post-chrétienne, ce même suffixe hypocoristique "ay" se rencontre dans de nombreux noms comme Adday (Add-ay), transcrit généralement Addai. Dans ce nom de personne il y a le nom du dieu Adad qui a multiples formes mentionnées plus haut. Balay (Ba(ā)al-ay) écrit Balai. Ce nom serait aussi théophore contenant "bel" "seigneur" (racine sémitique bien connue b'l); à entendre "le Seigneur " qualificatif d'une divinité. Le verbe et le complément d'objet direct de ces sujets sont : a donné une descendances, à sous-entendre. Babay (Bāb-ay) écrit Babai : ce nom serait l'akkadien babu "petit enfant"; il apparaît aussi sous forme aramaisée Baba et sans le suffixe hypocoristique "ay". Et l'on trouve en sémitique d'autres exemples de l'usage d'un terme avec ce sens comme nom propre : en arabe Gulām et Walīd ; en syriaque Ṭalya. Kummay : ce nom serait l'akkadien kummu "sanctuaire, temple" avec le suffixe "ay", l'usage en arabe de Haykal au même sens, comme nom propre, en est l'équivalent.
To sum up this book, we have the following about our historical names that originate from the Akkadian:
  • Sharbel -> Assur-bel (Ashur is Lord + eventually something as in Ashur-bel-kala Ashur is lord of all or Ashur-bel-Ilani Assur is lord of the gods). Most likely an abreviated name just like we have with Gabro, 'Abdo, Hanno, Lahdo, etc
  • Sarhad -> Assur-Ah-iddin (Assarhaddon).
  • Ablahad -> Api(a)lḫad (son of Had) had here is Adad / Hadad the storm / thunder god (it's only with Islam and Arabisation that it came to be / confused with 'Abd-al-Ahad servant of the One and only God). Note also that in western sureyt it's abreviated as Lahdo and 'Abvdo.
  • Addai -> Adad gave, it's the name of Addai the apostle among other historical figures of our people
  • Balai -> Baal / The lord gave, it's the name of the poet Balai of Qeneshrin
  • Babai -> Babu : Meaning gave a child, it's the name of a famous church of the east scholar, Mar Babai the great
  • Narsai -> Nur-Sin-ay light of Sin name of many east syriac martyrs and historical figures
  • Nashiram -> from the akkadian "turn to me" the name of the mother of Bardaisan
About Nebo / Nebu / Nabu in Syriac literature, Cults and Beliefs at Edessa, 2015, H. J. W. Drijvers, page 75:
Moreover, the Syriac tradition knows Nebo as the inventor of the art of writing, or in an euhemeristic way, as the first school-master.
Liber scholiorum, Theodore Bar Koni:
ܢܒܘ ܕܝܢ ܓܒܪܐ ܗܘܐ ܣܦܪܐ ܕܛܠܝܐ ܡܢ ܡܒܘܓ ܡܕܝܢܬܐ܀ܘܚܕ ܡܢ ܛܠܝܘܗܝ ܒܕܢܫܬܦܪ ܠܗ ܒܕܣܓܝ ܚܪܡܢ ܗܘܐ܀ܚܫܠ ܠܗ ܨܠܡܐ ܘܣܓܕ ܗܘܐ ܠܡ܀ ܕܢܫܟܚ ܢܪܝܚ ܚܡܬܗ ܕܢܒܘ܀ܡܢ ܒܬܪ ܕܪܐ ܕܝܢ ܛܥܘ ܒܗ ܐܢܫܐ ܘܫܡܗܘܗܝ ܠܨܠܡܐ ܐܠܗܐ
More on who's Nabu:
After Marduk, Nabu was the most important god of the Babylonians and became so popular he was adopted by the Assyrians and known as the son of their god Ashur. Even after the fall of the Assyrian Empire in 612 BCE, Nabu - unlike many of the other Assyrian gods - continued to be worshiped until at least the 2nd century CE
some of my old comments regarding Assyrian continuity:
Two clerics named Sargon in two manuscripts from the 13th and 6th century
Tatian and Lucian of Samosate
The Syriac Orthodox Priest Nabukhadnassar and the Patriarch Philoxenus Nemrod
David bar Pawlos dialogue poem between the Vine and Cedar.
Akkadian influence on Aramaic
Quick link to the The Dispute of the Months in Sureth and Its East-Syriac Vorlage
To finish, one should remember what Mor Mikhael Rabo said in his chronicle: We lost our history and knowledge of the past when we became christians as our forefathers burnt down all the books they had about their pagan past.
Aramaic / Syriac / Assyrian / Suryoyo / Arameans / Assyrians / Syriacs / Aramean
submitted by MLK-Ashuroyo to Assyria [link] [comments]


2019.09.09 23:14 Double-Parked_TARDIS I researched the origins of the first name (M–Y) of every contestant

Following up on my post two weeks ago, here is the second half!
Magdalena: From Ancient Greek, referring to a person from the ancient village of Magdala, the name of which derived from Aramaic magdala, “tower”
Maggie: From Ancient Greek margarítēs, “pearl”
Mamé: I got nothing! I really tried—I promise. At first I thought it was from French mamé, a less popular but still attested pet name that translates best as “grandma” or “nana,” and because Mamé was born in Switzerland (Geneva, specifically, which is a mostly francophone city) to West African parents—and because her sister, Coralie, has a French name herself—I thought that French could be relevant. It turns out, though, that things are less cut and dry. While Geneva and its environs have a French-speaking majority, Mamé’s parents are from Ghana, which has far, far less French penetration than many other West African nations have, with adolescent and adult French speakers constituting around only one percent of Ghanaians. Neighboring countries Benin, Burkina Faso, Côte d’Ivoire, and Togo all have French as at least one of their official languages, but Ghana only recognizes English as well as a bouquet of indigenous languages. I did find in this article (page 903) an individual named Mamé who came to Ghana from a village near Bamako in southern Mali, and Bamako itself has a population of which a bit less than half can speak French. So…I don’t know exactly what Mamé’s origin is, but it’s most likely either from a French or an indigenous West African source. I did not find any Arabic names that bore much similarity to Mamé, so I’ve ruled out that language for now.
Maria, Mariah, Marissa: see Anamaria in previous post
Marjorie: see Maggie above
Marvin: From Welsh Merfyn, perhaps related to mêr, “marrow”
Marvita: I’m guessing that it’s a feminine diminutive of Marvin (see above).
Matthew: From Hebrew Mattityahu, from matan, “gift,” and –yahu, “Yahweh” (compare Atalya in previous post)
McKey: Real name is Brittany (see Bre in previous post)
Megan, Megg: see Maggie above
Melrose: Real name is Melissa Rose. Melissa comes from Ancient Greek mélissa, “bee,” while Rose, interestingly enough, comes via Norman French from a Germanic name, *Hrothohaidis (from *hrōthiz, “fame,” and *haiduz, “character”; for the latter element, compare Alisha in previous post), but it was heavily influenced by the word rose, via Latin and Ancient Greek likely from Old Iranian. Melrose is in fact the name of a town in Scotland, and the name derives from an ancient Celtic source akin to Scottish Gaelic maol, “bald,” and ros, “peninsula.”
Mercedes: From Spanish, meaning “mercies”
Michelle, Mikaela, Mike, Mikey: From Hebrew Miykha’el, “who is like god?” (compare Annaliese in previous post)
Mila: Real name is Lyudmila, from a Slavic source akin to Russian ljúdi, “people,” and mílyj, “dear”
Mirjana, Mollie Sue, Molly: See Anamaria in previous post. Sue derives via Latin and Ancient Greek from Hebrew shoshanná, “lily” or “rose,” perhaps from Egyptian sšn or zšn, “lotus.”
Monique: Via Latin of uncertain origin—perhaps Phoenician
Naduah: An Anglo-American woman named Cynthia Ann Parker was given this name when she was adopted by the Comanche people. The name is an anglicized version of Comanche na-uhru, “was found.”
Naima: She mentioned that she was named for the John Coltrane song of the same name, which Coltrane named in honor of his wife, Juanita Grubbs, whose nickname was Naima. The name appears to be of Arabic origin, from na‘im, “bliss” or “delight.”
Nastasia: She even said on camera what her name meant, which was helpful! Nastasia is a variant of Anastasia, from Ancient Greek anástasis, “resurrection.” Remember how, in My Big Fat Greek Wedding, all the characters said “khristos anesti” during Easter celebrations? Same root.
Natalie, Natasha: From Latin diēs nātālis, “birthday” (or, in Church Latin, “Christmas Day”)
Nicole: From Ancient Greek Nikólaos, from níkē, “victory,” and laós, “people”
Nijah: I don’t know for certain because there is a lot of misinformation about this name online—it is in no way derived from a Spanish word for “water queen,” for starters (reina de agua?!)—but my best guess is that it is derived from Arabic najāḥ, “success”
Nik: Real name is Erika, which derives from Old Norse Eiríkr, from Germanic *Aiwarīks, “eternal ruler”
Nikeysha: Pretty sure this is an invented name based on Nicole (see above) and Keisha, which may be a variant of Keziah (see Kesse in previous post) influenced by various names ending in –isha (such as Arabic Aisha, Germanic Alicia, Latin Felicia, etc.)
Nina: A pet form of names ending in –nina, such as Giannina (see Giah in previous post), among many others
Nnenna: From Igbo, “paternal grandmother,” from nne, “mother,” and nna, “father”
Noelle: From French Noël, “Christmas,” from Latin nātālis (see Natalie above)
Norelle: I’m guessing that it’s an elaborative form of Nora, a nickname for Eleanor or Honora. The former comes from Occitan Aliénor, a name borne by Eleanor of Aquitaine, who was given the same name, Aénor, as her mother and was thus referred to as alia Aénor, “the other Aénor.” I’m unsure what Aénor means, but Wikipedia (so sorry) cites a German source that connects the name to a Germanic name, Adenordis, which may be a corruption of an earlier name akin to *Audamērijaz, “famous riches,” though I would need a better source to confirm this. (Compare the names Edith, Edmund, Edwin, and Edward, all of which derive from the root *audaz, “riches.” Also compare obsolete English mere, “famous”; the names Elmer and Wilmer; and the adjective Merovingian.) Honora derives from Latin honor, which means exactly what it looks like.
Nyle: Respelling of Niall, from Irish Gaelic, perhaps related to néal, “cloud,” or nia/niadh, “champion.” Interestingly, the name Nigel has the same origin.
Ondrei: A phonetic spelling of Andrée, from Ancient Greek anēr, “man,” with a feminine ending
Paige: Referring to a page, a young servant, from either Ancient Greek paîs, “child” (compare pediatrician) or Latin pagus, “(boy from the) countryside” (compare pagan)
Phil: From Ancient Greek Phílippos, from phílos, “friend,” and híppos, “horse”
Rachel: From Hebrew rakhél, “ewe”
Rae: Real name is Ashley (see previous post)
Raelia: Most likely an invented name, perhaps based on Rae (as in Rachel above) and Leah (see previous post)
Raina: A Bulgarian name—who would have seen that coming?—that is either derived from Latin rēgīna, “queen,” or the masculine name Radko, from the common Slavic word rad, “glad”
Rebecca: Via Hebrew from a Semitic root, *rbq, “tie” or “connection”
Ren: Not sure about this one. Ren said that her parents named her after Kevin Bacon’s character in Footloose, but I don’t believe the movie says what Ren is short for. My guess is that it’s short for René, a French name from Latin Renatus, “born again” (compare Natalie above).
Renee: From Latin Renatus (see Ren above)
Rhianna: Probably a variant of Rhiannon, via Welsh perhaps from a Brythonic name reconstructed as *Rīgantonā, “queen” (compare Raina above), plus an augmentative suffix
Rhiyan: An elaborative respelling of Ryan, from the Irish surname Ó Riain, perhaps from , “king” (compare Raina above), plus a diminutive suffix
Rio: From Spanish río, “river”
Robin: A diminutive of Robert, from the Germanic name *Hrōthiberhtaz, from *hrōthiz, “fame” (compare Melrose above), and *berhtaz, “bright”
Romeo: Via Italian from Greek Rōmaios, “Roman,” from Latin Rōma, “Rome,” a name of uncertain origin
Saleisha: My best guess is that it’s an invented name based on Sally (see Sara below) with the popular suffix –isha (compare Nikeysha above), but I did find that salisha is an imperative verb meaning “cause to pray” in Swahili, so…perhaps that’s something.
Samantha: Most likely either from Samuel (with an elaborative suffix) or from the same Semitic root as Samuel: *šm‘, “to hear”
Sandra: see Alexandra in previous post
Sara, Sarah: From Biblical Hebrew śaráh, “lady” or “princess,” which means “female (government) minister” in modern Hebrew, from the Semitic root *śrr, “to rule”
Seymone: Elaborative respelling of Simone, from Hebrew Šim‘on, from the verb šama‘/lišmo‘a, “to hear” (compare Samantha above)
Shandi: Shandar is an Urdu name that means “fabulous,” and Sháńdíín means “sunshine” in Navajo, but that’s not terribly relevant here. Various websites (that do not cite legitimate sources, if any) connect the name to Shannon, Shoshana, or Welsh Shan (see Shannon below, the etymology of Sue under Mirjana above, and Giah in previous post), but this is neither here nor there. The name seems to come from the Kiss song “Shandi,” which was featured on the album Unmasked, and the song was inspired by the Bruce Springsteen song “4th of July, Asbury Park (Sandy),” from the album The Wild, the Innocent & the E Street Shuffle. I thought for a hot second that Shandi was just an inventive version of Sandy, but then I found this book, which implies that the song was named after a singer named Shandi Sinnamon (not Cinnamon, as the book says), who was born Shandra. It’s not clear what Shandra means, but it may indeed be an inventive version of Sandy (see Alexandra in previous post). Whew!
Shanice: An invented name based on the elements Shan– and –ice that was popularized by the singer of the same name
Shannon: From the name of the river, from Irish Gaelic Sionna, perhaps related to sean, “old” or “ancestor,” a word with some derivatives in Irish that contain “wise” among their definitions (such as seanchríonna)
Sharaun: Real name is Brittney; see Bre in previous post
Sheena: see Giah in previous post
Shei: Real name is Andrea; see Ondrei above
Simone: see Seymone above
Sophie: From Ancient Greek sophíā, "wisdom"
Stacy-Ann: see Analeigh (for Ann) in previous post and Nastasia (for Stacy) above
Stefano: From Ancient Greek stéphanos, “crown” or “wreath”
Sundai: From Old English sunnandæġ, “day of the sun,” a translation of Latin diēs sōlis and Ancient Greek hēmérā hēlíou
Tahlia: Likely a phonetic respelling of Talia, from Hebrew tal, “dew,” and –yah, “Yahweh” (compare Atalya in previous post)
Tash: Likely a pet form for Natasha (see Natalie above)
Tatiana, Tatianna: From Latin Tatius, a Roman name apparently of Sabine origin
Terra: Variant of Tara (influenced by Latin terra, “land”), from Irish Gaelic teamhair, “hill,” though other authors associate Teamhair with Latin templum and Ancient Greek temenos, suggesting an Indo-European origin
Tessa: A nickname for Theresa, perhaps from Ancient Greek Thērasía, an island in the Aegean Sea that was once attached to Thera (aka Santorini), or perhaps from théros, meaning “harvest,” “heat,” or “summer”
Teyona: I’m guessing that it’s a phonetic respelling of Tiana, which can be short for Christiana (see Chris in previous post) or Tatiana (see above)
Tiffany: A variant of Theophania (yes, really), from Ancient Greek theós, “god,” and the suffix –phanēs, “appearing”
Toccara: Most likely from the Avon perfume Toccara, the name of which is apparently derived from Italian toccare, “to touch” (compare French toucher and Spanish tocar)
Victoria: From Latin, meaning “victory”
Xiomara: Possibly a variant of Guiomar, which itself is possibly derived from a Germanic name akin to *Wīgamērijaz, from *wīga, “battle” (compare Louise in previous post), and *mērijaz, “famous” (compare Norelle above)
Wendy: J. M. Barrie seems to have invented this name for the book Peter Pan, basing it on fwendy, a childish way of saying “friend,” but the name occasionally predates the book, and in these cases, it may derive from the Welsh word gwen, “white” (compare Jennifer in previous post)
Whitney: From Old English hwītan īeġe, “(by the) white island”
Will: From the Germanic name *Wiljahelmaz, from *wiljô, “will,” and *helmaz, “helmet”
Yaya: Real name is Camara, which has been a little tough to research. There is a Portuguese surname Câmara, derived from Latin camera, “chamber” or “room,” from Ancient Greek ultimately, but I can’t tell if Yaya’s parents—her mother has Brazilian heritage, by the way—pulled a Beyoncé (whose mother’s surname was Beyincé) and gave their daughter a variation of a family surname as her first name (it’s worth noting that her father’s surname is Johnson, and her mother’s surname is DaCosta, so…maybe scratch that theory). A few websites—without citing sources—claim that Camara means “teacher” in Igbo, but it very much does not; the Igbo word for “(male?) teacher” is onye nkuzi. However, Camara is an attested surname throughout French-speaking West Africa—where the Portuguese had some historical presence—so there may be a partial African origin here. I should also note that Islam is popular in West Africa, and Qamar is an Arabic name (meaning “moon”) that bears a passing similarity to Camara. That’s all I have for now.
Yoanna: see Giah in previous post
Yvonne: A French-ass name, indeed. It is derived from the masculine name Yves, potentially from the Germanic root *īhwaz, “yew”
Let me know if I've missed anything!
submitted by Double-Parked_TARDIS to ANTM [link] [comments]


2019.08.11 13:45 Arnoldcivardagezer00 Iphone kullanıcıları için. Alıntıdır. Linkler açılmazsa aşağıya atacağım.

herkese merhabalar değerli dostlar, bugün buraya ıphone kullanıcılarına özel yazı gireceğim. ıphone için en ideal kestirmeleri oluşturmak isteyenler:
ilk iş olarak appstore'dan kestirmeler adlı programı indirmeliler. 141 mb olan bu program ile birçok uygulamaya kolayca erişebileceksiniz.
siri shortcuts android'in tahtını sarsan bir harekettir. şaka bir yana arkadaşlar çok değerli zamanınızı ayırın derim bu yazıya...
1-) kestirmeler programını indirdikten sonra açılan ekranda kestirme yarat butonu yer alacak.
şimdi beraber kestirmeler yaratalım. mesela sizler youtube'dan ücretsiz video indirmek istiyorsunuz. ıphone bunun için çok güzel bir seçenek sunmuş. kestirmeler programına tıklayıp sağ alt köşede bulunan galeri bölümüne geçiş yapın. daha sonra yukarıdaki arama kısmına download yazın ve gelen kestirmeyi arşivinize ekleyin veya hiç uğraşma kestirmeler programını indir ve sonra bu bağlantıya tıkla: https://www.icloud.com/shortcuts/c8ae36464e674f9dac7ae7361df7a6a9
(bkz: download) ne işe yarar? - bu kestirme aracılığıyla youtube'dan veya herhangi bir siteden aldığınız videoların, fotoğrafların url adreslerini kopyalayıp download kestirmesine tıklayarak telefonunuza indirebilirsiniz.
şimdi geldik ikinci kestirmemize:
(bkz: smd 3.5.8): bu kestirme vasıtasıyla sizler twitter, instagram ve aynı zamanda youtube'da gördüğünüz içerikleri indirebilirsiniz. https://www.icloud.com/shortcuts/a8dfe15e6872473d8393bf5feb3feaa3 indirmek istediğiniz videonun, fotoğrafın altındaki paylaş butonuna geliyorsunuz. daha sonra kestirmeler butonuna tıklayarak smd 3.5.8 bölümüne gelip indirebiliyorsunuz. görüntü kalitesini siz belirliyorsunuz. önemli olan url'yi kopyalayıp kestirmeler bölümüne gelip smd'ye tıklamak
üçüncü kestirmemiz: (bkz: instagram profile picture)
bu kestirme aracılığıyla beğendiğiniz bir profili veya stalkladığınız kişinin yeni koyduğu profil fotoğrafını onun haberi olmadan indirebiliyorsunuz. yapmanız gereken -profil fotoğrafını indirmek istediğiniz kişinin instagram adresine girip sağ üst köşede bulunan üç noktaya tıklayarak profil url'sini kopyala diyorsunuz ve sonra kestirmeler kısmına gelip bu programa tıklayıp direkt inmesini sağlıyorsunuz. bu programa şuradan https://www.icloud.com/shortcuts/084d8da3ed914d508ed8a15efc9e89af
dördüncü kestirmemiz: (bkz: su miktarı kaydetme) bunun için kestirmeler kısmına gelip sağ alt köşede bulunan galeri bölümüne geçip arama kısmına su miktarı kaydetme yazıp indirebilirsiniz veya ıphone sağlık uygulamasından beslenme bölümünden kendi verilerinizi takip edebilirsiniz.
beşinci kestirmemiz: (bkz: pdf to jpeg)
bu kestirme aracılığıyla telefonunuzda bulunan pdf dosyalarını hiçbir program indirmeden jpeg formatına veya diğer formatlara çevirebilir ve indirebilirsiniz. final dönemlerinde veya iş hayatınızda çok iş https://shareshortcuts.com/shortcuts/148-pdf-to-jpeg.html altıncı kestirmemiz (bkz: calendar to timeline)
bu kestirme aracılığıyla arkadaşlar takvimdeki etkinliklerinizi bir zaman çizelgesi şeklinde size sıraya sokarak gösteriyor. yapmanız gereken tek şey takvim uygulamasına randevularınızı yazmak. sonra o sizin için sıralı bir şekilde çizelgeyi gösteriyor. kestirmeyi indirip denemenizi şiddetle tavsiye ederim: https://shareshortcuts.com/shortcuts/261-calendar-to-timeline.html bu arada bu çizelgeyi çıktı olarak alabilir ve duvarınıza asabilirsiniz.
yedinci kestirmemiz tüm insanlık adına gelsin: (bkz: send delayed message)
bu kestirme ile diyelim sabah kız arkadaşınıza veya erkek arkadaşına saat 08.00'de günaydın mesajı göndermek istiyorsunuz. yapmanız gereken tek şey kestirmelere girip bu programı açıp mesaj göndermek istediğiniz kişiyi seçiyorsunuz ve daha sonra atmak istediğiniz mesajı ve saati yazıyorsunuz. hoppp! mesaj sabah sizin adınıza gitmiş oluyor. https://www.icloud.com/shortcuts/b2bc74681e61455e9e8f6fe60c6ce351
dokuzuncu kestirmemiz: (bkz: reverse ımage search)
bu kestirmeyi indirdikten sonra herhangi bir fotoğrafın kaynağını bulmak istiyorsanız kestirmeye girip bu programı açıp fotoğrafı oraya yükleyerek internet dünyasında var mı yok mu diye kontrol edebilirsiniz. google'da boş yere aramakla uğraşmayın. tek tık...https://www.icloud.com/shortcuts/bede88d25996475285c465e333d1ef71
onuncu kestirmemiz: (bkz: charge notification)
değerli arkadaşlarım diyelim evden çıkmadan önce telefonunuzun şarj yüzdesinin 75 olmasını ve bu doluma ulaştığında size bildirim göndermesini istiyorsunuz. paaat! işte bu kısayol sayesinde sizler bundan haberdar olabileceksiniz. yapmanız gereken kestirmeler uygulamasına bu kestirmeyi indirip programı açıp yüzdeyi belirlemek... al bakalım bu da ülker link https://www.icloud.com/shortcuts/ac6f77095cd948c8927796e9373285f8
on birinci kestirmemiz: (bkz: battery manager)
bu kestirme sayesinde telefonunuzu süper hızda şarj edebilir ve sağlıklı bir pil güvenliği sağlayabilirsiniz.
kestirmelerinize bu programı indirmek için: linke tıklayabilirsiniz https://www.icloud.com/shortcuts/e4d762f860c946a39c7d3c99752c127e
bu programı kullanın arkadaşlar. diyelim şarjınız çok az ve sizin telefona oldukça çok ihtiyacınız var direkt yine program içi seçimlerle telefonunuzdan maksimum verim almak için uygulama size seçenekler sunuyor. arka plan uygulamalarını kapatıp size güç imkanı sunuyor.
on üçüncü kestirmemiz:
(bkz: water eject) bu kestirme efsane ötesi... diyelim sizin telefonunuz suya dayanıklı fakat hoparlörünüz buna rağmen cızırtılı ses çıkarıyor ve siz bunu temizlemek istiyorsunuz. buyrun, bu programa tıklayarak tiz sesler aracılığıyla hoparlördeki su dışarı atılıyor. indirip deneyin derim https://www.icloud.com/shortcuts/1ebdf99ec835406a9c94b553ad952fc0
on dördüncü kestirmemiz özellikle yurt dışındaki insanlarımıza gelsin:
(bkz: bahşiş hesaplama)
bu uygulama aracılığıyla vermek istediğiniz bahşişi hesaplayabilirsiniz. gelen hesaba karşılık yüzde kaç bahşiş vermek istediğinizi siz belirliyorsunuz ve çıkan sonucu size aktarıyor. bahşiş hesaplama https://www.icloud.com/shortcuts/f068c932eeb74659a51ea49c8a60b3ac
on beşinci kestirmemiz: youtube'dan hd kalite video indirmek isteyenler için (bkz: true hd youtube downloader) bu da kestirme linki https://www.icloud.com/shortcuts/5336010127c046469d8e260699707427 url'yi kopyala ve uygulamaya tıkla daha sonra sana hangi kalitede indirmek istediğini soracak...
on altıncı kestirmemiz:
(bkz: share wifi)
arkadaşlar şahsen ben eve gelen arkadaşlarıma net şifremi vermiyorum. bu kestirme aracılığıyla bir qr kod oluşturup onların telefon kameralarından bu qr kodu taramalarını sağlatıp internete bağlanmalarını sağlıyorum. size de tavsiyemdir: buradan ulaşabilir ve indirebilirsiniz https://shortcutsgallery.com/shortcuts/share-wi-fi/
on yedinci kestirmemiz: (bkz: instagram story camera)
bu kestirme sayesinde tek tıkla direkt instagram hesabınızın hikaye kısmına videonuzu veya fotoğrafınızı çekip koyabilirsiniz. link link https://shortcutsgallery.com/shortcuts/instagram-story-camera/
on sekizinci kestirmemiz: (bkz: morse code)
bu kestirme sayesinde sizin yazdığınız kelimeyi arka flaş yardımıyla mors alfabesine çeviriyor ve ileti oluşturuyor. link için buyrun https://www.icloud.com/shortcuts/d406a7131a0d4939887120eb00b061f5 değerli arkadaşlarım yazı umarım işinize yarar.
submitted by Arnoldcivardagezer00 to KGBTR [link] [comments]


2019.07.30 14:09 TurkceHaberMerkezi SEO - Macaw

SEO, Bu çalışmalar genellikle web barındırma ve web sitesi komut dosyası yükleme gibi birçok diğer faktörler içerir. SEO çalışmaları kısa sürede etkili olmadığı için aylık raporlama yapılır. Her ayın başında markaya sunum şeklinde teslim edilir. SEO performansını belirleyen metrikler organik trafik: site ziyaretlerini ölçmek için araçlar Google Analytics Yandex Metrica vb. arama motorlarından gelen trafik sayısını görüntüleyerek performansın doğrudan etkisini görebilirsiniz. SEO Arama Motoru Optimizasyonu anlamına gelen Arama Motoru Optimizasyonu anlamına gelir. SEO arama motorlarında bir web sitesinin görünürlüğünü artırmak için teknik analiz ve yaratıcı çalışmaların tamamıdır.

SEO

Her arama motoru farklı sıralama ve kalite sinyalleri kullanır. SEO web siteleri daha iyi ücretsiz SERP arama sonuçlarında konumlandırılmış olmasını sağlar. Bir SEO firması ile çalışmak sitenizin daha hızlı gelişmesine ve zamandan tasarruf etmesine izin verecektir. Ne Google SEO Google Arama Motoru doğrultusunda web sitelerinin optimizasyonu olduğunu. Bunlar Google kalite Yönergeleri ve sıralama sinyalleri faktörlerine dayanan teknik çalışmalardır. Google Analytics Search Console Google my Business kaydı ve Site Haritanızı Google'a göndermek ilk adımlardır. SEO nasıl yapılır SEO süreçleri SEO çabaları ne biz bir arama motoru dostu web sitesi var. Arama motorları anlamak ve daha kolay sitenizi taramak için gerekli kriterleri sayfa alaka artırılması. SEO çalışması çok önemli neden SEO Arama Motoru Optimizasyonu hızla en az başarılı reklamlara kadar satış artırır yöntem olmasıdır. SEO çalışması ile başarı elde etmek istiyorsanız Google'ı ilk sayfanın ilk 5 sırasına yükseltmeniz gerekir.

SEO Macaw

Rama motorları web sayfaları PDF'ler görüntü dosyaları vb.Içerir. web tarayıcıları veya botlar olarak da bilinen otomatik robotları dizinlerini taramak kataloglamak ve eklemek için kullanır. Oradan her web sayfası ve dosya dizine eklenecek kadar benzersiz bir değer sunup sunmadığını belirleyen algoritmalar adlı özel yazılım tarafından değerlendirilir. Bu web sayfası ve dosya dizine eklenecek kadar değerli sayılırsa algoritmalar tarafından belirlenen arama sonuçlarında görüntülenecek ve kullanıcının sorgusunun amacına uygun olarak listelenecektir. Arama motorlarının başarısının altında yatan gerçek budur.
submitted by TurkceHaberMerkezi to u/TurkceHaberMerkezi [link] [comments]


2019.05.05 17:58 erdalbey SEO Uzmanı Ne Yapar

SEO Uzmanı Ne Yapar

SEO UZMANI NE YAPAR
Basit ve cevabı kolay bir soru aslında. Ancak aynı zamanda konuya hakim olmayanlar için oldukça karışık ve profesyonellik isteyen bir süreç. SEO Uzmanı Ne Yapar sorusunu şöyle cevaplayabiliriz;
SEO Uzmanı Şunları Yapar;
1 - Web sitenizi profesyonel olarak analiz eder tüm eksiklerinizi raporlar.
2 - Web sitenizi gerek açılış hızı gerek sayfadaki tüm materyaller ( kodlar dahil ) optimize eder ve performans artışı sağlar 3 - Web sitenizi başta google olmak üzere arama motorlarının sevip otoriter olarak kabul edeceği bir konuma getirir. 4 - SEO Uzmanı arama motorlarında bulunmak istediğini anahtar kelimelerinizde size sıralama yükselişi sunar ve potansiyel müşterileriniz tarafından bulunur olmanızı sağlar.

Kısaca SEO Uzmanı sizi google ve diğer arama motorlarında bulunabilir, üst seviyelerde listelenir seviyeye çıkarır. Bu elbette çok değerli çalışmadır. Zira arama motorlarında üst sıralarda çıkmak çok işlek ve trafiğe kapalı aynı zamanda gün içinde en az 5000 kişinin sürekli geçiş yaptığı bir caddede dükkan açmanın ötesinde bir getiridir.
Artık SEO Uzmanı ne yapar veya SEO Uzmanının Görevi Nedir gibi soruların cevabını net ve kısa olarak verdiğimize inanıyoruz. Kısaca dedik. Tabiki burada birkaç maddeyle özetlediğimiz konuyu detaylı olarak yazmamız gerekse en az 50 sayfalık bir PDF döküman ortaya çıkacaktır.
submitted by erdalbey to u/erdalbey [link] [comments]


2019.05.05 16:02 mcclure35 Dev Boro Dis Dium! – This week’s language of the week: Konkani!

Konkani, affectionately called Mãi-Bhas (“Mother Tongue”) by speakers, is an Indo-European language spoken primarily in the Indian State of Goa, in pockets along India’s Konkan Coast (especially Mangalore), and in large Goan and Mangalorean expat communities in Pakistan (Karachi), the Persian Gulf, Mozambique (Maputo), Kenya, Uganda, the UK, Portugal, Canada, and the US.
Konkani is written in 5 scripts – Nagari (Devanagari), Romi (Latin), Kannada, Malayalam, and Perso-Arabic.
In 2011 it was estimated that 2.3 million Konkani speakers live in India. Because of the large diaspora of Konkani speakers, global estimates of the language vary, but figures range from roughly 2 to 7 million, with most estimates falling around 3-4 million fluent speakers globally.
Konkani is the state language of Goa, and is recognized as an official language of India.
This post mainly utilizes Romi Konkani (“Latin-Script Konkani”), for 3 practical reasons:
  1. It is the script I am most familiar with and can consult with my family regarding accuracy
  2. Unlike all other Indic languages, Romi Konkani is not an English transliteration of a foreign script, but a native standard form with 500 years of written tradition. It's used in official capacities by the State of Goa and millions of Konkani-speakers.
  3. I’ve found that Romi Konkani is the most accessible to English-speakers and those without previous exposure to the Nagari script.

History

Origins & Goykanadi Script:
The oldest surviving Old Konkani inscription was written in the 100s CE near Aravalem, Goa, in the now-extinct Goykanadi Script, presumed to be the original native script for Konkani. As early as 981 CE, Old Konkani was being written in multiple scripts, evidenced by Old Konkani inscriptions in both Nagari and Kannada at Jain pilgrimage sites in Gomateshuara (near modern Bangalore).
Warring States and New Scripts:
Through the 1300s and 1400s, several Sultanates (Delhi, Bahamani, Bijapur) and the southern Karnata Empire warred over ownership of much of the Konkan Coast, leading Konkani-speaking people to migrate away and adopt other scripts, including the Nagari Script (in modern-Maharashtra), the Kannada Script (in modern-Karnataka), and the Malayalam Script (in modern-Kerala).
Meanwhile, the establishment of Sultanate trade-routes introduced Persian loanwords and the Perso-Arabic Script, still used by some of the Muslim population. Arab traders also brought East African slaves to the region, descendants of whom are today known as the Siddis, and who incorporated limited Swahili and Bantu words.
Romi (Latin) Script & Portuguese Influence:
The 1510 conquest of Goa by Portugal was a watershed moment in the evolution of Konkani. The Portuguese brought the first Printing Press to Asia, and in 1616, the first mass-produced Indian-language book was authored in Konkani and Marathi. This book, the so-called “Christian Puranas”, was an epic poem version of the Christian Bible, in the literary style of the Hindu puranas – 11,000 stanzas of 4 verses. The printing press established Romi Konkani in India, especially in dictionaries, grammar books, and Christian and Hindu religious texts.
Despite an on-and-off printing of Konkani books, the Portuguese government was most known for instating the Portuguese Inquisition, which included religious and linguistic persecution of the Konkani people.
Romi Konkani transcriptions of historic texts such as the Mahabharata and Ramayana were smuggled out of Goa, where they survive in the Braga Public Library in Portugal today.
Finally, the Portuguese-Maratha wars in North Goa resulted in a larger migration of Konkani speakers to Mangalore, where they exist as a significant minority today.
Modern History and Language “Agitation”:
In the 1960s, Goa was liberated from the then-authoritarian Salazarist government of Portugal, and annexed to the Indian Union. The state voted against a proposed merger with Maharashtra, ensuring that Konkani would remain politically independent.
Despite this, it wasn’t until the “Language Agitation” civil dissent campaign of the 1980s that Konkani was officially recognized as a state- and national-language of India (in 1992). The Indian Constitution was only recently translated into Konkani, in April 2019.

Linguistics

Much like Marathi, its sibling to the north, Konkani developed from a Sanskrit-based Prakrit – an intermediate form between Sanskrit and modern Indo-Aryan languages such as Konkani, Marathi, Sinhalese (a language of Sri Lanka) and Maldivi (a language of the Maldives).

Classification
Indo-European -> Indo-Iranian -> Indo-Aryan -> Southern Zone -> Marathi-Konkani -> Konkani

Mutually Intelligible Dialects
Dialect Location where most prevalent
Antruz Konkani Central Goa, official standard dialect
Bardeskari Konkani North Goa province of Bardez
Saxtti Konkani South Goa province of Salcette
Mangalorean Konkani Mangalore dialect, historically similar to Bardeskari
Chitpavani & Malvani Konkani Maharashtra dialect, found in coastal regions
Daldi & Siddi Konkani Karnataka dialect, found in Muslim and Afro-Indian communities, respectively

Loanwords:
While Konkani is not a creole language, as sometimes claimed, it does have a rich tradition of loanwords, owing to the Konkan Coast’s unique location on Indian Ocean trade routes. Here are a few examples:
Konkani Meaning Loanword Origin
Mãi Mother from Portuguese “Mãe”
Sussegad Restful from Portuguese “Sossegado”
Communidad Community from Portuguese “Comunidade”
Chavi Key from Portuguese “Chave”
Zonelle Window from Portuguese “Janela”
Balcav Balcony from Portuguese “Balcão”
Patrav Boss from Portuguese “Patrão”
Novo New from Portuguese “Novo”
Beiju Kiss from Portuguese “Beijar”
Batatt Potato from Portuguese “Batata”
Pav Bread from Portuguese “Pão"
Mezz Table from Portuguese “Mesa”
Tiatr Theatre from Portuguese “Teatro”
Natal Christmas from Portuguese “Natal”
Duddu Money from Kannada “Duddu”
Tantim Egg from Kannada “Tatti”
Saiba (an honorific title) from Persian “Sahib”
Noxib Fate from Persian
Bhogos Forgive from Persian

Phonology and Phonotactics
As this is not my area of expertise, I direct you to this fantastic breakdown of Konkani phonology in the Kannada script, Romi script, and Nagari script: https://extraetc.wordpress.com/2016/07/02/the-konkani-vowels/
Here’s an excerpt:
Konkani has two vowels not found in many other Indo-Aryan languages. They are ɛ and ɔ. They are roughly equivalent to the sound made by ‘a’ in cat and ‘au’ in caught respectively. Romi Konkani uses the characters ‘e’ and ‘o’ respectively for these. Kannada mostly follows suit although sometimes cat is written as ಕ್ಯಾಟ್. In Devanagari, ɛ is written ऍ. […]
Morphology and Syntax
Konkani nouns have three genders: Masculine, Feminine, and Neuter.
Nouns, pronouns, and adjectives undergo declension in 8 tenses: the Nominative, Accusative, Dative, Genitive, Vocative, Instrumental, Locative, and Ablative. Here's an example with clickable sound recordings for Put (meaning "son").
Tense Inflection Use Singular Plural
Stem word --- Puta Putam
Nominative "Son(s)" Put Put
Vocative "O son" / "O sons" Puta Putam
Genitive (masculine possessor) "My son(s)" (e.g. as a father) Putacho Putancho
Genitive (feminine possessor) "My son(s)" (e.g. as a mother) Putachi Putanchi
Genitive (neuter possessor) "My son(s)" (without gender) Putachem Putanchem
Dative & Accusative "To the son(s)" Putak Putank
Instrumental "By means of a son / sons" Putan Putamnim

Written Samples:

A traditional Konkani poem by João António of Goa, re-published in 1996:

Konkani Line English Translation
Inocenti mujem vido This innocent life of mine
Sacrificar kortam tuka, I am offering as sacrifice to you,
Mujem kallizo rê ugottam I open my heart to you,
Poilem entrad tuka ditam. You are the first allowed in.
Aji disu rê sucachó, Today is a day of happiness,
Sorgari uzvadd noketranchó. The sky is lit with stars.
Beiju tuka ditam rê mogachó, I am giving you a kiss of love,
Ulas ghalun sontosachó. With a sigh of happiness.

A Modern Konkani Newspaper, published in 2019:
  1. Front page of the "Amcho Avaz" (Konkani for "Our Voice"), one of the most circulated Romi Konkani newspapers.
  2. A zoomed-in "Lifestyle" page of the Amcho Avaz.

Vocal (Music) Samples:

The Konkani language has a centuries-old tradition of using music to unite disparate dialects, scripts, geographies, and religions. I highly recommend you check out the sampling of Konkani-language music below:
The traditional Konkani Mando (which probably originates from the French Minuet) is a social dance in 3/4 time.
  1. Contemporary Mando - Adeus Korcho Vellu Paulo ("Time to say Goodbye")
    1. “Queenie” Fernandes, a contemporary Konkani singer, with a slow Jazz adaptation of a traditional Mando, called “Adeus Korcho Vellu Paulo” – “Time to say Goodbye”
  2. Traditional Mando - Adeus Korcho Vellu Paulo ("Time to say Goodbye")
    1. Performed in a traditional style by Konkani artists in Portugal.
  3. A Cappella Mando - Tambde Rosa ("Red Rose")
    1. A Swedish A Cappella group practice for a charity event in Menezes Braganza Hall in Goa. The group received help from Goan musicians on standard Konkani pronunciation.
Big Band Era songs:
  1. LISBOA – “Lisbon”
    1. “Lisboa” (meaning “Lisbon” in Konkani), performed by Konkani trumpeter Chris Perry (born Christovam Pereira) and sung by Bombay-born Konkani singer Lorna Cordeiro (known mononymously as Lorna)
  2. BEBDO – “Drunkard”
    1. “Bebdo” (meaning “Drunkard”), sung by Lorna and performed by Chris Perry. Has subtitles in English.

Movie Trailer Sample:

  1. Nachom-ia Kumpasar ("Let's dance to the rhythm"), a 2015 film devoted to the entangled lives of famous Konkani singers in Bombay. It was included in the shortlist at the 2016 Oscars for Best Picture and Best Original Score

Sources / Further Reading:

  1. A History of Konkani Literature: From 1500 to 1992 by Manohararāya Saradesāya (from books.google.com/books?id=1YILeUD_oZUC)
  2. Songs from Goa: Mandos (from songs-from-goa.at/info30-mando.html#a88)
  3. Konkani Grammar Declensions (from nostalgoa.com/konkani-grammar-declensions/)
  4. African (Siddi) Settlements in India by Abdulaziz Lodhi, Uppsala University, Sweden (njas.helsinki.fi/pdf-files/vol1num1/lodhi.pdf)
  5. Romi Konkani: The story of a Goan script (from firstpost.com/living/romi-konkani-the-story-of-a-goan-script-born-out-of-portuguese-influence-which-faces-possible-decline-6510431.html)
  6. Konkani: A Language in Crisis (from livemint.com/Leisure/AJVHke7VvvvVPerV1jv8WO/Konkani-a-language-in-crisis.html)

Much thanks to galaxyrocker for helping me with this Language of the Week submission! Also check out the /LearnKonkani sub for resources around learning Konkani.
M.S.N.

Previous LotWs

German Icelandic Russian Hebrew Irish Korean Arabic Swahili Chinese Portuguese Swedish Zulu Malay Finnish French Nepali Czech Dutch Tamil Spanish Turkish Polish Frisian Navajo Basque Zenen Kazakh Hungarian Greek Mongolian Japanese Maltese Welsh Persian/Farsi ASL Anything Guaraní Catalan Urdu Danish Sami Indonesian Hawaiian Manx Latin Hindi Estonian Xhosa Tagalog Serbian Māori Mayan Uyghur Lithuanian Afrikaans Georgian Norwegian Scots Gaelic Marathi Cantonese Ancient Greek American Mi'kmaq Burmese Galician Faroese Tibetan Ukrainian Somali Chechen Albanian Yiddish Vietnamese Esperanto Italian Iñupiaq Khoisan Breton Pashto Pirahã Thai Ainu Mohawk Armenian Uzbek Nahuatl Ewe Romanian Kurdish Quechua Cherokee Kannada Adyghe Hmong Inuktitut Punjabi Slovenian Guaraní II Hausa Basque II Georgian II Sami II Kyrgyz Samoan Latvian Central Alaskan Yup'ik Cape Verdean Creole Irish II Amharic Cebuano Akkadian Bengali Rohingya Okinawan Ojibwe Assyrian Neo-Aramaic Tahitian Greenlandic Kalmyk Coptic Tsez Warlpiri Carib Hopi Gothic Ugaritic Jarawa German II Bilua Scots Hokkien Icelandic II Sranan Tongo Punjabi II Burushaski Dzongkha Russian II Hebrew II Tundra Nenets Korean II Oneida Arabic II Telugu Swahili II Aymara Standard Chinese Cheyenne European Portuguese Kalaw Lagaw Ya Swedish II Pali Zulu II Paiwan Malay II Finnish II French II Nepali II Lepcha English Czech II Central Atlas Tamazight Dutch II Alabama Tamil II Chukchi Turkish II Sign Language Special Spanish II Tuvan Polish II Yakkha Frisian II Moloko Navajo II Palula Kazakh II Chakali Hungarian II Greek II Mongolian II Japanese II Maltese II Mende Welsh II Tulu Gibberish Persian II Anything II Konkani
submitted by mcclure35 to languagelearning [link] [comments]